|
 |
|
|
Bu hafta bir tokat yedim!
Sarıkız'ın Anıları
Allah başkalarının felaketleri karşısında "şükür" eden kullarına günah yazarmış. "Oh oh, çok şükür ben böyle değilim" yerine, "Yüce Rabbim şifasını ver, beni ve ailemi böyle dertlerden koru" daha münasip bir yakarış şekliymiş. İnsanların yaşadığı onca felaket varken, benim gibi sefil yaratıkların iki kredi kartı sorunu yüzünden "Ötanazi istiyorum" diye feryatlar etmesi ise başlı başına bir şımarıklık, bir nankörlükmüş. Bunu bu hafta hem siz sevgili okurlarım hem de büyük Tanrım bana bir güzel anlattınız. Sağ olun varolun. Gelen mektuplarınızdan bazıları şöyle, "Sarıkız, kredi kartlarındaki salaklıklarına üzüldük ama sana Vatan gazetesindeki Ayşim Alpman'ın ötanazi ile ilgili yazı dizisini okumanı tavsiye ederiz. Ya da git filmi seyret!" Okudum arkadaşlar. O genç kadının yürüyerek nasıl ölüme gittiğini bir güzel okudum. Onu okumakla kalmadım, yine bir başka okurun (Sevinç Diler) şiddetle önerdiği, Bilgesu Erenus'un son kitabındaki ötanazi hikayesini de okudum. Şimdi Vatan'daki röportajı panoma astım, Erenus'un "Böyle Bir Dünya"sı da yeniden yanı başımda. Yeniden diyorum çünkü ben bu eserden alıntı bile yapmışım Sarıkız'a.
Bir duayen olan avukat Gülçin Çaylıgil'in hayatını anlatıyor Bilgesu Erenus. Ve bu "uzunca geçen hayata" sığdırılan birbirinden çarpıcı hikayeleri. Bunlardan biri de Çaylıgil'in yeğeni Mine'nin Hollanda'da hayatına son verirken ötanaziyi seçtiği bölüm. Ona göre ötanazi sadece, "artık yaşama şansı olmayanlara" tanınması gereken bir hak. İntiharla bir tutulması çok yanlış. Derhal bulun ve okuyun bu kitabı. Hatta röportaj yapan gazeteci arkadaşlar Gülçin ve Bilgesu ile söyleşi yapsın, kaynana Semra hanımın peşinden koşacaklarına. Türk kadını modeli diye başımıza çıkarttıkları Semra hanımın yanı sıra bırakın bu ülkede yaşayan Gülçin'leri, Bilgesu'ları millet baksın bakalım yürekli Türk kadını nasıl olurmuş. (Şimdi biri aradı bugün -yazıyı yazdığım 8 Mart'ta- Kadınlar Günü ya, kutladı. Tesadüf işte. Bu arada bizim en güçlü sesimiz Duygu Asena'nın da Kadınlar Günü kutlu olsun.)
Artık harekete geçiyorum, haydi pijamalar fora!
Ötanaziye karar verecek kadar cesur, hayatta kaldığı sürece hep doğru işler yapan, "çevresi için bir şey yapamayacak hale geldiğinde" artık ölümü seçen bu genç kadının, yeğen Mine'nin son anlarını, onun ölümle kucaklaşmasını Çaylıgil'in ağzından dinleyeceğiz şimdi. Başta bana, sonra hepimize de ders olması ümidiyle...
"Mine saçlarını yaptırdı, en güzel kokularını sürünüp en güzel giysilerini giydi. Sevdiklerinin çoğu yanı başındaydı. Sevdikleri ona en sevdiği çiçekleri getirmişti. Hep beraber 'Hayata ve ölüme' diyerek kadeh kaldırdık. Hepimizle tek tek sarılarak vedalaştıktan sonra çok sevdiği kanepesine uzandı, yanını yöresini ipek yastıklarla donattık. Doktoru bir yatıştırıcıyla birlikte onu ölüme uğurlayacak iğneyi yaparken sakindi, gülümsüyordu ve çok güzeldi."
* * *
Sizi bilmem ama bu kadar bedbinlik yeter, ben hemen harekete geçiyorum arkadaşlar. Pijamalar fora. Şu Alkent'te bir dükkan keşfetmiş bizim tuzu kuru kızlar, oraya gidiyorum. Adı Begüm Butik'miş (0212 263 65 65). Paris malları satıyormuş ve fiyatlar uygunmuş! Seda Sayan giyip program sunmuş. Yok efendim Demet Akalın giyip TV'ye çıkmış. Gidip birkaç şey alayım diyorum. Façayı düzeltmem lazım, pek yakında huzurlarınıza esas kimliğimle çıkacağım çünkü. Sarıkız'ınız bebeklik fotoğrafı yerine, bugünkü cemaliyle yer alacak köşemizde. Bir de "Cemile Cevher Çiçek" tarzındaki uzun adıyla.
Bana öyle bir saç yap ki, çıktığımda 25'imde görüneyim
Daha sonra da Etiler'deki mütevazı kuaförüm Metin-Yayla'ya uğrayacağım aylar sonra. Yine diyeceğim ki, "Metin, bana öyle bir saç yap ki, buradan çıkarken 25 yaşımda göstereyim." O terbiyesiz de diyecek ki, "Abla ben sihirbaz değilim, altı üstü bir kuaförüm." Öyle dediğine bakmayın buraların en iyi saç kesen ve boyayan adamıdır kendisi. Dedik ya mütevazıdır biraz. Ah Yaylacığımı unuttum. El ve ayaklarımı da ona emanet edeceğim. Bakalım şu yılların yorgun personelini (20 adet parmak oluyor) nasıl adam edecek!
Yazara e-mail
|
|
|

|