Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Mart 2005 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şşşt.. Şşşt geliyor


Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile cumartesi, iki kez söyleştik.
Önce, bugün 13.00'te Kanal D'de yayımlanacak "ŞEFFAF ODA" için... Gece de bir otelin lokantasında katıldığı toplantıya ara vererek kısa bir akşam yemeğinde...
İlkinde, "yeni TCK'de bazı maddelerin bizi üzmekte olduğuna" işaret ettim.
"Üzmemeye çalışacağız" yanıtını verdi.
Değişiklik yapılabileceğinin işareti mi?
Gerekli bu...
Sesi kaygılıydı.
İkinci konuşmamız daha ayrıntılı oldu.
Yuvarlak masamızda GÖZCÜ Genel Yayın Yönetmeni Rahmi Turan, yeni TCK'de gazetecileri çok zora sokacak, yuvarlak ifadelerle yazılmış, hâkime geniş "takdir" alanı bırakan "antidemokratik" maddelerden örnekler verdi.
Bu maddeler sadece medyanın kâbusu değil.
Hükümet de böyle ceza yasası maddeleriyle, hapishaneleri gazetecilerle doldururken AB'yi -artık- unutmalı.
Herhalde, TCK'nin yürürlüğe gireceği 1 Nisan'dan önce bu maddeler değişmeli.
Aksi halde Türkiye'nin, AB demokrasi standardında bir ülke olduğu iddiaları kargaları güldürür.
.............
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, siyaset deneyimi olan, yanlış adımları ve sonrasını görebilen sağduyu sahibi bir siyasetçidir.
O nedenle dünkü konuşmalarında, onu da 1 Nisan'dan sonra olabilecekler nedeniyle kaygılı buldum.

Garip
Öyle maddeler ki...
Örneğin, şu ifadeye ne buyurulur?
"Türkiye'ye karşı hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik........"
Eski Baro Başkanı Turgut Kazan'ın söylemiyle "yasallık ilkesine hiç uygun olmayan soyut bir kavram."
Türkiye'de bazı yazarlar, adları açık açık anılarak ABD gezetelerinde teşhir ediliyorlar. "Türkiye'deki ABD karşıtlığını yaratan, tahrik eden kalemler" diye adeta"ihbar" ediliyorlar.
Bu durumda onların, ABD politikalarını, Başkan Bush ve onun neo con'larını yeren satırların sahipleri, "yabancı devlet yetkililerini tahrik" iddiasıyla yargılanabilirler. Bu yeni yasa hükmü gereği haklarında 10 yıldan 20 yıla kadar hapis istenebilir.
........
Gazetecileri sadece mesleklerinin objektif gereğini yerine getirmeleri halinde ağır cezalarla hapse gönderecek başka maddeler de var.
Özellikle "milli yararlara zarar verebilecek" gibi tanımı ve ölçütü çok belirsiz ve esnek hükümlerle, "iletişim" ipotek altına alınmakta.

İğneyi kendimize
Ancak...
Söyleşimizde, Adalet Bakanı Çiçek, pişkin politikacılar gibi değildi.
Yasa hazırlanırken meslek kuruluşlarından katkı gelmeyişinden şikâyetçiydi.
Gerçekten, birkaç sütunda perakende eleştiri dışında ve meslek kuruluşlarımızın âdet yerini bulsun kabilinden kamuoyuna bile yansımayan bildirileri ötesinde, bu yasa tasarısı sessiz sedasız geçiverdi.
Daha doğrusu...
Fırtınalar estirmedi değil...
Ama "fikir ve düşünce özgürlükleri" gibi şimdi ayıp, feryat ettiğimiz maddeler üzerinde değil, "zina" konusunda.
Medya depreminin enerji birikimi "zina" için oldu.
Oysa, yeni TCK'de böyle bir madde bile yoktu.
Medya, "cambaza bak, gerisine kafanı takma" durumuna düştü.
TCK'yi "zina" maddesinden kurtarırken gazeteci haklarının namusu dikkatlerden kaçmıştı.
.............
Bugün Adalet Bakanlığı'na gazetecilik meslek kuruluşlarından, hukuk fakültelerinden, iletişim fakültelerinden, üyesi olduğumuz IPI gibi uluslararası kuruluşlardan hangi çalışmalar gönderilmiş ki?
.............
Adalet Bakanı Çiçek, hukuk fakülteleri ile sadece iki toplantı yapabildiklerini ve bakanlıktan gelen 8 kişinin bile çoğunlukta olduğunu anlattı.
..............
Bunlara 17 Aralık'a kadar 3 ayda 4 büyük temel yasa çıkarmak zorunluğunun ve zamanla yarışmanın handikapını da eklemeliyiz.
...............
Elbette küresel standartların hayli gerisinde kalan ve bu haliyle en azından AB'den gelecek baskılar sonrasında değişmesi/düzeltilmesi "yazgı" olan yasadaki yanlışları, yukarıdaki satırlar mazur göstermez ama kendi yanlışlarımızı da görebilmeliyiz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Bir dalda iki ceviz, aramız derya deniz...
NASREDDİN Hoca'ya sormuşlar:
Melih AŞIK
Muhabire gözdağı
Başbakan Erdoğan, Madrid dönüşü kendisine sor...
Fikret BİLA
Konya izlenimleri
Milliyet Business'ın özel sayısı için Konya'n...
Hasan CEMAL
Maç!
Bar yükünü almış durumda. Çıt yok. Geniş ekra...
Güneri CIVAOĞLU
Şşşt.. Şşşt geliyor
Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile cumartesi, iki...
Can DÜNDAR
Hitler'i okudunuz mu?
Yeni kitap çıkarmanın heyecanıyla bu hafta be...
Abbas GÜÇLÜ
Biz Avrupa'ya, onlar bize hayran
Avrupa Birliği'ne girmek için ne kadar çaba h...
Mehmet Y. YILMAZ
Kelimelerle değil tek bir hareketle... 'Seni Seviyorum'
Gustave Flaubert'in bir sözünü not etmişim. R...
Hasan PULUR
"Rakıname!"
MEĞER "rakı" lafını duyunca, kaleme kâğıda sa...
Derya SAZAK
Bir İstanbul kâbusu
Kırmızı ışıkta beklemek, sürücünün kâbusu olu...
Meral TAMER
Biz bu filmi daha önce de görmüştük!
Önce medya, iktidarın boy hedefi haline gelir...
Ece TEMELKURAN
Kandırılmış kadınlar
Kim bilir kaç tane kadın tanıdım "Abi valla b...
Osman ULAGAY
Eski ezbere dönersek yüksekten düşeriz
Ben bıktım böyle yazılar yazmaktan, Türkiye'y...
Güngör URAS
İşçileri SEKA'yı sattı
SEKA işçileri de, sendikaları da (kusura bakm...
Serpil YILMAZ
Ülker holdinglerin iştahını artırıyor
Bütün yollar Roma'ya çıkar sözünü kim söylemi...

© 2005 Milliyet