|
 |
|
|
Bu aşka şapka çıkmaz mı?
Charles-Camilla ilişkisi bitmeyen bir aşktan daha fazlasını anlatıyor: Mesela Charles'ın büyüyüp olgunlaştığını ve Kraliçe Elizabeth'in zamana uyma becerisini...
londra
İngiliz masalları içinde, aslında hiç yaşamadığı söylenen Kral Arthur'la ilgili olanlar çok ama çok popülerdir. Bu hikayelerden birine göre, İngiliz tahtının asıl sahibi olacak kişi, bir kayaya saplanmış devasa kılıç Excalibur'u yerinden çıkartacak olandır. Bunu bir tek kişi becerebilir: Henüz çocuk yaştaki Kral Arthur. Gücünün ve kuvvetinin yanı sıra, büyücü Merlin'in kendisine öğrettiği kurnazlığı, kişiliğine kazandırdığı dinginlik ve olgunluğu kullanarak gerçekleştirir bunu.
Eğer ileride Prens Charles da bir destan kahramanı olacaksa Arthur kadar şanslı olamayacak ne yazık ki. Ne kendisine yardım eden bir büyücü var yanında ne de tam şu sıralar desteğini beklediği bir halk. Arthur'un kayaya saplı kılıcı çıkarmasından çok daha zorlu bir mücadelesi var Charles'ın. Her şeyden önce, hakkı olan tahttan bile uzak düşmesine yol açabilecek bir aşka düşmüş durumda. 30 yıl sürmüş bir sevgi, 30 yıl boyunca sönmemiş bir aşk ateşi, iki genç aşık gibi Charles ve Camilla'nın etrafını sarmış durumda. Yine de, bu çağdaş destanın birbirine aşık iki baş kahramanından başka kimsenin aklı ve gönlü bu işe tam yatmış değil. Anglikan Kilisesi'nin evliliği onaylamayacağı beklentisi var. Ama monarşinin, yeni ve aptalca bir dizi unvan ya da rütbe "icat" ederek yaralara merhem olma adeti bu saçmalığa da bir çare bulmuşa benziyor. Yani çift kilisede evlenemeyecek ama sonradan yapılacak bir dua töreni ile evlilik kilise tarafından onaylanacak.
Bana sorarsanız asıl şimdi Charles hem büyüdü hem de nihayet özgürlüğüne kavuştu. Talihsiz Diana hayattayken ilişki bir hayli gergindi. Şimdi ise Charles ile Camilla birbirlerinin varlığıyla, beraberlikleriyle rahat ve mutlular. Ruhları kardeş, birbirlerini iyi anlıyorlar ve en önemlisi iyi dostlar. Charles ile Diana arasında böyle bir ilişki hiçbir zaman yaşanmadı.
Camilla yanındayken Charles daha mutlu ve rahat. Bundan ötürü, prensler William ve Harry dahil, herkesin Camilla'yı kabullenmesi oldukça kolay olacağa benziyor. Camilla prenslere sıcak davranıyor. Üvey anne olmayacağını belli ediyor. Daha çok bir abla gibi davranıyor onlara. Prensler de belki babalarının 30 yıllık bu aşkına saygı duyuyorlar, kim bilir? Clarence House'dan yapılan ilk açıklamada iki prensin babalarının nişanlanmasından mutluluk duydukları belirtilmişti zaten.
Diana, Camilla'dan her zaman nefret etmişti. Varlığından her zaman rahatsız olmuş, adını bile anmak istememişti. Haksız da sayılmazdı elbette, kocasının gençlik aşkıydı Camilla. Diana yaptığı televizyon söyleşisinde ondan "Kim olduğunu bildiğiniz", "o kadın" , "o" , veya "üçüncü parça" diye söz etmişti. Boşanmadan sonra eski kocasının uzatmalı sevgilisi Camilla ile evlenmesi olasılığı ile ilgili bir soru üzerine "Ancak ben öldükten sonra" dediği hâlâ hatırlardadır. Öyle de oldu nitekim. Ama bu evliliğin hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğine inandığı için fazla da üzerinde durmaya lüzum görmüyordu. Ona göre Kraliçe Elizabeth buna asla izin vermeyecekti. Charles da annesinin izni olmadan evlenemezdi.
Ama öyle olmadı ve zaman kraliçelerin de değişebileceğini gösterdi. Ünlü Robes Malikanesi'nin hanımefendisi Grafton Düşesi'ne göre kraliçenin son yıllardaki ilkesi "zamana uy!" Kocasına göre kraliçe "toleranslı ve çoğulcu" bir insan ve oldukça da dindar. Bu nedenle olsa gerek, Kraliçe ve kocası Prens Philip nişanlı çifte "en sıcak temennilerini" sunduklarını belirttiler. İşin doğrusu Kraliçe, Camilla'ya fazla ısınmış değil. Onu pek tanımıyor ve tanımak için de pek çaba göstermiyor. Kraliçe ülkenin resmi mezhebi Anglikan Kilisesi'nin başı durumunda. Bu nedenle kilisede yapılan evlilik yeminini çok ciddiye alıyor. Örneğin kendisi hiçbir zaman boşanamaz. Tahta çıktığı ilk yıllarda boşanmış hiç kimse ona takdim edilmez, edilemezdi. Eski çağlarda yaşıyor olsaydı, oğlunun Camilla ile evlenmesini istemez, izin vermezdi. Oysa şimdiki tutumu "Eğer bu onu mutlu edecekse, evlensinler" şeklinde.
Charles'ın tavrı çok net gösterdi ki sarayda dengeler hızla değişiyor
Charles kesinlikle bir romantik. Peki romantizm bir zayıflık işareti olabilir mi?
Evlenme teklifinde bulunduğunda Camilla'nın önünde diz çöktüğü söyleniyor. Buna romantizm neden olduysa hiç de zayıflık değil doğrusunu isterseniz. Bence, yaşamdaki gerçek yerini bulması, özgür, "büyümüş", olgunlaşmış bir erkek olması demektir bu. Bir zamanlar Windsor hanedanlığının Hamlet'i olan kişi yani Charles, şimdi kendi kararlarını kendi veren, gerçek bir veliaht. Windsor Sarayı'nda dengelerin değişmekte olduğunu bundan daha iyi ne gösterebilir?
Galler Prensi canavarlarla boğuştu ve onları yemeyi başardı. Sonunda gerçek prensesine de kavuştu. Baharın 12'inci gününde onunla evleniyor.
Arthur kayaların arasına saplanmış kılıcı çıkarmayı başardığı için bir destan kahramanı hâlâ. Charles ise aşkına sahip çıkarak, önüne çekilen duvarların arasından çekip aldığı Camilla ile bir gerçek hayat kahramanı... Bu aşka şapka çıkmaz mı?
|
|
|

|