|
 |
|
|
Komutan!
Milliyet'teki haberin başlığı, "Komutan dikkat çekti!" diye atılmış. Aynı haber ayrıntılı biçimde Cumhuriyet'te de var.
Komutan kim?
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt. Benim de şahsen tanıdığım değerli bir komutan. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yetiştirdiği önde gelen kurmaylar arasında yer alıyor.
Ne demiş?
Güneydoğu'da PKK ile ilgili gelişmelere dikkat çekmiş, kaygılarını belirtmiş. Atatürk'ün Kara Harp Okulu'na girişinin 106. yıldönümü dolayısıyla Büyük Tiyatro'da düzenlenen törende gazetecilerle sohbet ederken, Irak konusunda da Türkiye'nin politikasızlığından yakınmış.
PKK'ya ilişkin sözleri şöyle:
"Terörün düşük seviyeye indirgenmesi sonrasında olağanüstü hal uygulamasının kalkmasından bazı yasaların değişmesine kadar bir dizi yeni durum ortaya çıktı. Yani terör örgütü üyelerinin sayısı 1999'daki rakama ulaşırken, biz 1999'daki mücadele gücünün gerisindeyiz. Bu çok tehlikeli bir durum..."
Orgeneral Büyükanıt, Irak'la ilgili olarak da şunları söylemiş:
"Irak yeniden yapılanıyor. Bizim söz hakkımız yok mu? Yok. Bir Irak politikamız var mı? Yok."
Sözlerin hedefi apaçık:
Hükümet.
Komutan, hükümeti eleştiriyor. Ayrıca, hükümetle 'diyalogsuzluk'tan da şikâyet ediyor.
Ne demeli?
Sırasıyla şöyle yaklaşılabilir:
(1) Hükümetin PKK ve Güneydoğu konusunda ne yapmak istediği gerçekten belirsiz. AB'ye uyumun gerektirdiği çok önemli yasaları çıkardıktan sonra hükümete suskunluk hâkim oldu. İşi neresinden tutacağını bilemeyen bir hali var. Kürt sorunu yokmuş gibi davranıyor.
(2) Irak'la ilgili olarak da yalpalıyor hükümet. Irak Kürtleri, Türkmenler ve Kerkük gibi konularda bugüne kadar çektiği çizgilerin fazla tutarlı olduğu söylenemez. Evet, Irak konusunda toprak bütünlüğü vesaire gibi çok genel bir politika çerçevesi mevcut. Ama bunun yettiğini söylemek zor.
(3) Irak'taki 30 Ocak seçimlerinin yalnız Irak'ta değil, bütün bölgede tetiklediği gelişmelerin arkasında sürüklenir gibi bir izlenim veriyor Türkiye. Hükümetin İran ve Suriye politikaları da ince ayardan yoksun; hatta Türkiye'yi yalnız Amerika'yla değil, Avrupa'yla karşı karşıya getirebilecek çizgiler taşıdığı söylenebilir.
(4) Orgeneral Büyükanıt hangi pencerelerden bakıyor, bilemiyorum. Bu üç noktada hükümete eleştiri getirmek mümkün ve haklı bir tutum bence. Ancak, bunu bir komutanın kamuoyu önünde yapması ne kadar doğru?
Hiç doğru değil.
(5) Komutanların böylesi konuları hükümetin önüne getirip eleştirmeleri için Milli Güvenlik Kurulu gibi anayasal mekânlar var. Daha iki hafta önce yapıldı son MGK toplantısı... Ayrıca Başbakan'la Genelkurmay Başkanı'nın kapalı kapılar arkasında yapacakları ikili görüşme olanağı mevcut. Demokrasilerde doğru olan, askerin eleştireceği konuları bu gibi iç platformlara getirmesidir.
(6) Kara Kuvvetleri Komutanı, açıklamalarında bir de 'hükümetle diyalogsuzluk'tan yakınmış. Bu çok ciddi bir durum. Türkiye gibi ulusal güvenlik konularının devlet yönetiminde son derece önemli yer tutan bir ülkenin zirvesinde, böyle bir kopukluğun yaşanıyor olması hükümet açısından hiç de hoş bir durum değil.
(7) Ama diyalogsuzluk da olsa, bu konuyu Orgeneral Büyükanıt'ın kamuoyu önüne taşıması iyi olmamıştır. Kara Kuvvetleri Komutanı bundan önce de KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'la bir görüşmesinden sonra Kıbrıs'la ilgili son derece kritik bir açıklama yapmıştı. Bu da hükümetin siyasal yetki alanı içinde kalması gereken bir konuydu.
Komutanların da sıkıntıları olur.
Eleştirdikleri konular da vardır.
Ama bunları, kapalı kapılar arkasında, anayasal platformlarda dile getirmeleri demokrasinin doğasına daha uygun kaçar.
Son söz:
Geçmişe göre bir farka gelince, eskiden komutanların böyle açıklamaları basında çok daha büyük verilirdi.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|