Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
10 yıl sonra Gazi Mahallesi...
Gereği düşünüldü!


On yıl olmuş. Gazi Mahallesi'nin etrafı barikatlarla çevrilmişti o gün; İstanbul'un dışına "çıkarılmıştı" olanlar. 12 Mart günü Halil Kaya, mahalle kahvesine ticari bir taksiden açılan ateşle öldürülmüş, olay protesto edilmişti. Protesto eden insanların üzerine panzerlerden açılan ateşle bu kez Mehmet Gündüz öldü, on kişi yaralandı. Ölümler 13 Mart günü, bu defa on beş bin kişi tarafından protesto edildi.
Sonuç: On ölü! Dört yüz yaralı! Ertesi gün gazetelerde kaçan bir oğlan çocuğuna doğrultulmuş polis silahı patlıyordu... Ben Cumhuriyet Ankara'da çalışıyordum o vakit, öldürülen çocukların anneleri gazete haberlerinde "İstanbul'da, Ankara'da hukuk kalmadı demek ki, aldılar davamızı Trabzon'a taşıdılar" diyordu. Sonra aylarca, on sekiz duruşma boyunca çocukları, yakınları öldürülen insanlar, otobüslere binip çocukları için adalet istemeye Trabzon yollarına düştü. Trabzon'da hâkim, ölen çocuğunun kanlı kazağını gösteren yaşlı anneye "Otur! Otur!" diyordu.
Emniyet açıklamalarında olayın Yeşil'in ekibi tarafından gerçekleştirildiği söyleniyor, on sekiz duruşma boyunca avukatların keşif talebi reddediliyor, nihayet tüm iç hukuk yolları tüketilip gereği düşünüldüğünde on bir kişiyi öldürmek, beş kişiyi yaralamaktan sanık yirmi polisin on sekizi beraat ediyor, ceza alan polisler de bir-iki yılla kurtuluyordu. Şimdi Gazi Davası'nın gereği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde düşünülüyor. "Yaşıyoruz ama yüreğimiz yok içimizde" diyor bir anne, Gazi Davası'nın "Gereği Düşünüldü" adlı belgeselinde.
Bu ülkede, çocuğu göz göre göre öldürülmüş o kadar çok anne gördüm ki "Anadolu" kelimesi artık bana hep acı şeyler söylüyor...

Görünmeyen yüzler
Sivas'ta iki kızı birden öldürülmüş anne, yan yana duran iki boş yatağı gösterirken artık yaşamıyormuş gibiydi. 1996'daki ölüm orucunda yitirdiği oğlu için açlık grevi yapan yaşlı kadının eli, elimde kasılıp kaldığında bir daha hiç konuşmayacak gibiydi ağzı. PKK militanı oğlunun mezarını arayan anne, açıkta bulduğu ölü gövdenin bağırsaklarını nasıl avuçlayıp kaldırdığını anlatırken artık başka bir gezegende gibiydi gözleri. Cezaevinden çocuklarını tabutla alan anneler, otuz kilo kalmış kızlarını evlerinde saklayan anneler... Hepsinin yüzleri nasıl da benziyordu "Gereği Düşünüldü" belgeselinde gösterilen kadınların yüzlerine. Bu yüzleri görmediği için, bu yüzler yeterince gösterilmediği için, hâlâ susuyor Türkiye. Bilmeyecek de... On yıl geçti aradan. Bilmeden unutuldu ölü çocuklar...

Gazetecilik! Niye?
Bundan sonra da bilmeyecek. Yeni Ceza Yasası geliyor zira. Çünkü:
"Bir olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma veya kovuşturma kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar savcı, hâkim, mahkeme, bilirkişi veya tanıkları etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır."
Yeni yasa, madde 288. "Etkilemek amacıyla" meselesine kim karar verecek acaba? Benim bildiğim ceza hukukunda takdir olmaz. Bu nedir böyle?
Daha bir sürü maddeyle, bir sürü şey daha hiç bilinmeden unutulacak bundan böyle. Bu ülkede artık acaba niye gazetecilik yapılacak? Tarihe not düşme hakkı da elimizden alınınca bizim yaptığımız iş neye yarayacak?

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Yabancılara mülk satışı
YAHUDİLER GAP'ı satın alıyor, Suriye Hatay'ı ...
Çetin ALTAN
Düğmeye basılınca "Rus salatası", "Amerikan salatası" olmuştu...
UZAKLARDA çok uzaklarda, bir külah çikolatalı...
Melih AŞIK
Edelman'a not...
ABD Büyükelçisi Eric Edelman'ın, Cumhurbaşkan...
Fikret BİLA
Sezer'in eğilimi
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Suriye'ye...
Hasan CEMAL
Komutan!
Milliyet'teki haberin başlığı, "Komutan dikka...
Güneri CIVAOĞLU
Rüzgârgülü
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Abbas GÜÇLÜ
Meslek yüksekokulları nasıl kurtulur?
Üniversitelere bağlı meslek yüksekokullarının...
Hurşit GÜNEŞ
Avrupa'daki Türkler
Türkiye Araştırmaları Merkezi Vakfı Almanya'd...
Nail GÜRELİ
Bu iktidara nasıl güvenilir?
Aradan 10 gün geçti.
Sami KOHEN
Amerika Türkiye'den vazgeçer mi?
ABD şimdi Türkiye'ye ne kadar önem veriyor? S...
Mehmet Y. YILMAZ
Kanunlar önünde herkes eşit mi?
Dün Milliyet'in ilk baskılarını hazırlamak üz...
Hasan PULUR
Babıâli'den bir anı...
MEHMET Barlas bir "anımızı" yazmış...
Meral TAMER
Alışverişte yeni tercihim, Kadın Fon'lu mallar olacak
Hafta sonu kızımla bir arkadaşımıza yemeğe gi...
Ece TEMELKURAN
Gereği düşünüldü!
On yıl olmuş. Gazi Mahallesi'nin etrafı barik...
Osman ULAGAY
Ekonomi büyürken kim, neden yakınıyor?
Kesin rakamlar henüz açıklanmadı ama Türkiye ...
Güngör URAS
Manisa'da iyi - kötü, güzel - çirkin bir arada
Manisa'dayım. Şehre 3 km uzaklıktaki Organize...
M. Ali BİRAND
Yumurta kapıya dayanınca...
Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in Pazartesi günler...

© 2005 Milliyet