Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Mart 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İmar planları

Satır Arası / Deniz Sipahi

1998 yılında toplanan Avrupa Konseyi Kent Plancıları, şu bildiriyi yayınlıyor.
"Geleneksel şehircilik, kentlerin fiziksel biçimi ve arsa kullanımı ile ilgileniyordu. Sıkı bir zoning (bölgeleme) politikasının uygulanması kentsel yaşam ortamında çeşitliliği ve sürekliliği yıktı ve tekdüze bir arsa kullanımının gelişimini yönlendirdi. Kentin düzeni ve gelişmesi, çok zaman altüst oldu. Düzenleme sürecinde, özel karakteri olan farklı mahalleler dikkate alınmadı. Kentli yaşamının değişken ilgisi ve tecrübesi azaltıldı. Gelişmede sabit ihtiyaçları değiştirmek gibi, kentsel tasarımda tüm kozları değerlendirmeyi sağlayan çözümler aranmadı. Düzenleme esnek olmalıydı ve toplumun katılmasına olanak sağlamalıydı, yapılmadı..."
Plancılar şu ilkeleri önermekteydi. "Kentlerin düzenlenmesinde genel olarak, tek işlevli, büyük ölçekli zoning ilke olarak terk edilmelidir. Ancak, toplumun güvenliği ve sağlığı için gerektiğinde işlevsel ayırım yapılabilmelidir..."

* * *

Yani...
İmar planları zaman içinde çeşitlilik kazanmalı ve sürekliliği sağlamalıdır. Planlar toplumun katılmasına olanak sağlamalıdır.
Planda değişiklikler daha açık, daha esnek veya daha birbirine uygun olabilmelidir.
Plandaki değişiklikler yeni üretimin ve taleplerin karşılanmasını sağlamalıdır.
Şehir ve Bölge Planlama profesörlerinden Orhan Kuntay, "İmar planlarının ilkelerini değiştirmeliyiz. Çünkü, zaman içinde birçok kavram değişmektedir. Çünkü, teknoloji, yaşam biçimi değişmektedir, gelişmektedir" diyor.
Kuntay'ın bu konuda farklı tezleri var, bunları bir başka yazıda sizlerle paylaşacağım.
Bugün ise planlamaya, İzmir'e değişik bir açıdan bakmak istiyorum.
Okuduğunuz gibi Avrupa Konseyi Kent Plancıları, geleneksel şehircilikten bugüne geçişi bir dizi kurallarla yapıyor.
Avrupa eskiyi koruyor, eskiye saygı gösteriyor ama yenisini de bugünün değişen koşullarına göre yapıyor.
Bizde ise ne eski tam korunuyor, ne de yenisi doğru kurgulanıyor.

* * *

Örnek mi?
Bakın İzmir'e, Kemeraltı'na...
Yeni liman dediğimiz; Ege Mahallesi'nden Turan'a kadar uzanan kıyı...
İnciraltı alanı...
Karşıyaka çarşısı...
Buraları gözünüzde canlandırdığınızda hep bir arabesk yaklaşım var; bir kimlik problemi, bir plansızlık...
İşte böyle olunca da, farkınızı ortaya koyamıyorsunuz.
Bunları neden yazıyorum.
Biliyorsunuz İstanbul Beyoğlu'nda birkaç yıldır güzel şeyler yapılıyor.
En önemli projelerden biri de Fransız Sokağı oluşumuydu. Bu projenin başında olan Mehmet Taşdiken'in konuğu olarak geçen gün İstanbul'daydım.
Taşdiken'in yoktan var ettiği sokaklar bugün turist akınına uğruyor. Fransız Sokağı gece, gündüz, 24 saat yaşıyor.
Mehmet Taşdiken'in en büyük hedefi İzmir'de de farklı cazibe merkezleri yaratmak ve özel karakteri olan mekanları kurtarmak.
Yine dönüyorum Avrupa Konseyi Kent Plancıları'nin bildirisine...
Diyor ki...
"Projelere toplumun katılımı sağlanmalı..."
Ben de soruyorum.
Acaba kentlerimizi yönetenler halkın sesine ne kadar duyarlı, halkın beklentilerinin ne kadarının farkında?

dsipahi@milliyet.com.tr




EGE
Her kadın bir Afife Jale (mi?)
İmar planları
TÜRKONFED





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet