|
 |
|
|
Futbolun prensi
Gençlerbirliği çelik gibi puan kazanma iradesiyle gelmişti Fenerbahçe deplasmanına. Gerçi Fenerbahçe de, kendi sahasında kazanma şampiyonluğunu çoktan yakalamıştı bu yıl... Futbolda iki taraf da düşünce ve amaç donanımları güçlü olarak girdikleri zaman yarışmaya, oyundaki her pozisyon hareketi göz doldurucu fotoğraflarla süslenip, renkleniyor doğrusu... Dün gece de işte böyle bir futbol ve puan kavgası sarıp, sarmalıyordu Saracoğlu Stadı'nı... Gençler tam bir deplasman disiplini içinde kalesini on kişilik bir defans mangasıyla karşılıyor, top Fenerli ayaklara geçince de, bu grup hemen orta alandaki pres kapışmalarında eksiksiz yer alarak, Fenerbahçe'nin topla oynama oranını bozmayı çalışıyorlardı devamlı... Arada kanat çıkışları ve özellikle Youla'nın göbekten yaptığı akıl dolu dalışlar Fener'in savunmada zaten bilinen "nazik bölge"si olan Luciano, Servet, Deniz hattını oldukça zorluyordu. Zaten beklenmeyen Gençler golü de Youla'nın böyle bir pozisyonu iyi kullanması sonucu geliyordu...
Fenerbahçe ise her zamanki oyun formatıyla rakip alana giriş çıkışlar yapıyor ve gol bulmak adına sahanın her alanını ustaca kullanıyordu... Mehmet Yozgatlı ve Serkan'ın sağ kulvardan yaptıkları sayısız bindirmeler, Gençler'in o bölgedeki savunmacılarını hayli hırpalıyor, Alex'in de ağırlıklı sağ kanattaki topla varyasyonları da devreye girince, Sarı - Lacivertliler'in üç puan geleceğinin sağ kanattan doğacağı inancıyla dolup, taşıyordu tribünler...
Mat ettiler
Ehh iki penaltı vuruşuyla Alex, Fenerbahçe'ye üç puan getirme ihtimali olan gollere imza atıyorsa eğer, o zaman sağ kulvarda oynayan bütün Sarı - Lacivertliler'in Gençlerbirliği'ni o bölgede "mat ettikleri" doğrusu ortaya çıkmıyor mu ? Penaltıların doğruluğu tartışılır mı.. Bizce ilki belki de, ikincisi ceza alanı içindeki "kusurlu hareketler" sınıfına girer ve verilişi de tartışılmaz.
Yukarıda Fenerbahçe'nin "özürlü bölgesi" olarak sunduğumuz Luciano'lu, Servet'li, Deniz'li hatta sokulan Gençlerbirliği hücumcuları, yine gözümüze ilk yarıda batan Youla ile oyundaki skoru dengeliyor ve oyun Sarı - Lacivertliler'in hesaplarını alt üst edercesine beraberliğe bağlanıyordu.
Sonrası zaman ev sahibinin hücum ablukası halinde geçiyor, sayısız son vuruşlar Kırmızı - Siyahlı beden ve ayaklarda heba olurken, geldiği günden bu yana Sarı - Lacivertli ekibin "FUTBOL PRENSİ" Alex'in ihtişam dolu golüyle Fener yine mutlu sonu yakalıyordu.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|