|
Bu iktidara nasıl güvenilir?
Aradan 10 gün geçti.
Kadınların Beyazıt Meydanı'ndaki gösterisinde yere düşen bir genç kıza iki polis şiddet uygularken, bir üçüncüsünün gelip postalının ökçesiyle kızın kafasına tekme atışını belgeleyen görüntünün üzerinden 10 gün geçti.
O polis mahkemeye verilse bile, olası sonuç "zamanaşımı"dır.
Beylik soruşturmayı bir yana koyun, iktidarın tavrına bakın.
Başbakan Tayyip Erdoğan, olayı veren medyayı, ispiyonculukla suçlamaktan öteye gidemedi. Oysa 6 Mart'taki olayı, medya 7 Mart'ta olağan bir olaymış gibi, büyütmeden vermişti. Ertesi gün AB üçlüsünün tepkisi nedeniyle olayın yankıları 8 Mart'ta büyük verilmişti.
Şimdi gerçeği böylesine saptıran Tayyip Bey'e nasıl güvenir, nasıl inanırsınız?
Bir başka nokta daha var. Bu iktidarın sorumluları gösterinin izinsiz yapıldığını ve göstericilerin kışkırtıcı davrandığını öne sürüyor.
Siz hangi izinden bahsediyorsunuz Anayasa ihlalcileri?
Anayasa'nın 34. maddesi şöyle başlar:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir."
Asıl kışkırtıcılık yapanlar, gerçeği saklayanlar bu iktidarın sözcüleri. Tayyip Bey'in olaydan sonra söyleye geldikleri ve medyaya saldırıları kışkırtıcılık değil de nedir?
Tayyip Bey'i bırakın, gelin Cemil Bey'e.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 1 Nisan'da yürürlüğe girecek Türk Ceza Kanunu'na tepkileri, "Şimdiye kadar neredeydiniz?" diye karşılıyor; meslek örgütlerinin (sorulmasına karşın), görüşlerini bildirmediğini söylüyor.
Oysa Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 25 Mayıs 2004'ten bu yana, iktidar mensuplarına görüşlerini defalarca açıkladı. Son kez 13 Eylül 2004'te 37 sayfalık bir raporu Adalet Bakanı'na ve öteki ilgililere iletti.
Şimdi siz bu gerçeği böylesine saklayan Cemil Bey'e nasıl inanır, nasıl güvenirsiniz?
Cemil Bey'in bir örneği daha var: SEKA'nın kapatılma kararının altında Bülent Ecevit'in de imzası olduğunu söylemişti. Ama aynı Ecevit'in işçilerle görüşüp 20 gün sonra o kararı iptal ettirdiğini açıklama düzgünlüğünü gösterememişti.
Cemil Bey, bir AB ülkesinde bakanlık yapsaydı, yerinde nasıl duracağını düşünebiliyor musunuz?
Bir şiir
Dizelerimiz, ölümünün 20. yılında A. Kadir'den.
"Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular / Rüzgârlara, kuşlara, bulutlara yakın, / Senin etinden, tırnağından ayrı, / Senin kokundan uzak / Benim güzelim / Benim ceylan bakışlım."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|