|
Rüzgârgülü
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt uyardı: "Türkiye'deki PKK'li sayısı Abdullah Öcalan'ın yakalandığı zamanın sayısına ulaşmış bulunuyor..."
Buna, mart ayının sonlarında Öcalan'ın uzaktan kumandasında yeni bir siyasal partinin kurulacağı... Aynı tarihlerde PKK ilkbahar eylemleri için düğmeye basılacağı yolundaki duyumları ekleyelim.
Böylece...
Abdullah Öcalan'ın yakalanmasıyla birlikte "onun -bir tür- rehin tutulması karşılığı PKK eylemlerinin dondurulması" sürecinin ya da stratejisinin sonlarına gelindiği söylenebilir.
.............
Önce bir gerçek...
"Abdullah Öcalan, İmralı'dan PKK'yi ve kendi etki alanındaki siyasetçileri uzaktan kumandayla yönlendiriyor."
Nasıl?
Devletin doruklarında yaptığımız özel söyleşilere göre, "kendisini düzenli olarak ziyaret eden avukatları aracılığıyla..."
Talimatlar gönderiyor.
Bölgeden, sınırların ötesinden ve bölgede kuvvet bulunduran yabancı devletlerden bilgi alıyor.
İç politikada ve uluslararası politikada iletişim kuruyor.
Yönetimin en üstlerinin "ne yazık ki öyle" doğrulamasına tanık oldum.
Türkiye, bu iletişimi engelleyemiyor.
Abdullah Öcalan ile avukatları arasında görüşmeler "hukuk" boyutundan öte "siyasal" hatta "mesaj" nitelikli.
Devletin dorukları, "bir engelleme yapmak istediklerinde, karşılarında AB'yi bulduklarını" söylüyor.
Bunun üzerine... "Abdullah Öcalan'ın avukatlarının kayıtlı bulundukları barolarla iletişim kurduklarını, avukatlık mesleğinin tanımı dışına çıkan siyasal nitelikli bu katkının önlenmesini istediklerini... Sonuç alamadıklarını" söylüyorlar.
Yani... Eğer iddialar doğruysa -ki pratikte Öcalan'ın, etrafı sularla çevrili bir adada, karaya açılan tek iletişim kanalı avukatları olduğuna göre doğru olması gerekir- Abdullah Öcalan, Şam'da ya da Bekaa Vadisi'ndeki odasındaymış gibi siyaset yapabilmekte.
Böyle bir mahkûmiyet örneği dünyada yok.
Koskoca Türkiye bu garabeti, ne eşiğinde olduğu AB'ye anlatabiliyor, ne de ülkesindeki -iddialar doğruysa- bazı barolara.
Martın sonlarında eylemler başlarsa, İmralı'dan basılan düğmenin elektrik bağlantısı var demektir.
Hedef şaşırtmak
Buna karşılık...
Gereksiz tartışma alanları açılarak, sorun sulandırılıyor. Hedef kaydırılıyor.
Örneğin...
Öcalan'ın İmralı'da kaldığı oda... "Duşu, tuvaleti, televizyonu" sorun olarak sunuluyor.
Konforu gündeme taşınıyor.
Bu noktadan hareketle, AB standartlarında tartışma düzeyi yakalanmaz.
Bir adanın ortasında tek başına tutulan mahkûmun tuvaletinin, duşunun, karyolasının, televizyonunun olmaması, belirli kaloride yemek verilmemesi zaten düşünülemez.
Bunları tartışmaya kalkmak, AB ölçütlerine göre "insan haklarına aykırı zihniyet referansıdır." Böyle bir referansla da "Abdullah Öcalan'ın, İmralı'dan PKK'yi ve onun siyasi uzantılarını yönettiği" iddiası, kimse için inandırıcı olmaz.
İstemeyerek de olsa bu yanlışları, hedef şaşırtıyor.
Türkiye, yeniden 30 bin evladını kaybedeceği yılların kanlı ortamına sürüklenmesin.
Devleti yönetenlerden dirayetli olmalarını ve bu kez fatura kesmeyi dağlara ve silahlı kuvvetlere bırakmadan meşru ve hukuki yollarla sonuç almayı bekliyoruz.
Abdullah Öcalan'ın yakalanışında, sağır sultan da duydu ki etken, ABD'dir. Türkiye'ye Abdullah Öcalan'ın Afrika'da olduğunu, saklandığı Yunanistan Büyükelçiliği'ni bildirmiş, MİT'e teslim edilmesi için senaryoyu yazmış ve uygulamıştır.
ABD, o zaman Türkiye'nin yanındaydı. Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kaldığı süre içinde "pişmanlık ve Türkiye'nin bütünlüğü için çalışacağı yolundaki söylemleri" sebepsiz değildi. Önce AB kriterleri ile idamın kalkması sonucu ipten sıyırmayı bekledi. Bir süre de, ABD rüzgârının yön değiştirmesini...
Süper rüzgârların değişimini İmralı'da dönen rüzgârgülü de doğrulamakta.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|