
|
|
|
 |
|
|
Yönetmek ya da yönetmemek işte bütün mesele bu!..
Türkiye'de herşey topun çizgiyi geçip geçmemesine bağlı. Top çizgiyi geçerse mesele yok. Galatasaray'ın mali durumunu düzeltip futbolda da aynı konsantrasyonu göstermesi şart. Özhan Canaydın, hatalarına rağmen büyük mücadele veriyor. Sağlığı bozuldu ancak bırakmadı. Sadece Galatasaray için çalışıyor. Galatasaray'ın en büyük avantajı başkanların herşeyi ile kendilerini kulübe vermesi. Faruk Süren ve Mehmet Cansun bu uğurda işlerini feda ettiler. Canaydın sıkıntıdan hastanelere düştü
HALİL ÖZER
Galatasaray'ın son 10 yılı, aslında camianın 'neydi o günler' diye anacağı başarılarla dolu geçti. Türkiye ölçülerinde böyle bir başarıyı yakalayan çamianın mali yönden de rahatlamış olması gerekiyordu, ama olmadı. Faruk Süren döneminde yaşananlar kulübün bugün çok sıkıntı çekmesine neden oldu. UEFA Kupası kazanıldığı gün ve ertesi günü kulüpte başlayan iç kavga ve tartışmalar belki de kafalarda bulunan birçok projenin uygulanmamasına neden oldu. O dönemde Galatasaray Kulübü'nün forma satışı kupa sonrasındaki beş ay içinde 100 bini bile geçmedi. Üretkenlik yapılamadı. Bugün taraftarların yüzde 90'ının evinde ne UEFA Kupası ne de Süper Kupa hatırası var. Talepler karşılanamadı. Taraftarın büyük bir istek ile cebinde harcamak için beklediği ve kulübe aktarmak istediği para olduğu yerde kaldı.
Bugün futbol dünyasında isim yapmış bir futbol takımı mali yönden taraftarını büyük hedef kitlesi olarak görür ve ona göre yatırım yapar. Nakit akışını da sağlayarak ayakta kalır. Yani takım içinde futbolcu isimleri değişerek forma satışı ve reytingleri yükseltilir. Ancak Galatasaray takımının taraftarları hâlâ bir Galatasaray Store'a gittiği zaman 10 yıl önce olduğu gibi yine Hakan Şükür formasını görüyor.
Oysaki kupa sonrası kayıkçı kavgasından kopup geleceğe dönük projeler içine girmeliydi. Süren o dönemlerde belki bunu düşündü. AIG anlaşması Süren'in bu düşüncelerinin başlangıcıydı. Ancak Fatih Terim ile anlaşamamaları ve Terim'in Fiorentina'ya gitmesi sıkıntının başlangıcı oldu. Üstelik Terim'in ayrılması öyle karşılıklı hoşgörülerle yapılmadı. O günkü tartışmalar bugün bile tartışılıyor. Bu durum tüm birimleri etkiledi. Kupalara rağmen kulübe moralsizlik hakim oldu. Kimse kupaların getireceği nimetlerden yararlanmayı düşünmedi. AIG ile anlaşılmaya rağmen beklenen girdiler olmadı. Para gelmeyince de borçlar borçla kapatıldı, borçlar büyüdü.
Para yanlış harcandı
Peki neden kulüp bu kadar borç altına girdi? Bu paralar nereye gitti?.. Kimsenin cebine gitmedi tabii. Sonuçta Galatasaray için harcandı ancak yanlış harcandı!.. Örneğin stad projesi
için Süren döneminde 15 milyon dolara yakın para harcandı. Feriye'de stadda yapılacak localar için satış günü bile yapıldı. O gün satılan localar için bin dolar peşinat bile alındı. Ancak stad hâlâ ortada yok. Proje belki de 10 kez değişip düzeltildi, bir türlü başlatılamadı. Yıllardır Ali Sami Yen yıkılamadı. Çünkü tapu Galatasaray'da değil, üst kullanım hakkı var. Ayrıca gerekli krediyi de bulamadı. Seyrantepe için tapu ısrarı bundan. Böylece harcanan paralar da boşa gitti.
Mehmet Cansun da stad sözü ile geldi ancak o da yapamadı. Kanadalı bir şirkete proje çizdirmişti. Süresi kısa olduğu için kaldı. Bugün hâlâ yeni stad için para harcanıyor. Birçok kişi, 'Süren zamanında, Fenerbahçe gibi, Ali Sami Yen de kredisiz, parça parça yapılsa çoktan bitmişti' yorumu yapıyor. Süren Fenerbahçe'nin tarzını 'gecekondu' diye yorumlamıştı, bugün 'Hata yaptık. Aynı sistemde yapabilirdik' diyor. Proje için harcanan paralar, yeni stad tribünlerinin büyük bir bölümünü karşılayabilirdi.
Jardel zararı 11 milyon dolar
Cansun'un kısa döneminde kulübün iniş çıkışı sürdü. İlk yıl Jardel gibi fantastik bir transfer yapıldı. Forma satışında bir hareketlenme sağlansa da sonrası iyi gitmedi. Jardel yarı yolda bıraktı. Büyük paralara alınan bonservisi elde kaldı. 11 milyon dolar zarar edildi. Kötü transferler başladı. Bir maç bile forma giyemeyen transferler yapıldı. Cansun ve sonrasında yapılan transferlerden 20 milyon dolar civarında zarar ortaya çıktı. Uçup giden bu paralar kulübü mali yönden zorlamaya başladı. O dönemlerde en çok yapılan espri, danışmanından, "Galatasaraylı yöneticilerin geldiğini' öğrenen banka müdürünün arka kapıdan kaçması hakkındaydı. Kasaba, bakkala, futbolcuya borç birikiyordu. Süren ve Cansun dönemi sportif açıdan tarihsel başarıyı yakalasa da mali açıdan bir felaketti.
Galatasaray başkanlar konusunda 'ortasını' bulamadı. Süren transferlerde çok başarılı bir performans çizerken, Özhan Canaydın kulübü ayağa kaldırma ya da mali yönden başarılı oldu. Ama transfer politikası tam bir felaket oldu. Terim olayı, Florya'da, dumanaltı bir basın odasındaki açıklamayla noktalandı. Süren döneminde futbolda başarıya imza atan Ali Dürüst ve Burak Elmas'dan yararlanamadı. Canaydın son kararı hep kendisi verdi. Yanlışlar hasarı büyüttü. Büyük başarı sözleri verilmese Canaydın'a bakış farklı olabilirdi. Ancak seçim kazanmak adına verilen sözler başa bela oldu. Oysa kulübün borçlarını olağanüstü azalttı. Bakkala, kasaba, futbolcuya borçlar temizlendi. Bankalar kaldı ve kredi kapıları yeniden açıldı. Sıkıştığı yerde kendisi para verdi. Tam olarak bilinmiyor ama cebinden (kendi işine tehlikeye atararak) 15 milyon dolardan fazla bir para verdiği söyleniyor.
Top çizgiyi geçerse...
Bir ödeme disiplini getirdi. Yeni kaynak arayışları başladı. Stad projesinin seyri değişti ve Seyrantepe daha mantıklı ve rasyonel bir proje olarak dikkati çekti. Avrupa projesi başlatıldı ve uzun yıllar sonra ilk kez Galatasaray gelecek için planlar yapmaya başladı.
Ancak tabii ki Türkiye'de herşey topun çizgiyi geçip geçmemesine bağlı. Top çizgiyi geçerse Canaydın belki de bu sıkıntıları aşacak. O yüzden futbolda da aynı konsantrasyonu göstermesi şart. Hatalarına rağmen büyük bir mücadele veriyor. Sağlığı bozuldu ancak bırakmadı.
Sadece Galatasaray için çalışıyor. Zaten yaşananları başka bir kulüp yaşasaydı bugün kesinlikle iflas ilan edilmişti. Ancak Galatasaray'ın en büyük avantajı göreve gelen başkanların herşeyi ile kendilerini kulübe vermesi. Faruk Süren ve Mehmet Cansun bu uğurda işlerini feda ettiler. Canaydın sıkıntıdan hastanelere düştü. Hepsinin amacı sadece Galatasaray'dı.
|
|
|

|
|