Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 07 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TÜRKİYE'NİN AB YOLCULUĞUNDA REHAVETE KAPILMASI KUŞKU YARATTI
Direksiyonda uyursak ne olur?

İktidar döneminin ilk iki yılında AB tam üyeliği hedefine odaklanan ve bu nedenle destek gören AKP hükümeti şimdi 'TÜRKİYE BU SÜRECİ TAŞIYAMAZ' deyip işi yavaştan alırsa ummadığı kadar ağır bir faturayla karşı karşıya kalabilir.


Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn'in bugün başlayacak olan Ankara ziyareti öncesinde, 5 - 6 Mart tarihli Financial Times gazetesinde yer alan haberin başlığı şöyle: "Türkiye AB'ye katılma konusunda ayak diretiyor". Gazetenin Ankara temsilcisi Vincent Bollard'ın imzasını taşıyan yazıda şu ilginç değerlendirme yapılıyor:
"Avrupa Birliği (AB) yolunda ilerlerken, direksiyonda uyuyakaldığı izlenimini verdiği için eleştiri ateşi altında kalan Türk hükümetine 'Artık uyan' uyarısı yapılacak. Pazartesi günü Ankara'ya gelecek olan Olli Rehn, Türkiye'nin tam üyelik görüşmeleri için yaptığı hazırlıkları gözden geçirecek. Rehn'in ziyareti, Ankara'nın AB konusunda bir ayak sürüme sürecine girdiği ve Türk hükümetinin, AB'nin Türkiye'ye yeşil ışık yakan 17 Aralık kararını esas alarak AB yolunda ilerleme konusunda gönülsüz davranmasının Brüksel'deki tedirginliği artırdığı bir ortamda gerçekleşecek." Yazıda, Türkiye'deki hükümetin IMF ile anlaşma konusunda da zamana oynadığı belirtiliyor ve "AKP'nin AB ile bütünleşmeden çok, İslami kökeni nedeniyle AKP'ye bağlı yandaşlarının gönlünü almaya öncelik verdiği izleniminin doğduğu" ifade ediliyor.

Ah şu yabancılar!
Başbakan Erdoğan'ın ya da yardımcısı Dışişleri Bakanı Gül'ün ve Türkiye'deki milliyetçi dalga silahşorlarının bu yazıya karşı vereceği olası tepkiyi tahmin etmek çok zor değil. Onlara göre gene kötü niyetli ve Türkiye düşmanı bir "yabancı"nın değerlendirmesi söz konusu. Üstelik bir basın mensubu bu yabancı. Tabii ki Türkiye ile ilgili gerçekleri çarpıtacak ve hükümetin aleyhine bir değerlendirme yapacak. Türkiye'deki bir yazar bozuntusu da (yani bendeniz) bu yazıya dayanarak ahkâm kesecek. Bunları okumazsın, dikkate almazsın, olur biter, "tam bağımsız" hükümetimiz de bildiğini okumaya devam eder.
Herkes dilediği gibi düşünmekte ve davranmakta özgür kuşkusuz ancak AKP hükümetinin ve Türkiye'nin durumunda küçük (!) bir sorun var. Bu hükümet içerideki ve özellikle dışarıdaki desteğinin büyük bölümünü AB ile bütünleşme konusunda gösterdiği kararlı çaba sayesinde elde etmiş durumda. AB'ye odaklanan AKP hükümetinin attığı adımların, Türkiye'yi nasıl özgün bir konuma getirdiğini vurgulayan pek çok senaryo yazıldı, kitap yayımlandı son bir yıl içinde.

33 milyar dolar
Öte yandan, Türkiye, AB'den tam üyelik vizesini alan ülke konumuna geldiği için uluslararası piyasalarda farklı muamele görmeye başladı ve ülkeye sermaye girişleri hızlandı. Dünkü Referans gazetesinde yer alan bir habere göre yabancıların Türkiye'deki hisse senedi ve Hazine kâğıdı portföyü 33 milyar dolarlık bir büyüklüğe erişmiş. AKP hükümetinin çok övündüğü ekonomik büyüme rakamlarının, Türk parasındaki değerlenmenin ve enflasyondaki düşüşün gerisindeki önemli faktörlerden biri bu sermaye girişleri. Türkiye'nin AB yolunda attığı adımların tetiklediği bu sermaye girişlerinin, giderek kalıcı yatırım sermayesine dönüşebilmesi de, hükümetin AB sürecini kararlılıkla sürdüreceği inancının kökleşmesine bağlı.
Tüm bu nedenlerle hükümetin, AB tam üyeliğine giden yolda bilinçli ve kararlı biçimde ilerleyeceği izlenimini koruması şart. Tersi olur da AKP hükümetinin AB sürecini yavaşlatma havasına girdiği izlenimi doğarsa bütün bu ilişkiler tersine işlemeye başlar, Türkiye'nin AB üyesi olamayacağı izlenimi doğarsa hükümete açılan kredi bir anda hemen ödenmesi gereken borca dönüşür ve kısa vadeli sermaye gözünü iç kapıya diker, kaçma fırsatını kollamaya başlar. İyi niyetli uyarılara aldırmayan hükümet de bir anda kendini bambaşka koşulların karşısında bulur. AB ile bütünleşme senaryosuna bu kadar angaje olduktan sonra "Türkiye bunu kaldırmaz" deyip yan çizmeye kalkışmanın faturası ağır olabilir.

AB'nin 'yeni'leri 'eski'leri sarsıyor
Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik yolunun henüz başında olan Türkiye şimdiden 'yorgunluk' belirtileri sergilerken geçen yıl AB'ye tam üye olarak kabul edilen on ülkenin atakları eski Avrupa'yı sarsıyor. AB'nin 'yeni'lerinin yabancı yatırım sermayesi çekmek ve ekonomik hayatı canlandırmak için attığı adımlar, ekonomik ve mali reform yapma konusunda yavaş davranan 'eski' AB üyelerini tedirgin etmeye başladı. Küçük bir Baltık ülkesi olan Estonya'nın tek oranlı gelir vergisi sistemine geçip vergi oranını % 20'ye kadar düşürmesi üzerine Slovakya da buna benzer bir uygulamaya yöneldi ve vergi oranını % 19 olarak belirledi.
Çek Cumhuriyeti ve Macaristan da bu kervana katılma çabasında. Bilişim ve iletişim teknolojileri kullanımında da atılım yapan 'yeni' AB ülkeleri, kendi ülkelerindeki yüksek vergi oranlarından yakınan 'eski' AB ülkeleri firmalarının da ilgisini çekmeye başlayınca 'eski' AB ülkeleri kendi vergi düzenlerini gözden geçirmeye zorlandı.

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
'Toplumsal Tarih' ve Osmanlı
TOPLUMSAL Tarih dergisini izlememek ciddi bir...
Çetin ALTAN
Allah be...
DÜŞ kurup sigara dumanının halkalarında, hafi...
Yasemin CONGAR
Şam'a karşı ortak cephe ve biz
Dünya gündemini daha ziyade Türkiyeli ağızlar...
Faik ÖZTRAK
Borç doğuran sermaye kırılganlık yaratıyor...
Ocak ayına ait ödemeler dengesi verileri cari...
Hasan PULUR
Avrupa ile farkımız!
BAZI okurlar, günlük yaşantımızdan örnekler v...
Ece TEMELKURAN
Kadınlar, kadınları dinleyince...
"Yüzlerce kişi 'rapor' yazdı; 'inmek' isteyen...
Yaman TÖRÜNER
Global eğilim bizi kurtarıyor
Bugünlerde, Türk ekonomisini dünyada olup bit...
Osman ULAGAY
Direksiyonda uyursak ne olur?
Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üye...
Güngör URAS
"Böyle geldi" ama "böyle gidemeyecek"
İki seçenek var: (1) "Alarak vermek". Halka v...
M. Ali BİRAND
Ankara'da bugün Kıbrıs pazarlığı var
Bugün Ankara'da Avrupa Birliği ile Türkiye ar...

© 2005 Milliyet