Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Mart 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Grado


Beyazıt Meydanı'nda Kadınlar Günü görüntüleri, TV'lerde tekrar tekrar yansıtılıyor.
İzliyorum...
Yerde yatan bir kadın gösterici...
Bir polis koşarak yaklaşıyor, eğilip copu indiriyor ona, diğer kaçan kadınların ardından koşmayı sürdürüyor.
Sonra bir başka polis...
O da koşarak geliyor ama yerde yatan kadının üzerinden atlayarak koşmaya devam ediyor.
Oysa onun da elinde cop var.
İstese yerdeki kadına, bir önceki polis gibi vurabilir.
Yerde başka kadınların ve kimileri copla vurup sonra koşmaya devam eden, kimileri de yerdeki kadının üzerinden atlayarak koşan polis görüntüleri, döne döne geliyor ekrana.
Çok bilinmeyenli denklemlerin çözümü, "bilinmeyenleri azaltarak tek bilinmeyene indirgemektir."
Burada değişmeyen şey, polis şiddetine maruz kalmış, yerde ve savunmasız kadın.
Değişen ise polis görüntüsü...
Bazıları yerdeki kadına vuruyor, bazıları üzerinden atlayıp gidiyor.
Neden?

Kaçıncı sınıf?
İstanbul Emniyeti'nin üst yöneticilerinden biri, dün sabah bu köşede yayımlanan yazım için telefon etti... New York modelinin uygulanması bağlamında çalışmaları yansıttığım için emniyet camiası adına teşekkür etti.
Ve yazının sonlarına sıkışmış bir cümleyi konuşmamıza taşıdı:
"Birinci sınıf işler, ancak birinci sınıf adamlarla üretilir..."
Ve sordu:
"Sizin grupta 12 bin çalışan var, İstanbul Emniyeti'nde 30 bin... İstanbul Emniyeti'ni de bir holding gibi görün. Sizdeki insan kaynakları bölümünü ve bizdekini... Sizde çalışanların tatmin düzeyini, bizdekini karşılaştırın..."
...........
Sadece polis değil, Türkiye'nin bütün devlet kurumlarında memur profili -genellikle- çağın hayli gerisinde.
Özel kesimde ya da bireysel girişimde kendilerinde şans görmeyenler, devlet memuriyetini seçiyorlar.
Elbette idealistler yok değil...
Ama çok az.
Diğerleri devlete kapılanıyor.
Vasat altı bir eğitim ve kültür... Ataerkil davranış kalıpları... "Ben devletim" babalanması.
Kişisel boy ölçüsü yetmedikçe "devletin dev aynasında hormonlanmış görüntüler" yansıtarak karşısındakini sindirmeye kalkışmak.
Siyasetçiysen... "Sen benim kim olduğumu biliyor musun" gözdağı...
Bununla başlayarak küçücük dağların zirvelerinden aşağı yamaçlara kadar kademe kademe bürokrasinin kasılma spazmları...
.........
Son Kadınlar Günü gösterisinde yaşananlar, bu senaryonun sadece sıradan uygulamalarından biri.
Böyle görüntüler kaç kez kameralara alındı... yayınlandı.
Haşmetlilerin kılları kıpırdamadı.
"Gazetelerin bir gün önceki manşetini kim hatırlıyor ki... Bu da unutulur 24 saatte" kafasıyla halı altına süpürüldü.
..........
Ancak artık oyunun seyircileri farklı.
Eleştirmen localarında AB de var.
Keşke onların baskısıyla olmasaydı ama onlar var olduğu için medyanın yansıttığı görüntüler, artık ses getiriyor.
İktidarları hizaya gelmeye zorluyor. Bürokrasi ağalarının kaba etlerine çivi batırıyor.
............
Ve canlar yanınca...
Medya "ihbarcı" ilan ediliyor.
Kanka gazetecilere sızdırdığınız haberler yayımlandığında, medya ihbarcı olmuyor ama şimdi ihbarcı!
..............
Kadınlar Günü'nde, yerde yatan kadınlar var.
Onları döven polisler ve bu çirkinliğe bulaşmayan "uygar" polisler var.
Öte yandan...
Bu görüntüleri yansıtan medya var.
Yansıtmayan ve olayları atlayan medya da var.
...............
Gazetecilik için "birinci sınıf iş, birinci sınıf adam" kuralı geçerli değil sanılmasın.
...............
Olayda, polis tek başına... Kararı artık kendi kültürü, aklı, refleksi, insani ve demokratik donanımı ile verecek. Emir falan yok...
Siyasetçi, gazeteci, AB troykası mensubu, AP parlamenteri de kendi tavrıyla kendi gradosunu ortaya koyuyor.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Küfretmek ve düşünmek
HAYATINDA küfürlerle karşılaşmamış yazar yokt...
Çetin ALTAN
Espri, nükte, kahkaha tümden azalırken...
İNSANI öteki canlılardan ayıran özelliklerden...
Melih AŞIK
Tele sohbetler
CHP'nin "Halktan para topladıktan sonra batan...
Fikret BİLA
Güvenlik zirvesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığınd...
Hasan CEMAL
Çan sesiyle uyanmak!
Bugün çaresiz çan sesleriyle uyanacağız. Madr...
Güneri CIVAOĞLU
Grado
Beyazıt Meydanı'nda Kadınlar Günü görüntüleri...
Abbas GÜÇLÜ
Melih Gökçek, Ankara ve MHP
Şu an için Türkiye'nin en popüler belediye ba...
Hurşit GÜNEŞ
Rakı: Kimini güldürür, kimini öldürür...
Sahte rakıdan ölümler sürekli artıyor. Öte ya...
Mehmet Y. YILMAZ
Burası Türkiye Kuzey Kore değil!
Her gün dünyanın dört bir yanında binlerce ol...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerini seyretmekten vazgeçmek
Türkiye gereğinden uzun bir süredir seyirci k...
Hasan PULUR
Dayak ve rakı...
BİZ, "Bu işler, Anayasa'yla, yasayla, uyumla ...
Derya SAZAK
Medya ve iktidar
Başbakan Erdoğan, kadınlara polis dayağının f...
Meral TAMER
AKP, laik seçmenin oyunu istemiyor!
Dünkü gazetemizde "İçki servisi için fıkra gi...
Ece TEMELKURAN
Operasyon: İspiyon
Başbakan Erdoğan'ın asabı bozuk. TGRT canlı y...
Güngör URAS
TC Merkez Bankası bilançosunun üçte ikisi döviz
TC Merkez Bankası eski başkan yardımcılarında...
M. Ali BİRAND
Fatura yine Medya'ya çıktı(!)
Bravo doğrusu, polis dayağı ile ilgili fatura...

© 2005 Milliyet