|
 |
|
|
Biz bu filmi daha önce de görmüştük!
Önce medya, iktidarın boy hedefi haline gelir. Ardından Türk Sanayici ve İşadamları Derneği TÜSİAD da hükümetin hırçınlaşmasından nasibini alır. TÜSİAD ile hükümetler arasındaki söz düellosu iyice tırmandığında anlayın ki işler iyice çıkmaza girmek üzeredir...
Başbakan Tayyip Erdoğan, Dünya Kadınlar Günü'nde coplanan kadınların görüntüleri nedeniyle önce medyayı ağır bir dille suçladı. Ardından da toplumsal sorumluluk gereği uyarı görevini yapan TÜSİAD'a haddini bildirdi! "Bunlar kendi işlerine baksınlar!"
Erdoğan şimdilik nezaket sınırları içinde. Geçmiş örnekleri hatırladığımızda iş nerelere varır, bilinmez. Erdoğan'ın selefi Bülent Ecevit'in kişiliği itibarıyla nezaket sınırlarını aşması mümkün değildi. Nitekim son başbakanlığında TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın sert bir demecine "Onlar kendi işleriyle meşgul olsunlar" sözleriyle karşılık vermişti. Üstelik TÜSİAD'la 26 yıl öncesine uzanan kötü anıları olduğu halde...
Gazete ilanlarıyla
Feyyaz Berker'in başkanlık döneminde TÜSİAD 1979'da, 13 mayıstan 13 hazirana kadar bir ay süreyle, gazetelere verdiği tam sayfa ilanlarla ekonomideki sorunları ve Ecevit hükümetinin uygulamalarını kıyasıya eleştirmişti.TÜSİAD'ın bir sonraki başkanı rahmetli Ali Koçman'ın, askeri hükümetten büyük zılgıtlar yediğini hatırlıyorum.Turgut Özal başbakan olduktan sonra TÜSİAD'la arasındaki ilk büyük gerginlik, Ömer Dinçkök'ün başkanlığı döneminde Dış Borç Raporu nedeniyle yaşanmıştı. İşin ilginç yanı, raporun altındaki imzalardan biri, Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Tansu Çiller'e aitti. Bu rapor, Özal'ı çok kızdırmıştı.
Kleptokrasi krizi
Dinçkök'ün halefi Cem Boyner, Özal'ın ailesi ve yakın çevresindeki işadamlarıyla ilgili yolsuzluklar, ihracatta KDV iadesindeki usulsüzlükler, hayali ihracat, hortum v.s. ile ilgili iddialar ayyuka çıkınca, "Bu rejimin adı demokrasi değil kleptokrasi" diye cesur bir çıkış yapmıştı. Özal TÜSİAD'a iyice köpürünce de Boyner, "Biz Kanarya Sevenler Derneği değiliz" diyerek sözlerinin arkasında durmuştu. Boyner döneminde zorunlu eğitimin 8 yıla çıkmasını öneren Eğitim Raporu da Özal'ı hayli öfkelendirmişti.
Çağlar: Bunlar cukkacı
Boyner'in halefi Bülent Eczacıbaşı'nın vergi reformunun gerekliliğine ilişkin açıklamaları, Başbakan Süleyman Demirel'i çok sinirlendirmişti. Yandaki küpürlerde de görebileceğiniz gibi Demirel, "Boğaz'da yalılarda oturup, ahkam kesmek olmaz" demekle yetinmiş, gerisini bankalardan sorumlu Devlet Bakanı yaptığı manevi evladı Cavit Çağlar'a bırakmıştı. Çağlar da tartışma seviyesini iyice düşürerek "Bunlar götürmeye alışmış, cukkacı" demişti. Sonradan kimin cukkacı olduğu çıktı ortaya. Çağlar, bakanlıktan ayrıldıktan sonra ortak olduğu Etibank ve satın aldığı Interbank'ın batması nedeniyle devlete 1 milyar doları aşkın borç taktı.
Terbiyesiz sülükler
Eczacıbaşı'nın halefi Halis Komili, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'le büyük gerginlikler yaşadı. Çiller'in durduk yerde yarattığı 1994'teki ekonomik krizin hemen ardından önce Başbakan Yardımcısı Murat Karayalçın'dan, "Mesut Yılmaz TÜSİAD'ın emrinde. TÜSİAD, ana muhalefet liderine yeni bir hükümet kurma siparişi vermiştir" yollu bir açıklama geldi. Ardından da Başbakan Çiller, "Bazı işadamları hainlik yapıyor" diyerek TÜSİAD'la köprüleri attı. Çiller bir yıl sonra yine TÜSİAD'la karşı karşıya geldiğinde, bu kez TOBB'un başkanı Yalım Erez'den ağzının payını aldı TÜSİAD: Terbiyesiz sülükler!
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|