|
 |
|
|
Bale artık "zengin işi" değil
Kadıköy'ün gelir düzeyi en düşük bölgelerinden İnönü Mahallesi'nin çocukları haftada iki gün bale dersinde. Anne ve kızlar belediye araçlarıyla toplanıyor, ünlü bale hocası Yıldız Alpar'a getiriliyor
PINAR AKTAŞ
Kiminin babası işçi, kimininki seyyar satıcı. Meyve-sebze satarak geçimini sağlıyor. Aileleri onları okutacak parayı zor buluyor. Bu 27 küçük kız, şimdi hayatlarında belki de karşılarına hiç çıkmayacak bir fırsatla baleyle tanışıyor. İngiliz Kraliyet Dans Akademisi'nin Onur Ödülü sahibi, bale öğretmenlerinin duayeni Yıldız Alpar bu minik balerinleri geleceğe hazırlıyor.
Gelir düzeyi düşük ailelerin çocuklarına bale öğretme fikri ilk olarak Alpar'dan çıktı. Alpar, "Sadece akçesi olan çocuklar değil, akçesizler de bale öğrensin" diyerek Kadıköy Belediyesi'ne başvurdu. Belediye Başkanı Selami Öztürk de Alpar'a bu küçük kızları Kadıköy'ün gelir düzeyi en düşük mahallesi olan İnönü'den bulmayı önerdi. Hemen belediyenin bu mahallede bulunan Aile Danışma Merkezi'nde duyuru yapıldı. Belki inanılmaz ama iki saat içinde 18 aile başvurarak kızlarının bale yapmasını istediğini bildirdi. Sonuçta 4-11 yaşları arasındaki 27 kız, üç ay önce haftada iki gün bale dersine başladı. Küçük kızların bale kıyafetlerini ise Kadıköy Sağlık Araştırma Vakfı Başkan Yardımcısı İnal Aydınoğlu temin etti.
"Devam edip etmemeyi kendileri bilir, hele bir kere işin eğitimini alsınlar"
Alpar, gelir seviyesi düşük olan ailelerin çocuklarına, "Yurdum çocukları" demeyi tercih ediyor. Başvuran çocuklar arasında bir seçim yapmadığını söyleyen Alpar, bunun gerekçesini şöyle anlatıyor:
"Sadece çok iyi fotoğraf çeken çocuğun fotoğraf makinesi olmasın. Ya da sadece Kafka'yı en iyi oynayan çocuklar piyeslerde oynamasın. Ücretli kurslarıma katılan akçeli çocuklar da yüreklerindeki sanatçı aslanları tatmin etmek için baleye geliyorlar. İşte bu çocuklarım da öyle gelsinler. Zaten yol, yani kabiliyetleri, onların yönünü çizer. Devam ederler ya da etmezler. Ama bir kere bu eğitimi alsınlar. Çünkü bale çok yönlü bir sanattır. Bunun içinde resim, heykel, müzik, dekor, öykü hepsi vardır. Onun için bu çocuklar bu şekilde bunları tanısınlar. Bir gün bıraksalar bile bu zenginlikle bırakırlar."
"Zengin çocukların aksine bunların elinde sadece bale var, bırakmak istemezler"
Gelir düzeyi düşük olan ailelerin çocuklarını "çok akıllı, uslu, harikulade terbiyeli" olarak tanımlayan Alpar, "Çocuk çocuktur. Hepsinin kaprisi, asiliği, başkaldırısı aynı oluyor. Ama zengin çocuklarından farklı olarak bunlar çok daha terbiyeli ve farklılar. Ellerinde bir tek şeyleri var, bırakmak istemiyorlar. Ama öteki çocukların elinde yüzme, tenis, piyano var. Bunların bir tek balesi var. Bununla mutlu oluyor, ufuklarını genişletiyorlar. Benim de çocukluğum öyleydi.
Elimde bir tek piyano ve balem vardı" diyor.
Projenin 10 yıl sürmesini istediğini belirten Alpar, bu süre boyunca birçok kız çocuğunu baleyle tanıştıracağını, baleye yatkın kız çocuklara da destek vereceğini söylüyor.
Annelerin dersi izlemesi yasak
Küçük balerinler anneleriyle birlikte haftanın iki günü, Kadıköy'de bulunan Yıldız Alpar Bale Okulu'na gidiyorlar. Kadıköy Belediyesi'nin kendileri için tahsis ettiği servis aracıyla mahallelerinden alınan anne-kızlar, okula girer girmez hemen kıyafetlerini değiştiriyor, pembe bale kıyafetlerini giyiyorlar. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra anneler kızlarıyla vedalaşıyor. Çünkü annelerin dersi izlemesi yasak. Anneler, sadece üç ayda bir düzenlenen gösteride kızlarının nasıl bale yaptığını görebiliyor, çalışma saati sırasında bekleme salonunda örgülerini örüyorlar.
Erkek öğrenci alınmıyor
Grupta niye erkek öğrenci bulunmadığını sorduğumuz Alpar, şöyle konuşuyor: "Çünkü erkek öğrenci pedagojik olarak çok önem gösterilerek yetiştirilmeli. Onu konservatuvara yolluyorum. Burada kaç defa bir-iki erkek çocuk kızların içinde kaldı. Ayrı sınıf da açamıyorsunuz. Kızlar da alışık değil. Çocuk bir gün bunu ekmek parası, işi olarak seçerse arkasında aile de kendi de duruyor. Ya bu işi iş edinir ya da kız çocuğu gibi gel geç yapar."
Öğretmen Yıldız Alpar İngiliz Kraliyet Dans Akademisi'nden ödüllü
Yıldız Alpar 1931'de İstanbul'da doğdu. 1943'te İstanbul Belediyesi Konservatuvarı'nda piyano bölümündeyken, o tarihte Lidya Krassa Arzumanova yönetimindeki bale bölümü açılınca, 1949'a kadar buraya devam etti. Aynı yıl çalışmaları Fransız Konsolosluğu Kültür Ateşeliği'nce değerlendirilen sanatçı, bursla Fransa'ya gitti. Paris Opera ve Balesi'nde o tarihte açılan yüksek ihtisas bale kurslarından mezun oldu. Paris'te kaldığı süre içinde Serge Lifar'la çalıştı. 1952'de Türkiye'ye dönünce İstanbul'da Taksim Sıraselviler'de ilk özel bale okulunu açtı. Ertesi yıl İstanbul Şehir Tiyatroları'nda ilk kişisel bale resitalini verdi. Aynı zamanda Haldun Dormen ile tiyatro çalışmalarında bulundu. 1964'te Kadıköy'de türünün ilk örneği Yıldız Alpar Özel Bale, Müzik ve Tiyatro Okulu'nu kurdu. Paris, Londra, Viyana ve ABD'de sanat merkezlerinde çeşitli seminer ve geliştirme kurslarına katılarak, araştırma ve çalışmalar yaptı. 1992'de, baleye katkıları ve başarılarından dolayı, İngiliz Kraliyet Dans Akademisi tarafından dünyada iki kişiye verilmiş olan Özel Onur Ödülü'ne layık görüldü.
"Baba elbette destekliyor, ondan onaysız olmaz zaten"
Anneler sanki kendi hayalleri gerçekleşiyor gibi heyecanlı. Hepsi, kızlarının bir gün ünlü bir balerin olmasını istiyor ve eşlerinin de kızlarını desteklediğini söylüyor.
Tuana'nın (4) annesi Sevgi Kızılhan, "Maddi olarak böyle bir şeye erişemezdik. Ama kızımın sanatla uğraşmasını istiyordum. İmkan olunca kullandık. Kızım yeteneğini inşallah gösterir de Yıldız hanım ilerlemesi için vesile olur. Babamız da destekliyor ama dede hiç desteklemiyor. Onun görüşüne katılmıyoruz, kafamızı sallıyoruz" diyor.
Elif'in (5) annesi Gülsel Palas ise "Babası istedi diye oldu. Yoksa gelemezdik. Bale zengin işi. Ama sağolsunlar, yardım ettiler" diye konuşuyor.
Aleyna'nın (5) annesi Nazife Elmas, "Ben de küçükken balerin olmayı, en azından güzel sanatlarla ilgili çalışmayı isterdim. Şimdi kızım benim hayalimi gerçekleştiriyor. İleride onun ünlü bir balerin olmasını isterim" diyor.
Melda'nın (6) annesi Fatma Daşdemir, "Para yok, çocuğumuzu yetiştirme imkanımız yok. Böyle bir fırsatımız oldu. Biz bir yerlere gelemedik, bari çocuklar gelsin diyoruz. Hayatımız onların" diye konuşuyor.
|
|
|

|