|
 |
|
|
Abi, abi dedikçe...
Mehmet Baturalp... Abilerimizin Batur'u, bizlerin Batur abisi...
Babalarımızdan daha çok gördük onu, taa 9 - 10 yaşından beri.
Ne saygıda kusur ettik, ne sevgide.
Babalarımız kadar hatırı vardır bizde.,.
Konu yine Cem Şengül'ün Osman Solakoğlu ile ilgili ortalığı karıştıran yazısı... Ve son kez...
Hani Batur abi, Gökhan'ı (Türe) aramıştı.
"Bu iş Aydın Doğan'a kadar gider" demişti, "Sadiye hanımı çok üzdünüz"...
Batur abimiz beni de aradı. Babalarımızın bile bizle konuşmadığı bir tarzda ve tonda...
Sustum... Sustum... Ve...
"Allah aşkına Batur abi" dedim, "Sadiye Hanım bugüne kadar kocasına yapılan onlarca ayıbın hiçbirinden rahatsız olmadı da... Sizler de hiç rahatsız olmadınız da... Bu konu mu bir tek onu rahatsız etti? Ve de sizleri... Üstelik bu gazetenin Spor Müdürü Necil Ülgen var, bu gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Yılmaz var. Aydın Doğan da nereden çıktı ?"
Hâlâ bu yaşta ... Ayıp...
Keşke Osman abiyi arayıp da bir konuşma imkanımız olsa.
Hayattayken bize anlattıklarını keşke şimdi bir daha herkese anlatsa...
Bir keresinde bir ortak dostumuz Osman abinin yanındayken bir başka saygı ve sevgi duyduğumuz abimiz de sinirli sinirli CNN Türk'te bana bağlanmıştı.
Osman abi kıpkırmızı olmuştu, ortak dostumuzun anlattığına göre. O abiyi dinlerken...
Son zamanlarda zorlanıyordu konuşurken... Yardım ediyorduk...
"Mustafa mı, Muzaffer mi?" diye sormuştu, ortak dost.
Verdiği cevap bende kalacaktı da...
Galiba tam zamanı.
Muhteris, muhteris bunlar! ...
Biz abilerimize saygıda ve sevgide hiç kusur etmedik.
Onlardan sevgi beklemiyoruz ama en azından gösterdiğimizin dörtte biri kadar saygı bekliyoruz.
Sırası gelmişken
Milliyet'e ilk geldiğim dünlerdi. Zeki Çol müdür oldu. İlk toplantısını yaptı.
Masanın etrafında Milliyet'in o dünlerinin abi yazarları ve biz.
Herkese tek tek ne yapılması gerektiğini sordu.
Sıra bana geldi.
"Beni okuyor musunuz?" dedim masadakilere.
Sessizlik oldu.
Zeki Çol dayanamadı, elini kaldırdı.
"Ben okuyorum ve beğeniyorum"...
Sonra bizim jenerasyondan Ömer (Üründül), yanlış hatırlamıyorsam Ahmet (Çakar) ve şimdi adını hatırlamadığım birisi daha elini kaldırdı.
"Biz de okuyoruz"...
O dünlerin de en çok okunanlarından biriydim...
Onlar da okuyorlardı... Okumamazlığa getiriyorlardı.
Soğuktular, yenilere karşı...
Sonra...
"Bir şey daha eklemek istiyorum" dedim.
Yine bir sessizlik oldu.
Sonra o duayen abi, "Gökberk, Gökberk" diye bağırdı. "Biz Milliyet'e 30 - 40 sene önce ilk geldiğimizde Namık Sevik müdürdü. Bir şey söylemek için beş sene beklemiştik. Sen ilk yılında söylüyorsun yetmiyor, aynı yıl bir şey daha söylemek istiyorsun"...
Haddimi bilmeliydim. Bilmedim...
"Bak abi" dedim. "30 senedir bekliyoruz... "
O dünlerde 40 küsur yaşındaydım.
Mesala Danimarka'nın başbakanı da 30 küsur filandı.
"Yetmiş oldunuz... Allah hepinize uzun ömür versin"...
"Bize bir tarih söyleyin... Mesela 100'de bırakacağız deyin"...
"30 sene daha bekleriz"...
"Ama bizim de söyleyeceklerimiz var".
İçeriden bizim çocuklar bağırdı: "Bilgin telefon sana!"
Çıktım...
Telefon filan yoktu...
Bir - iki jenerasyonu fena yediler.
Hâlâ da yiyorlar...
Bilgin'den
Açık açık, hatta açık saçık...
Etrafındaki erkeklerin çoğu beş para etmezdi.
Etrafındaki erkeklerin çoğunun topu bile beş para etmezdi.
Arkadaşları, iş arkadaşları, patronu matronu, seveni, sevileni... Aşık olanı, ayılanı, bayılanı, asılanı, filanı, falanı...
Çoğunun çoğu da hesapta önemli adamdı.
O zarifti, asildi, kırılıyordu, alınıyordu tabii... Belli etmiyordu...
O, onları hoş görmeye çalışırken bitti...
Ben O'nu tolere etmeye çalışırken bittim...
Bittik...
Bitti...
Adam mı, adamım mı
Şenes Erzik doğru adam dı.
Onu, Ali Şen yedi.
Bi şekilde Özkan Olcay, Abdullah Kiğılı gibi doğru ları da...
Alp Yalman gibi bir beyefendiye, kulübü bile oy vermedi.
Adamdı...Adamları olmazdı...
Haluk Ulusoy'a meydan böyle kaldı.
Ahmet Güvener de mesela bulunabilecek en iyi MHK Başkanı'ydı. Galatasaraylı olduğunu söyleyecek kadar adam olduğu için gitti.
Peruklu eski MHK Başkanı da tuttuğu takımı söyleyecek kadar adam olmadığı ve devrin adamı olduğu için kaldı.
Levent Bıçakcı da doğru adam. Ama bize uymuyor.
Gitmesi isteniyor şimdi.
Serhat (Ulueren) canlı, canlı Bıçakcı'ya, Arıboğan'ın kaç para aldığını soruyor.
- 10 lira mı?
- Hayır 5 lira!
Şaşırıyoruz...
Ya da açık açık bizim Ercan'a (Güven) "Sabri Çelik'i değiştiririz" demesi...
Yine şaşırıyoruz...
İşte Bıçakcı, bu kadar açık ve samimi. Ya da bu kadar açık ve samimiyi oynayacak kadar tehlikeli(?)...
Gerçi Ercan'a dediğini birkaç gün sonra ben demedime çevirmiş, Ercan'ın dediğine göre...
Yoksa bize mi uyuyor yavaş yavaş, oralarda kalmak için.
Keşke, UEFA'da kalsaydı.
Bıçakcı adam gibi adam da, bize uygun adam mı?
Ah sayın vali ah!
Salı günü...
Fenerbahçe - Beşiktaş, Akatlar'da oynadı.
40 dakika boyunca iki takım seyircileri de birbirlerine en aşşşağılayıcı şekilde bağırdı, çağırdı.
Sahada üç hakem vardı.
Birisi bile bir anons yaptırmadı.
Koridorlar, merdivenler de doluydu.
Ah be Sayın İstanbul Valisi...
Hani "Merdivenleri boşaltamazsak terörü önleyemeyiz" diyerek terörün boyundan posundan ne kadar bi haber olduğunu göstermişti.
Kaçıncı kere yazıyorum.
Şehir aynı şehir...
Vali aynı Vali...
Emniyet Müdürü aynı Emniyet Müdürü...
Fenerbahçe aynı Fenerbahçe...
Beşiktaş aynı Beşiktaş...
Seyirci aynı seyirci...
Terör aynı terör...
Hele bir sahne vardı ki...
Fenerbahçeliler tekme tokat birbirlerine girdiler. Yanlarında da polisler Kıllarını bile kıpırdatmadılar. Belli ki öyle emir almışlar. İki taraf birbirlerine girdi mi araya girecekler...
Emri veren de işi bilmiyor...
Fenerbahçe, Beşiktaş bu sene salonlarda da güçlü.
Önümüzdeki günlerde Avrupa için birbirleriyle iki kere daha oynayacaklar.
Stadlarda ölüm olmadan uyanamadı sorumlular.
Salonlarda erken uyansalar bari.
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|