
|
|
|
 |
|
|
Yardımcı doçentin derdi çok büyük
Satır Arası / Deniz Sipahi
Üniversite personelinin ne kadar çok sıkıntısı varmış.
İnanın bu konuyla ilgili birkaç yazı yazdıktan sonra hem mesaj kutuma yüzlerce mail geldi, hem de telefonlarım susmadı.
Anlıyorum ki, sadece asistanların değil; akademik kariyer yapan ham kademenin farklı sorunları mevcut.
Profesörlerin dahil...
Bir ülkenin üniversitelerinde sıkıntı varsa geleceğinde de sıkıntı var demektir.
Kafasında yüzlerce sorunla boğuşan, gelecek kaygısı olan, kendini geliştirmek sıkıntı çeken bir kişinin gelen öğrenciye fazla bir şey verebilmesini bekleyebilir misiniz?
Son yazımda sütunlarımın herkese açık olduğunu özellikle söylemiştim.
Önce bir asistanın, ardından bir profesörün yorumlarını sizinle paylaşmıştım.
Bugün de bir yardımcı doçentin...
Okuyalım...
* * *
"Akademik personelin sorunlarını tartışırken en mağdur olan sınıfın yani yardımcı doçentlerin sorunlarını göz ardı etmek sanırım haksızlık olacaktır. Sorunları kısaca şu başlıklar altında sıralayabiliriz.
1. Yardımcı doçentler sözleşmeli personel statüsündedir ve her an işine son verilebilir. (Bu sorun ancak rektörlerin iyi niyeti ile çözümlenmektedir.)
2. Bir yardımcı doçentin görev yapma süresi 12 yıldır, 12 yılı dolduranlar doçent olmadıkları takdirde öğretim görevlisi olarak çalışabilmektedirler.
3. Doçentlik kriterleri son derece ağırdır. Öncelikle çok zor bir yabancı dil sınavı, ardından hemen hemen imkansız yayın aşaması (Bunun içinde yurt dışında bazı dergilerde tek isimli makale şartı da bulunmaktadır) ve sonunda bir sözlü sınav bulunmaktadır.
Zaten tüm Türkiye'de özellikle sosyal bilimlerde her yıl kaç kişinin doçent olduğu belirlendiğinde şartların ağırlığı ortaya konmuş olacaktır.
4. İki yıl önce profesörlere ve doçentlere yapılan zam nedense yardımcı doçentlere yapılmamıştır. Bu gün bir yardımcı doçentin maaşı 950 YTL civarındadır.
5. En önemli sorunumuz ise maaş dereceleri ile ilgilidir. Bir yardımcı doçent birinci dereceye çıkamamakta yıllarca üçüncü derecede kalmaktadır.
Mezun ettiği öğrenci herhangi bir kamu kuruluşunda birinci dereceye çıkarken, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayan bir yardımcı doçent üçüncü derecede kalmaktadır.
Eğer bir kamu kuruluşunda başka bir görevde çalışırken birinci dereceye çıkmış olsanız, yardımcı doçent olarak üniversiteye geldiğinizde dereceniz üçe düşmektedir. Aynı üniversitede bir öğretim görevlisi ise birinci derecede çalışmaktadır. Bu yaman çelişki sizce nasıl açıklanabilir?"
* * *
Özellikle yabancı dilden dolayı doçent olamayan binlerce akademik kadro büyük sıkıntı yaşıyor.
Yakından da tanıdığım birçok yardımcı doçent, sırf geleceklerinin engellerle dolu olmasından motivasyonlarını kaybetmiş durumda.
Yukarıda sıralanan sorunlar da gündemde olunca sağlıklı çalışan bir üniversite yine kişisel özverilere kalıyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|