|
Sezer'in eğilimi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye'ye yapacağı iade - i ziyaret ABD'yi rahatsız eder mi?
Bu olasılık güçlü olmalı ki, Sezer'in ziyaretini iptal edip etmeyeceği konusu gündeme taşındı. Ancak, Çankaya'dan yansıyan izlenim, Cumhurbaşkanı Sezer'in bu ziyareti yapma eğiliminde olduğu...
Sezer'in Şam ziyareti çok önceden planlanmış, iade - i ziyaret niteliğinde ve bugüne kadar da altyapısı oluşturulmuş durumda. Sezer'in Suriye veya bir başka ülkeye yapacağı ziyareti, ABD'nin ilişkilerine göre ayarlaması elbette söz konusu olamaz. Bu ayrı bir konu...
Kaldı ki, Sezer'in Suriye'ye gitmesini, Türkiye'nin uluslararası ortak eğilimin tam aksi istikamete yöneldiğini göstermez. Türkiye'nin tutumunu Sezer'in ziyaretinden çok Şam'da vereceği mesajlar belirleyecektir. Bu açıdan bakıldığında Ankara'nın uluslararası ortak çizgiye ters bir noktada olmadığı görülecektir.
Nitekim Türkiye, Dışişleri Bakanlığı'nın 7 Mart'ta dünyaya duyurduğu resmi açıklamayla Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesini öngören 1559 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına verdiği desteği yinelerken, Şam'a bu karara gecikmeksizin uyması yani askerlerini hemen çekmesi çağrısını yapmıştı. Bu açıdan ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın Şam'a baskı konusunda Türkiye'yi "uluslararası camianın dışındaymış gibi gösteren" açıklamaları Ankara'da tepki topluyor.
Türkiye gerek Irak'ta gerek Suriye'yle komşu ve özel sorunları olan bir ülke olarak tümüyle ABD gibi davranamaz. Irak'la ayrı, Suriye'yle ayrı ilişkisi ve sorunları vardır. Son dönemlerde özellikle Suriye'yle iyi ilişkilerini geliştirmiş ve bu ülkedeki reform sürecine destek olmuştur. Süreçler yok sayılarak sadece ABD yaklaşımıyla herşeyi sıfırlamak hem mümkün hem de gerçekçi değildir.
ABD'nin görmediği veya görmek istemediği bir gerçek de, Türkiye'nin bölge ülkelerine bir dış müdahale ve yoğun baskıya gerek olmadan bu ülkelerin reformlarını gerçekleştirmeleri yönünde yaptığı telkinlerdir. Bu konuda Türkiye, ABD'nin de Avrupa ülkelerinin de çok önündedir. Demokratikleşme, kadın - erkek eşitliği, hukuk güvencesi gibi alanlarda reform çağrısını ilk dillendiren ülke Türkiye'dir.
ABD'nin Türkiye'nin tutum ve durumunu, kendi ilişkilerine göre belirlemesini beklerken, bir taraftan Ankara'nın işlevini gözardı etmesi, gerçekçi olmadığı gibi haksız bir yaklaşımdır.
Türkiye gibi bölgede ağırlığı ve özellikleri olan bir ülkenin sesine hiç kulak vermeden Ankara'nın da kendisiyle birlikte nişan almasını istemek kuşku yok ki, hatadır. Bu gerçek yaşanarak görülmüştür.
fbila@milliyet.com.tr
|
|