|
Bir dalda iki ceviz, aramız derya deniz...
NASREDDİN Hoca'ya sormuşlar:
- Hoca yahu, sen de şayet Başbakan Tayyip Bey gibi politikacı olsaydın; Montesquieu'nün, ünlü "Her özgürlük, başka bir özgürlüğün başladığı sınırda biter" tanımlamasını nasıl yorumlardın?
Hoca gülmüş:
- Örneğin şöyle, demiş; benim özgürlüğümün başladığı yerde, medyanın özgürlüğü biter...
***
Trabzon doğumlu ünlü Yunan bilgesi Diojen, gündüzleri de elinde taşıdığı yanan feneriyle dünyayı dolaşmaya çıkmış.
Her yerde kendisine aynı soruyu soruyorlarmış:
- Fenerle ne arıyorsun Diojen?
O da hep aynı yanıtı veriyormuş:
- Gerçek bir adam arıyorum.
Diojen nihayet, kapkaçların bollaştığı İstanbul'a da gelmiş ve yine aynı soru:
- Ne arıyorsun Diojen?
Diojen:
- Feneri arıyorum, demiş.
***
Öğle namazı saatlerinde, Yenicami'nin giriş kapısı önünde yan yana düşmüş 2 çift ayakkabı...
Biri, küçük bir memurun; öteki de ünlü bir iktidar siyasetçisinin...
Küçük memurunkiler dert yanıyorlarmış:
- Karda kışta kıyamette yürümekten helak olduk, neredeyse altımız delinmek üzere; kırıştık buruştuk, ne yapacağımızı bilemiyoruz...
Ünlü siyasetçininkiler ise:
- Bizim, diyorlarmış, şöyle dertlerimiz yok; her zaman son model resmi siyah arabalarda geziyor, uçaklara biniyor, kırmızı tören halıları üstünde yürüyoruz. Ama hiç bitmeyen gizli bir kaygımız var bizim de...
Küçük memurun eskimiş ayakkabıları, sormuşlar hemen:
- Ne... Sizin de mi kaygınız var, olacak şey değil vallahi; neymiş bakalım sizin kaygınız?
- Öyle demeyin; bütün siyasetçi pabuçlarında hep aynı kaygı vardır; ya bir gün dama atılırsak...
***
Yeni evli bir çift...
Kaşla göz arasında damat biraz haylazlık etmiş ve cinsel bir hastalığa yakalanıp, hemen doktora koşmuş:
Doktor:
- Bir hafta boyunca, demiş, her akşam yatmadan önce bir bardak süte sok oranı...
Yeni evli genç çift tam yatacakları sırada, taze damat banyoya gitmiş ve doktorun dediğini yaparak, bir bardak süte sokmuş orasını...
Ve o sırada karısı açmış banyonun kapısını. Kocasını o durumda görünce:
- A... aa... demiş; doğrusu hiç bilmiyordum, o senin şeyinin de dolma kalem gibi doldurulduğunu...
Bazı yerli siyasetçiler de, AB ile yapmayı düşündükleri evlilikte damat adayı olunca; bu tür evliliklerin ne tür bir bütünleşmeyi gerektirdiğini bilmediklerinden, gerçekten tıpkı bir dolma kalem gibi doldurmaya çalışıyorlarmış bazı gerekli organlarını ve pek de kıvıramıyorlarmış doldurmayı...
***
Bektaşi babasına sormuşlar:
- Türkiye de gitmeye hazırlanıyormuş Uzay'a, ne dersin?
Baba erenler:
- Ne diyeyim, demiş; dünyayı yiyip yutanlara, yeni olanaklar açılıyor işte, sevinsinler...
***
Bir kanguru ile bir politikacı arasında ne fark varmış, biliyor musunuz?
Kanguru, karnının altındaki cepte yavrularını taşırmış; politikacı ise karnının içindeki cepte kirli çamaşırlarını...
***
Bir eczaneye yeni kapılanmış bir eczacı kalfası, hangi ilaçların hangi raflarda, hangi dolaplarda durduklarını, bir güzel iyice öğrenmiş. Yalnız bir dolap varmış ki, altında "Okunamayanlar" yazıyormuş. Patronuna sormuş:
- Altında "Okunamayanlar" yazılı olan şu dolapta hangi ilaçlar duruyor?
- Getirdikleri reçetelerin okunamadığı hastalara verilen ilaçlar...
Eczacı kalfası bir sabah "Okunamayanlar" dolabını açmış... İçinden sadece, her derde deva ilaçlar çıkmamış; aynı zamanda Kopenhag kriterleri de çıkmış...
Meğer eczanenin sahibi, aynı zamanda kıdemli bir iktidar politikacısıymış da...
***
Nalıncı keseri, politik açıklamalar yapmak için bir basın toplantısı düzenlemiş ve sorular başlamış:
- Maçlarda sık sık çıkmaya başlayan kavgalar için ne düşünüyorsunuz?
- Konuyu abartmayın, İngiltere'de daha beterleri oluyor.
- Süleymaniye'deki skandal, neden daha derinleştirilip, açıklanmadı kamuoyuna?
- Konuyu saptırmayın, onlar geçmişte kaldı...
- Çığ gibi büyüyen yolsuzluklar, rüşvetler, suç örgütleri hakkında ne gibi önlemler almayı planlıyorsunuz?
- Gerekenler yapılıyor, hiç merak etmeyin.
- Enflasyonun geri çekilmesine karşın, piyasa çok durgun; ne gibi çözümler söz konusu?
- Üstünde önemle duruyorlar.
- Verdiğiniz yanıtları özetlemeye kalkarsak, "birtakım tatavalar" diyebilir miyiz?
- "Tatava" sizlerin sorduğu sorular; bizim yanıtlarımız ise asil milletimize tepsi tepsi sunduğumuz baklava... Bazı hainler buna inanmasa da...
***
Eski bir halk tekerlemesiyle bitirelim yazıyı:
Sen seni bil sen seni, sen seni bilmez isen, patlatırlar enseni...
c.altan@prizma.net.tr
|
|