|
 |
|
|
Kabze, Ayhan, Ribery
Bu stat başka türlü bir yer... Burada çalınan İstiklal Marşı bile farklı... Dün çalan duyduğum en hızlı ulusal marştı. Ayakta hazırolda dinleyip, söyleyenler donmasın diye özel hazırlanmış olmalı... Soğuk tribünleri vuruyordu, rüzgâr ise sahadakileri... İlk yarıda İstanbul'un arkasına aldığı rüzgâr , uzun topla oynamaya çalışınca futbollarını berbat etti. Atılan pasların ancak yüzde onuna yetişebildiler. Galatasaray ise bu konuda tecrübeliydi, rüzgara karşı ayağa yerden oynayarak kesin bir üstünlük sağladı. Cihan ve Orhan Ak'ın da katıldığı kanat akınlarını tüm oyuncularını kullanarak çok iyi organize ettiler. İstanbulspor bir tek pozisyon dışında rakip sahada hiçbir şey üretemedi.
Hakan aynı
Sanatçı, savaşçı Ribery ve Ayhan'ın ekstra oyunlarıyla maç sözde ev sahibi için içinden çıkılmaz bir hal aldı. Savunmada kalıyorlar, topu geride çeviriyorlar, ama oyuna sokamıyorlardı. Uzun pasları isabetsizdi, kısa pas organizasyonları da yoktu, çaresizdiler. Galatasaray bundan iyi yararlandı. Hakan Şükür'ün skora dönük performansının yetersizliği farkın daha da açılmasını önledi. Hakan'ın bu durumu gerçekten ilgi çekici... Herşeyi 22 yaşındaymışçasına, dinamik ve kolay yapıyor. Ama gol vuruşu da, hâlâ o seviyede... Kaleci Mehmet'e bire birde iki kez nişanladığı, geçen hafta Cordoba'ya nişanladığıyla aynı. Kaleci için topun gideceği yer ve zamanlama açısından sürprizsiz denemeler. Ama Galatasaray'ın bunları kaldıracak lüksü vardı. Kişisel hataların artmasına rağmen genelde sağlam duran savunma Ribery ve Ayhan'ın üst düzey oyunları ve tabii ki Hasan Kabze'nin müthiş performansı... Genç oyuncunun ilk kez on bire çıkışında hat - trick yapması önemli... Ama asıl önemlisi, bu üç golün birbirinden farklı vuruşlarla gelmesi... Hasan tüm Türkiye'ye herşeyi yapabilecek bir santrfor olduğunu ilk maçında çok iyi gösterdi. Umutlanmaya hakkımız var.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|