|
 |
|
|
Yurtdışına gitmek
Soru Yorum / R. Süha Tanrıöver
Geçenlerde kısa süreli bir ziyaret için İrlanda Cumhuriyeti'ne gittim. Bize biraz sapa geldiğinden, gidiş/dönüş günleri toplamı, orada kaldığım süre kadar tuttu.
Burada birkaç gözlemimi sizinle paylaşmak istiyorum :
1. Avrupa ülkelerinden vize almak çok zorlaşmış ve anlaşıldığı kadarıyla daha da zorlaşacaktır.
Eskiden transit yolcu olarak geçtiğimiz Münih Havaalanı'nda, önce Almanya'ya giriş yaptık, daha sonra Dublin'e gidebilmek için Almanya'dan çıktık. Birlikte gittiğimiz kişiye verilen vizenin süresi, seyahatin başladığı ve bittiği gün ile sınırlıydı. Bir gün fazla vize verilmeyen bu kişinin pasaportunda çeşitli ülkelere ait 10'dan fazla vize bulunmasına ve bu kişinin işadamı olmasına rağmen alınabilen vize bundan ibarettir.
2. İrlanda Cumhuriyeti tarafından verilen vize ise üç aylık ve tek girişliydi. İrlanda'ya girerken hangi gün geri döneceğimize ilişkin bir soru sordular ve bunu pasaportumuza işlediler. Pazarlığı daha baştan kesip dönüşümüzü garanti altına almaya çalıştıklarını düşündüm.
Görünen köy, bu işlerin biz sıradan Türkler için giderek daha zorlaşacağı. Yaklaşık 26 yıllık avukatım. Benim durumumda olan birçok işadamı, avukat, doktor, mali müşavir, mühendis, yönetici ve benzeri mavi pasaporta bağlı olarak yurt dışına çıkıyoruz.
* * *
Benim sevgili kardeşim emekli öğretmen ve pasaportunun rengi yeşil. Bu ülkeye çok hizmet eden birçok meslektaşı gibi öpülesi elleri var. Ancak bu ülkeye hizmet sadece devlet memuru olanların tekelinde midir?
Üreten, ihraç eden, bu nedenle çeşitli kereler yurt dışına gitmek durumunda olanları da kapsar şekilde bir düzenleme yapılmasının, örneğin en az şu kadar yıldan bu yana vergi mükellefi olanlara da yeşil pasaport verilmesinin uygun olacağını düşünüyorum.
Bu pasaportu alabilecek olanların, ister memur, ister serbest çalışan olsun sınırının dar tutulması halinde, bunun kötüye kullanılması ve deyim yerinde ise "sulandırılması" önlenebilir.
* * *
Gözlemlediğim diğer bir husus, Türkiye'ye karşı çok artan ilgi. Bu ilginin iki yönü var. Bunlardan birincisi yeniden yükselişe geçen ülkemizin bir fırsatlar ülkesi olarak değerlendirilmesi. Diğeri ise hala çekingenlik uyandıran uygulamaların mevcut olması. Tanıdığım ve şimdi Türkiye'de iş yapmakta olan bir kişiye, eğer Türkiye'ye giderse orada başına çok tatsız işler geleceği söylenmiş ve engel olunmaya çalışılmış. Bu kişi şimdi, çeşitli çekincelere rağmen, Türkiye'ye yerleşmeyi düşünüyor. Sezen Aksu'nun şarkısındaki gibi durumu, "Bir yanım karşı koyar, bir yanım ister."
İş dönüp dolaşıp istikrarlı ve güvenilir olmaya geliyor. Maaşallah (iki a tek ve uzun bir a olarak okunmalıdır) bu konuda kendi ayağımıza çelme takmakta üzerimize yok. Ya da bu bir futbol maçı ise eğer, maçlarımızı kendi kalemize atıp durduğumuz goller ile bitiriyoruz. Örnekleri saymalı mıyım yoksa?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|