Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Öncü sarsıntılar sıklaşmaya başladı
Dolar depremi yakın mı?..

ABD, dolar depremini önlemek için faizleri sıçratırsa Türkiye gibi ülkeler bundan olumsuz etkilenebilir


Beklenen bir depremin ne zaman olacağını önceden bilmek ne yazık ki olanaksız. Hangi faylarda enerji birikimi olduğunu ve bunun hangi büyüklükte bir sarsıntıya yol açabileceğini tahmin edebiliyor deprem uzmanları ama depremin ne zaman olacağını söyleyemiyor. Giderek sıklaşan küçük sarsıntılar ise bazen yaklaşmakta olan büyük depremin habercisi olabiliyor.
Aynı şeyleri para, sermaye ve döviz piyasaları için de söylemek mümkün günümüzde. Çok sayıda oyuncunun sonucu etkileyebildiği, çok karmaşık bir nitelik kazanan bu piyasalardaki kırılganlık noktalarını ve olası depremleri kestirmek mümkün ama büyük sarsıntının anını saptamak olanaksız. Ancak bu gergin bekleyiş sürerken sergilenen davranışların yarattığı küçük sarsıntıları büyük sarsıntının habercisi olarak algılamak mümkün.

ÖNCÜ SARSINTILAR
Bunun ilginç bir örneği dünya döviz piyasalarında yaşanıyor. Son üç yılda özellikle Avrupa Birliği'nın parası olan euro karşısında değer kaybeden Amerikan dolarının yeniden büyük bir düşüş yaşayacağı yolundaki tahminler bir süreden beri yapılıyor ama olası bir dolar depreminin ne zaman ve hangi büyüklükte olacağını kestirmek kolay değil. Ancak son aylarda döviz piyasalarında küçük sarsıntılara yol açan söylentilerin sıklaştığını ve bu söylentilerin doların değerini kemirmeye devam ettiğini görüyoruz. Hemen her hafta başka bir ülkenin merkez bankasının, ABD dolarının döviz rezervlerindeki oranını düşürme niyetinde olduğu yolunda söylentiler yayılıyor ve ABD'nin dev dış açığı büyürken bu söylentilerin yayılması doların değerini aşağı çekiyor ve büyük çöküşün yakınlaşmakta olduğunu düşündürebiliyor.
Geçen hafta da 840 milyar dolarlık döviz rezerviyle dünya rekortmeni olan Japonya'nın Başbakanı Koizumi, dolar rezervlerinin bir bölümünü başka paralara kaydırmayı düşünebileceklerini açıklayınca dolar yeni değer kayıplarına uğradı. Bu kayıpların hızlanmaması için devreye girmek zorunda kalan Japonya maliye bakanlığı yetkilileri, döviz rezervlerinin yapısını değiştirmeyi düşünmediklerini açıkladı. Önceki haftalarda da Güney Kore, Çin ve Rusya gibi ülkelerin dolar rezervlerini azaltabilecekleri yolunda söylentiler yayılmış ancak sonra yalanlanmıştı. Ancak ateş olmayan yerden duman çıkmayacağını ve son yıllarda muazzam döviz rezervleri biriktiren Asya merkez bankalarının doların rezervlerindeki oranını düşürmek için fırsat kolladığını herkes biliyor.

AÇIK BÜYÜRKEN
Sorunun temelinde ABD'nin dev boyutlardaki dış ticaret açığının ve ona bağlı olarak cari işlemler açığının büyümeye devam etmesi yatıyor. Cuma günü açıklanan rakamlar bu yılın ocak ayında ABD'nin ithalatının 159 milyar doları aşarak yeni bir rakora eriştiğini, dış ticaret açığının da yeniden artışa geçerek 58.3 milyar doları bulduğunu ortaya koydu. Bu arada ABD'nin Çin'le yaptığı ticarette verdiği aylık açık da 15.3 milyar dolarlık yeni bir rekora erişti.
ABD'nin geçen yıl 600 milyar doların üzerine tırmanan ve bu yıl daha da büyümesi beklenen dış açığını büyük ölçüde Asya ülkelerinin merkez bankaları finanse ediyor. Bu süreçte başrolü oynayan Çin ve Japonya böylelikle kendi paralarının dolar karşısında değerlenmesini önleyerek ABD'ye yaptıkları ihracatı sürdürmeyi amaçlıyor. Ancak doların değer kaybının sürmesi ve hızlanması halinde, elinde büyük miktarda dolar ya da ABD Hazine kâğıdı tutan ülkelerin büyük zararlara uğramaları da kaçınılmaz görünüyor. İşte bu nedenle söz konusu ülkelerin, büyük bir dolar depremine yol açmadan dolar varlıklarının oranını düşürme çabası içinde oldukları anlaşılıyor. Bunu başarıp başaramayacakları ise kuşkulu, çünkü dolar depreminin yaklaştığı izleniminin yaygınlaşması halinde dolardan kaçışın hızlanması ve depremi tetiklemesi olası.
Bu noktaya gelindiğinde ABD'de ciddi bir faiz şokunun yaşanması ve ABD faizlerindeki sıçramanın, Türkiye gibi ülkelerin euro tahvillerini vurması da ürkütücü bir olasılık olarak karşımızda duruyor.

ABD'yi Asya finanse ediyor
2002 başından 2004 yılının son çeyreğine kadar geçen sürede ABD'nin toplam cari açığı 1.3 trilyon doları aşarken dünyadaki döviz rezervleri de 1.4 trilyon dolar arttı. Bu rezerv birikiminin yaklaşık % 85'ini gerçekleştiren Asya ülkelerinin ABD'nin başfinansörü olduğu görülüyor. ABD Hazine kâğıtlarının büyük bölümü da Asya ülkelerinin elinde bulunuyor.


Orhan Pamuk başbakan olsaydı...
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, geçen hafta İstanbul'daki bir toplantıda Orhan Pamuk'tan söz ederken "Nobelist in waiting" deyimini kullandı. Yani Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday olabileceklerin listesinde yerini aldığını ifade etti. İngiltere'de özellikle aydın kesimde önemli ağırlığı olan The Guardian gazetesi de haftalık kitap - sanat ekinin (Guardian Review) kapağında Orhan Pamuk'a yer verdi. Türkiye'de ise neredeyse "istenmeyen kişi" haline gelmiş durumda Orhan Pamuk. Bir yabancı dergide yer alan açıklamaları nedeniyle kitaplarını toplatıp imha etmek isteyenler ve Türkiye'de yaşatılmayacağını söyleyenler de var.
Orhan Pamuk'un, adının Nobel Ödülü için gündeme geldiği bir ortamda, bu tür kanıtlanması güç iddiaları dile getirirken daha özenli bir dil kullanması kuşkusuz daha iyi olurdu. Ancak uzun bir röportajın iki cümlesini oluşturan bu iddialar yüzünden Pamuk'un adeta aforoz edilmek istenmesi, aslında Türkiye'deki ortamla ilgili bir saptama yapmamıza olanak veriyor. Bu ortamın yeşerttiği ve başımıza getirdiği siyasetçilerle nereden nereye geldiğimiz meydanda. Bir edebiyatçının, hele Orhan Pamuk'un iyi bir siyasetçi olması herhalde çok zor ama Japon Sony şirketinin başına Galler'den çıkmış bir Amerikalı'nın geldiği bir dünyada bizim farklı bir başbakan özlemini dile getirmemiz çok mu yersiz acaba?

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk kurguları
NEDEN herkesin kendine göre bir Atatürk anlay...
Çetin ALTAN
İyi bir dangalak mısınız?
1- Dolmuştan inerken rahatsız ettiğiniz kişil...
Yasemin CONGAR
Şam, Tahran ve dünya
Ortadoğu'daki güncel devinimi okuyabilmenin i...
Faik ÖZTRAK
Bütçe ve kamuoyunun bilgiyi kullanması
Geçtiğimiz hafta yayımlanan şubat ayına ait k...
Hasan PULUR
Ermeni tehciri isyanla başlar...
BU yazılarımızın hiçbir şekilde, "soykırım" d...
Ece TEMELKURAN
Gidenler genç kalır
İhtiyarlamak azizim, gitmek korkusuyla başlar...
Yaman TÖRÜNER
Bir gazete hangi prensiplerle yönetiliyor?
Bir medya organı aşağıdaki amaçları gütmek du...
Osman ULAGAY
Dolar depremi yakın mı?..
Beklenen bir depremin ne zaman olacağını önce...
Güngör URAS
Emekli Sandığı'nı çalışanları soymuş
T.C. Emekli Sandığı'nda çalışanların bazıları...

© 2005 Milliyet