Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mahrumiyet ilçeleri!

Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen

GEÇTİĞİMİZ günlerde aralarında Milliyet Ege'nin de bulunduğu bazı gazetelerde bir haber yer aldı. Haberde özetle; "Kınık'ta görev yapan bürokrat ve kamu personelinin yarısı ilçe dışında oturuyor. Bu yüzden ilçe esnafı 'memurlar bizden alışveriş yapmıyor' diyerek dert yanıyor" deniliyordu.
Oysa burada suç, ilçede oturmayan kamu personelinde değil.
Suç, Kınık ve benzeri ilçeleri mahrumiyet bölgesi haline getirenlerde.
Suç, İzmir'in Kınık, Beydağ, Kiraz ve Karaburun gibi ilçelerine gereken önemi vermeyen yöneticilerde. Suç, bu ilçeleri yok sayanlarda.
Çünkü İzmir'i yönetenler, aralarında Kınık'ın da bulunduğu, Kiraz, Beydağ ve Karaburun gibi ilçeleri adeta gözden çıkarmış durumda.
Nitekim valiliğin hazırladığı İzmir'i tanıtan kitaplarda Kınık'ın adı dahi geçmiyor.
Kent yöneticilerinin bu ilçelere bakışı, tıpkı ülkemizin doğu ve güneydoğudaki illere bakışına benziyor. "Teşbihte hata olmaz" derler.
Bu ilçeler adeta İzmir'in çöplüğü olarak kullanılıyor. Nerede siyasi otorite ile ters düştüğü için sürülecek personel var; gönder Kınık'a, Beydağ'a veya Kiraz'a... Nerede amiri ile ters düşen veya işe yaramayan (amirlerine göre) bir personel var; gönder Beydağ'a, Kınık'a veya Karaburun'a...
Kim İzmir'e tayin yaptırmak istiyorsa önce bu ilçelere atanıyor. Bu süre içinde eşi İzmir'de oturuyor, kendisi Kınık'a, Beydağ'a veya Karaburun'a gidip geliyor. Öyle ki; bu ilçelerde görev yapan çok sayıda memur, emzikli bebeklerini bile bırakmak zorunda kalıyor.
Öğretmenlerin pek çoğu rapor aldığı için dersler boş geçiyor.
Kırsal kesime büyük önem veren valimiz Sayın Yusuf Ziya Göksu'nun İzmir ile ilgili hedef ve heyecanını biliyoruz. Ancak geçen iki yıl içinde İl Özel İdare bütçesinden Çeşme'ye 6 trilyon 95 milyar, Bergama'ya 5 trilyon 119 milyar liralık yatırım yapılırken, bu süre içinde Kınık'a sadece 246 milyar liralık yatırımın yapıldığı dikkatlerden kaçmıyor.
Ülkemizin batıya açılan penceresi olan İzmir'in kuşkusuz 28 ilçesini birden aynı düzeye getirmek olanaksız.
Ancak Sayın Göksu'nun ve il genel meclis üyelerinin bundan sonraki yatırımlarını ilçeler arasındaki uçurumu azaltacak şekilde dağıtacaklarına inanıyorum.
Bu nedenle İl Özel İdaresi'nin çalışmalarını bundan sonra daha sıkı takip etmeye çalışacağım.

Sahte markalar, sahte yaşamlar...
SAHTE rakı olayı, Türkiye'de sahteciliğin ve sahtekarlığın hangi boyutta olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Ülke tam bir "sahte cennet" haline geldi.
Sahte markalar...
Sahte meslekler...
Öyleki sahtecilik gündelik yaşamın bir parçası oldu. Adeta yaşamımızın her alanına girdi.
Örneğin; sahte senet, sahte adres, sahte yeşil kart, sahte isim, sahte para, sahte çek, sahte evrak, sahte diploma, sahte nüfus cüzdanı, sahte pasaport, sahte ehliyet, sahte sağlık karnesi, sahte imza, sahte fatura, sahte fiş, sahte rapor, sahte sigorta poliçesi, sahte kredi kartı, sahte oy pusulası, sahte seçmen, sahte otobüs bileti, sahte piyango bileti, sahte maç bileti, sahte plaka, sahte reçete, sahte tablo ve daha pek çok sahtelikler... Sahtekarlıklar...
En kötüsü ise insan ilişkileri sahteleşti...
Yaşam sahteleşti...

cbilgen@milliyet.com.tr





EGE
Mahrumiyet ilçeleri!
Akordeon gibi sonradan açıldı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Reşat Yörük

© 2005 Milliyet