Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Rüzgârgülü


Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt uyardı: "Türkiye'deki PKK'li sayısı Abdullah Öcalan'ın yakalandığı zamanın sayısına ulaşmış bulunuyor..."
Buna, mart ayının sonlarında Öcalan'ın uzaktan kumandasında yeni bir siyasal partinin kurulacağı... Aynı tarihlerde PKK ilkbahar eylemleri için düğmeye basılacağı yolundaki duyumları ekleyelim.
Böylece...
Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla birlikte "onun -bir tür- rehin tutulması karşılığı PKK eylemlerinin dondurulması" sürecinin ya da stratejisinin sonlarına gelindiği söylenebilir.
.............
Önce bir gerçek...
"Abdullah Öcalan, İmralı'dan PKK'yi ve kendi etki alanındaki siyasetçileri uzaktan kumandayla yönlendiriyor."
Nasıl?
Devletin doruklarında yaptığımız özel söyleşilere göre, "kendisini düzenli olarak ziyaret eden avukatları aracılığıyla..."
Talimatlar gönderiyor.
Bölgeden, sınırların ötesinden ve bölgede kuvvet bulunduran yabancı devletlerden bilgi alıyor.
İç politikada ve uluslararası politikada iletişim kuruyor.
Yönetimin en üstlerinin "ne yazık ki öyle" doğrulamasına tanık oldum.
Türkiye, bu iletişimi engelleyemiyor.
Abdullah Öcalan ile avukatları arasında görüşmeler "hukuk" boyutundan öte "siyasal" hatta "mesaj" nitelikli.
Devletin dorukları, "bir engelleme yapmak istediklerinde, karşılarında AB'yi bulduklarını" söylüyor.
Bunun üzerine... "Abdullah Öcalan'ın avukatlarının kayıtlı bulundukları barolarla iletişim kurduklarını, avukatlık mesleğinin tanımı dışına çıkan siyasal nitelikli bu katkının önlenmesini istediklerini... Sonuç alamadıklarını" söylüyorlar.
Yani... Eğer iddialar doğruysa -ki pratikte Öcalan'ın, etrafı sularla çevrili bir adada, karaya açılan tek iletişim kanalı avukatları olduğuna göre doğru olması gerekir- Abdullah Öcalan, Şam'da ya da Bekaa Vadisi'ndeki odasındaymış gibi siyaset yapabilmekte.
Böyle bir mahkûmiyet örneği dünyada yok.
Koskoca Türkiye bu garabeti, ne eşiğinde olduğu AB'ye anlatabiliyor, ne de ülkesindeki -iddialar doğruysa- bazı barolara.
Martın sonlarında eylemler başlarsa, İmralı'dan basılan düğmenin elektrik bağlantısı var demektir.

Hedef şaşırtmak
Buna karşılık...
Gereksiz tartışma alanları açılarak, sorun sulandırılıyor. Hedef kaydırılıyor.
Örneğin...
Öcalan'ın İmralı'da kaldığı oda... "Duşu, tuvaleti, televizyonu" sorun olarak sunuluyor.
Konforu gündeme taşınıyor.
Bu noktadan hareketle, AB standartlarında tartışma düzeyi yakalanmaz.
Bir adanın ortasında tek başına tutulan mahkûmun tuvaletinin, duşunun, karyolasının, televizyonunun olmaması, belirli kaloride yemek verilmemesi zaten düşünülemez.
Bunları tartışmaya kalkmak, AB ölçütlerine göre "insan haklarına aykırı zihniyet referansıdır." Böyle bir referansla da "Abdullah Öcalan'ın, İmralı'dan PKK'yi ve onun siyasi uzantılarını yönettiği" iddiası, kimse için inandırıcı olmaz.
İstemeyerek de olsa bu yanlışları, hedef şaşırtıyor.
Türkiye, yeniden 30 bin evladını kaybedeceği yılların kanlı ortamına sürüklenmesin.
Devleti yönetenlerden dirayetli olmalarını ve bu kez fatura kesmeyi dağlara ve silahlı kuvvetlere bırakmadan meşru ve hukuki yollarla sonuç almayı bekliyoruz.
Abdullah Öcalan'ın yakalanışında, sağır sultan da duydu ki etken, ABD'dir. Türkiye'ye Abdullah Öcalan'ın Afrika'da olduğunu, saklandığı Yunanistan Büyükelçiliği'ni bildirmiş, MİT'e teslim edilmesi için senaryoyu yazmış ve uygulamıştır.
ABD, o zaman Türkiye'nin yanındaydı. Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kaldığı süre içinde "pişmanlık ve Türkiye'nin bütünlüğü için çalışacağı yolundaki söylemleri" sebepsiz değildi. Önce AB kriterleri ile idamın kalkması sonucu ipten sıyırmayı bekledi. Bir süre de, ABD rüzgârının yön değiştirmesini...
Süper rüzgârların değişimini İmralı'da dönen rüzgârgülü de doğrulamakta.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yabancılara mülk satışı
YAHUDİLER GAP'ı satın alıyor, Suriye Hatay'ı ...
Çetin ALTAN
Düğmeye basılınca "Rus salatası", "Amerikan salatası" olmuştu...
UZAKLARDA çok uzaklarda, bir külah çikolatalı...
Melih AŞIK
Edelman'a not...
ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın, Cumhurbaşkan...
Fikret BİLA
Sezer'in eğilimi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye'ye...
Hasan CEMAL
Komutan!
Milliyet'teki haberin başlığı, "Komutan dikka...
Güneri CIVAOĞLU
Rüzgârgülü
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Abbas GÜÇLÜ
Meslek yüksekokulları nasıl kurtulur?
Üniversitelere bağlı meslek yüksekokullarının...
Hurşit GÜNEŞ
Avrupa'daki Türkler
Türkiye Araştırmaları Merkezi Vakfı Almanya'd...
Nail GÜRELİ
Bu iktidara nasıl güvenilir?
Aradan 10 gün geçti.
Sami KOHEN
Amerika Türkiye'den vazgeçer mi?
ABD şimdi Türkiye'ye ne kadar önem veriyor? S...
Mehmet Y. YILMAZ
Kanunlar önünde herkes eşit mi?
Dün Milliyet'in ilk baskılarını hazırlamak üz...
Hasan PULUR
Babıâli'den bir anı...
MEHMET Barlas bir "anımızı" yazmış...
Meral TAMER
Alışverişte yeni tercihim, Kadın Fon'lu mallar olacak
Hafta sonu kızımla bir arkadaşımıza yemeğe gi...
Ece TEMELKURAN
Gereği düşünüldü!
On yıl olmuş. Gazi Mahallesi'nin etrafı barik...
Osman ULAGAY
Ekonomi büyürken kim, neden yakınıyor?
Kesin rakamlar henüz açıklanmadı ama Türkiye ...
Güngör URAS
Manisa'da iyi - kötü, güzel - çirkin bir arada
Manisa'dayım. Şehre 3 km uzaklıktaki Organize...
M. Ali BİRAND
Yumurta kapıya dayanınca...
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in Pazartesi günler...

© 2005 Milliyet