|
 |
|
|
'Lütfen' futbolu kutlayalım
Salı akşamı Beyoğlu'nda bir yere, iki arkadaşımla yemek yiyip, sohbet edip maç seyretmek niyetiyle oturduk. Doğrusu ya sadece sonuncusunu yapabildik. Collina ilk düdüğü çaldı susup öyle kaldık. Düdük çalınıp, devre arasına girince bir anda telefonlar çalmaya başladı. Mesajlar, aramalar. Hep aynı cümle "Maçı seyrediyor musun?" Birbirimizle konuşma olanağı yine bulunamadı. İkinci devre başladı, yine ağzımız açık karşı duvardaki televizyona kilitlendik. Maç bitti. Vedalaşıp ayrıldık. Hiçbir şey konuşmamıştık, bir şey yiyemediğimden karnım hâlâ açtı ve delicesine başım ağrıyordu. Tüm kaslarımla birlikte. Artık heyecandan kendimi nasıl kastıysam! Rüyamda Ronaldinho'yu gördüm. Formasını istedim ama, biliyorsunuz o devre arasında rakip sağ bek Ferreira'ya vermişti.
Aynı tatlı baş ağrısı Pazar akşamı Fenerbahçe Stadı'nı terk ederken de kafamın içindeydi. Aynı keyfin yarattığı bitkinlik. Bu bitkinlik için herkese teşekkür etmeliyim. Bu büyük keyfi bize yaşattıkları için. Ve biliyorum ki bizlerin bu yaşanan keyfi ululaştırmak, kutsamak gibi bir görevimiz olmalı. Tabii biliyorum, Fenerbahçe'nin kaybetmesini bekleyen taraflar için üzerinde konuşulacak çok şey var. Bu işe salt yarış olarak baktığınızda parçalayabileceğiniz bir hakem var.
Collina örneği
Cem Deda için çok şey söyleyebilir, sabaha kadar tartışabilirsiniz. Günlerce konuşup fikir çarpıştırabilirsiniz. Her kararı hakkında binlerce şey söyleyebilirsiniz. Ama her şeyin sonunda sadece bir kritik kararı konusunda kesin bir yargıda bulunabilirsiniz. İlk penaltı. Kesin, tartışmasız bir hata. Tıpkı salı akşamı seyrettiğimiz o büyük futbol festivalindeki gibi. Chelsea ve Barça'nın sadece bir maçlık değil, 180 dakikalık büyük oyununun son noktasını koyan goldeki gibi. John Terry'nin kafa golü sırasında Ricardo Carvalho'nun Valdez'e yaptığı kesin faulü, Pierreluigi Collina'nın görmeyişi gibi. Dünyanın en iyi hakemi, bu yılın Avrupa'daki en iyi iki takımının eleme maçında sonucu direkt etkileyen bir karar verdi. Bu konuşuldu kuşkusuz. Tüm dünyada tartışıldı. Ama asıl önemli olan futbol ve onu oynayan sihirbazların bize gösterdikleriydi. Daha çok konuşulan hatta en çok konuşulan, konuşmaya doyulmayan oydu. İşte bizim yapmamız gereken de budur.
Bu maç Türkiye liginin bu yılki mücevherlerinden biridir. Mücadele, direnç, oyun anlayışı, modern, ama sanatçı, savaşçı, ama inceci bir gösteridir. Bir teknik direktörün 6 haftada bitmiş bir takımı nasıl ayağa kaldırdığının muhteşem bir örneğidir. Ziya Doğan ve öğrencileri büyük bir teşekkürü hak etmiştir. Bu yıl sadece Lyon'un gösterebildiği bir cesaretle Fenerbahçe'nin karşısına dikildikleri için. Ve Ziya Doğan'ın maç sonrası konuşması. "Avrupa'da mücadale etmek istiyorsak bu oyunlara alışmalıyız" tespiti. Ve penaltılar. Hakem hatası bir yana hayatımda ilk kez bir oyuncunun böylesine bilinçli çıkarılmaz penaltı attığına şahit oluyorum. Bütün büyük oyuncular kaçırır, Maradona, Baggio, Hagi Van Hooijdonk da penaltı kaçırdı klişesi var ya. Sanırım Alex bunu yıkıyor. Onun kaçırmasının tek yolu dışarı vurması. Kurtarılamaz yerlere, kaleciyi bekleyip vuruyor. Ki, penaltı kararından çok bunu konuşmalı kanımca.
Gençler olsaydı
Yok eğer hâlâ saatlerce hakem konuşacaksak, bunu daha yararlı bir amaç için yapmalı. Gençlerbirliği'nin bundan gördüğü zarardan bahsedeceksek, evvela iki sene önce şampiyonluklarının nasıl cebren ve hile ile ellerinden alındığını konuşmalıyız. Çünkü asıl futbolumuzu etkileyen pazar günkü maç değil, o sezondur. Eğer Gençler şampiyon olsaydı.
Bugün naklen yayın gelirlerinin bölüşülmesinde radikal değişiklikler olmuş, büyükler dışında kalanların moral motivasyonları ve hedefleri değişmiş olacaktı. Asıl önemlisi bugün tartışılmayan bir milli takım teknik direktörüne sahip olacaktık. İşte konu hakemlerse asıl mesele bu olmalı.
Bu gemiyi yollayın
Olimpiyat Stadı, Barış Tut'un benzetmesiyle bir uzay gemisi gibi. İstanbul'un en sembolik gecekondu mahallesinin göbeğinde onu gördüğünüz zaman gerçekten hissettikleriniz bu oluyor. Yeni inmiş, dumanı tütüyor. Kapıları henüz açılmış, parıldayan ışıklarıyla bir ana gemi. Belki öyle olduğundan içi insanlara göre değil. Dondurucu soğuk, bitmeyen rüzgâr. Ona ulaşmak için yapılan yolların anlamı yok. Çünkü aslında oraya gitmek isteyen yok. Olmuyor. Ağaçlar dikilmediği için lodosta da, poyrazda da aynı hikaye. Eğer bu işler yapılıp bir büyük burayı kullanmayacaksa varlığı insanlığa maddi manevi zarardır. Kullanılmayan bir yere hergün dünyanın parası harcanıyor. Durum buyken, Şampiyonlar Ligi finalinden hemen sonra yıkmalı. İnanın daha az zarara gireriz.
Süper Lig Gurbette
NBA'de zaman zaman yapılan bir iştir. Beşiktaş'ın eski pazarlama direktörü Rüzgar Sağnak Süper Lig için öneriyor. Ligi zenginleştirmek, Almanya ve Hollanda'daki Türkleri işin içine çekmek için bazı maçların Avrupa'da, gurbette oynanmasını. Hem maddi, hem manevi zenginlik sağlayacak bir öneri. UEFA'dan izin almak zor olmasa gerek. Federasyon'un özellikle ligin başlarında uygulayabileceği bir manevra. Dikkatlerine.
Kovun ya da anlayın
Daum'un oyun anlayışı hiç değişmedi. Belki diziliş, savunma tarzı, strateji gibi temel prensiplerde ufak tefek değişimler olmuştur, ama temel futbol anlayışı sabit. Oyunculara dayalı futbol. O elindeki en iyi, en formda 11 oyuncuyu kadroya alıyor ve onları olabildiğince iyi diziyor. Daum budur. Ve böyle olmaya devam edecek. Bu yüzden her hafta şunu hatalı yaptı, bunu hatalı yaptı demenin bir alemi yok. O yüzden Fenerbahçe camiası hemen bir karar vermeli. Ya bu felsefeyi kabul edip, Daum'la devam edecek ya da sisteme dayalı oyun oynatan yeni bir hoca bulacak. Bunun dışında söylenecek her şey boştur. Laf kalabalığıdır. Zaman israfıdır.
Ayhan Akman ve Hagi
Hagi'nin teknik direktörlüğüne olan inançsızlığım gün geçtikçe azalıyor. Mükemmelleşen oyun, Saidoo ve Ümit Karan hakkında yaptığımız yaygaranın artık fısıltısının bile ortada olmayışının altındaki inadı, yeniden kazanılan oyuncular, seyirciyle kavga etmeye varan bir inanç ve irade. Ama hepsinden önemlisi bir oyuncu. Ayhan Akman. Gaziantep'te parladığında bile bu kadar üst düzey olmamıştı. Gün geçtikçe oyunun üstüne koyuyor. Sivriliyor ve bu yaşında kendini geliştiriyor. Onu tebrik etmeli ama önce hocasını. Bu Hagi'nin bu güne kadarki en iyi işi. Umarım bu sürekli bir çıkış olur.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|