|
 |
|
|
Akordeon gibi sonradan açıldı
İzmirli sanayici Mehmet Tiryaki, tüm riskleri göze aldı, 2000 yılında İran'a 2 milyon dolarlık şaft yatırımı yaptı. Sabretti, şimdi çok mutlu. İşte yatırımcılara tavsiyeleri
EKONOMİ KULİSİ / Reşat Yörük
Otomotiv sektörü, 2004 yılını 854 bin araçlık üretimle tarihi rekor kırarak kapattı, 11 milyar dolarlık ihracat geliriyle tekstilden sonra ikinci sıraya yerleşti. Sektörün bu çıkışında, Avrupa'daki otomotiv sanayiinin hızlı büyümesi elbette önemli bir etkendi. 1995 - 2003 yılları arasında ortalama yüzde 9.1 büyüyen Avrupa otomotiv sektörü, Türkiye'deki fitili de ateşlemişti. Ve bu öyle bir fitildi ki, sektör artık kabına sığmıyordu. Yeni pazarlar, yeni müşteriler gerekliydi.
Hızla büyüyen İran pazarı, işte tam bu aşamada Türk otomotiv ve yan sanayinin yeni gözdesi oldu. Bu ülkenin ABD ile yaşadığı gerginlik nedeniyle politik risk unsuru her zaman göz önünde olsa da, Renault ve Fiat gibi dünya devlerinin başlattığı yatırım hamleleri Türk sanayicilerin yolunu açtı. İzmir merkezli BMC'nin, İran'ın özel sektör kuruluşlarından KAI ile lisans anlaşması yaparak yılda 5000 adet kamyon, 1000 adet de otobüs üretim hedefi koymasının ardından, Avrupa şaft piyasasında yüzde 12'lik pazar payına sahip olan yine İzmir merkezli Tiryakiler Şirketler Grubu da İran'da 2 milyon dolarlık yatırıma start verdi.
Beş yıl emek verdi
Tiryakiler'in İran yatırımı, öyle dünden bugüne gerçekleşmiş bir şey değil! Aksine 5 yıllık bir emeği ürünü. Nakış gibi sabırla işlenmiş bir proje bu. Korukların helvaya dönüşmesi gibi bir şey!
Grubun Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tiryaki, çok hızlı büyüyen İran pazarına 8 yıldır satış yaptıklarını ve yatırım projesi için yıllardır çalıştıklarını söyleyip ekliyor:
"İran, sadece petrole dayalı bir ekonomiden kurtulmak istiyor. O yüzden otomotiv ve yan sanayiine büyük teşvikler veriyor. Bunun için bütçelerinde 5 milyar dolar ayrıldığı söyleniyor. Böyle bir pazarı kaçıramazdık."
Mehmet Tiryaki, tarihsel süreç içinde inişli - çıkışlı bir seyir gösteren Türkiye - İran ilişkilerinin herşeye rağmen sürekli olduğunu da hatırlatıyor. Mehmet Bey, İran'da yatırımı düşünen sanayicilere şu "altın formülü" öneriyor:
"Riskleri minimize etmek için yatırımlara başlarken akordeon gibi sonradan açılabilecek küçük yatırımlarla girilmesi daha uygun."
Evet, ortada ABD-İran gerginliğinden kaynaklanan bir riskin olduğu kesin. Ancak Tiryaki, "Buradaki pazarın büyüklüğü, politik riskleri göğüslenmeye değer kılıyor" diyor. Ve tüm yan sanayici arkadaşlarına bu pazarda yer almaları için çağrıda bulunuyor.
Tiryakiler Şirketler Grubu, İranlı müşterilerin talebi üzerine hem üretim avantajlarından yararlanabilmek hem de pazara daha yakın olabilmek amacıyla 2005 yılının ikinci yarısında açmayı planladığı şaft montaj tesislerinde ilk yıl 40/50 bin adet şaft montajı öngörülüyor. Yatırımın toplam tutarı ise 2 milyon dolar.
İran'da halen iki önemli otomotiv grubu bulunuyor. Bunların her ikisi de devlet kuruluşu. Birincisi İran Khodro; otomobilde Paykan ve Pegueot, ticari araçta ise İran Khodro, Diesel, Mercedes kamyon ve Mercedes otobüs üretiyor. İkinci önemli otomotiv kuruluşu Saipa ise otomobilde Kia Pride ve Renault, ticari araçta da Volvo'nun kamyon ve otobüslerini üretiyor. İran'daki otomotiv sanayinin yüzde 85'i bu iki kuruluşun elinde bulunuyor.
"Agresif" büyüyor
İran'ın nüfusu 65.5 milyon, GSMH 111.3 milyar dolar, kişi başına düşen milli gelir 1700 dolar, yüzölçümü 1 milyon 648 bin kilometrekare. Ülkedeki otomotiv sanayiinin son 4 yıllık büyüme trendi muhteşem. 2001 yılındaki toplam üretim 335 bin 282 adet iken, bu rakam 2002'de 452 bine, 2003'te 567 bine, 2004'te de 664 bine çıkmış. Yani 4 yılda üretim ikiye katlanmış. Sektörün 2005'teki üretim hedefi 792 bin 120 adet. 2006 hedefi ise 877 bin 370 adet. İran'ın kamyon parkı 204 bin adet. Bin kişiye 3.1 adet kamyon düşüyor. Araç parkının ve modellerinin çok eski olması, pazarın cazibesini artırıyor.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|