|
 |
|
|
Ekonomi büyürken kim, neden yakınıyor?
Kesin rakamlar henüz açıklanmadı ama Türkiye ekonomisinin 2004 yılında % 8 - 9 dolayında büyüdüğü tahmin ediliyor. Bu, nasıl bakarsanız bakın tatminkâr bir büyüme hızı. Avrupa Birliği bünyesinde daha hızlı büyüyen ülke olmadığı gibi "Yükselen Pazar" diye tanımlanan ülkeler arasında da Türkiye'den daha hızlı büyüyen ülke sayısı üçü geçmiyor. Öte yandan enflasyon cephesinde de performans başarılı, 2005 sonu için % 6'lı rakamlar (aylık değil 12 aylık artış için) telaffuz edilmeye başlandı
Ekonominin hızla büyüdüğü ve enflasyonun aşağı gittiği bir ülkede, çoğu kimsenin yüzünün güldüğü, halinden memnun olduğu bir ortamın oluşması beklenebilir. Gelin görün ki şu anda Türkiye'deki genel hava hiç de bu izlenimi vermiyor insana. Yakınan, halinden şikayet edenler sanki çoğunlukta. Bu gidişatın yeni bir krize yol açacağını düşünenler de hayli fazla.
Önceki akşam Taksim'den bindiğim taksiye Levent'e gitmek istediğimi söylediğimde "abi yolu tarif ederseniz götüreyim" dedi, gençten şoför. Taksi şoförlüğü ne yazık ki meslek olmaktan çıkıp her cins adamın keyfine göre yaptığı bir iş haline geldiği için fazla yadırgamadım. Yolu tarif ederken "nerenin arabası" olduğunu sordum. Durağı Bakırköy'deymiş, kendisi de konfeksiyon mağazası artık iş yapmadığı için taksiciliğe başlamış. Konfeksiyon işinin çok zorlaştığını, bazı markalı ürünlerin bile iki yıl öncesinden düşük fiyatlarla satılabildiğini, küçük mağazaların yaşama şansı kalmadığını anlattı yol boyunca.
İstanbul'u tanımayan taksicinin yakınması aslında büyük tablonun bir parçası. Türkiye ekonomisi dışa açık bir düzen içinde büyürken kapsamlı bir değişim geçiriyor aynı zamanda. Özellikle Çin'in ve rekabetçi fiyatlarla piyasaya giren diğer ülkelerin ürünleri, çeşitli sektörlerde fiyatların artmasını önlüyor ve kârları yokediyor. Bu ortamda uluslararası rekabet gücü olan firmalar ve sektörler gelişirken olmayanlar sıkıntıya giriyor. Tevfik Güngör'ün Dünya gazetesindeki köşesinde önceki gün yer verdiği sanayi üretimine ilişkin rakamlar, sektörler arasındaki farklılaşmayı çok güzel ortaya koyuyor. 2004 yılında özel imalat sanayii % 12.7 büyürken kimi sektörlerdeki ortalama büyüme (ya da küçülme) oranları şöyle olmuş:
| Sanayi sektörleri üretimi (2004) | | Büro, muhasebe, bilgi işlem, makinaları | + % 79.4 | | Taşıt araçları ve karöseri imalatı | + % 53.3 | | Radyo TV haberleşme cihazları | + % 35.5 | | Basım ve Yayım imalatı | + % 35.2 | | Makine ve teçhizat imalatı | + % 31.1 | | Kimyasal madde ürünleri imalatı | + % 17.9 | | Deri işleme, bavul çanta imalatı | + % 4.4 | | Gıda ürünleri ve içecek imalatı | + % 1.4 | | Giyim eşyası imalatı | + % 1.3 | | Tekstil ürünleri imalatı | - % 1.4 | | Mobilya imalatı | - % 3.7 | | Elektrikli makine cihaz imalatı | - % 4.7 | | Tütün ürünleri imalatı | - % 22.0 | | Kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ür. | - % 29.1 | |
Yukarıdaki tablo, 2004'de özel imalat sanayiinin kimi sektörlerinde patlama yaşanırken sanayi üretimde hatırı sayılır ağırlığı bulunan ve istihdamın önemli bir bölümünü sağlayan gıda, tekstil, konfeksiyon gibi sektörlerde 2004 yılının hiç de parlak geçmediğini ortaya koyuyor. Bu sektörler ihracat da yaptıkları halde 2004'de üretimlerini ya çok az artırabilmiş ya da küçülmüş.
Öte yandan imalat sanayii dışındaki kesimlere baktığımızda da 2004'ün ilk dokuz ayında tarımda bir gerileme yaşandığını, inşaat kesimindeki büyümenin ise % 0.4'de kaldığını görüyoruz. Uzun lafın kısası, 2004'de ekonomimiz bir bütün olarak hızlı büyürken ülkemizdeki insanların çoğuna iş ve aş sağlayan sektörlerde işler hiç de iyi gitmemiş. Ekonomi büyürken yakınmaların daha fazla duyulmasını buna bağlayabiliriz belki de.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|