|
 |
|
|
Gülü koparmak
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Bugün hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ben; sabah uyanamadım... Alışmışım her sabah odama dolan günışığı ile kalkmaya... Oysa bu sabah kapkaranlıktı her taraf... Bugün hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ben; çalar saati susturmadım söylene söylene... İstedim ki herkes duysun, korktum yalnız başıma uyanmaktan... Bugün hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ben; evden çıkarken aynaya bakmadım... Saçlarım darmadağın, gömleğim buruşmuş... Evdekilere "hoşça kalın" demedim giderken... İçimden gelmedi ki... Bugün hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ben; merdivenleri yavaş yavaş indim, uçarcasına değil, hep yaptığım gibi...
Korktum ilk defa... Bugün hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ben; köşede simit satan amcaya günaydın demedim... İçimden gelmedi ki... Anlamış olacak bu garip halimi, başını salladı anlayışla... Bugün bir dostumdan ayrıldım ben o anın geleceğini bile bile.. Elimden hiçbir şey gelmeden... Gelemeden.
* * *
Bugün hiç yapmadığım bir şey yaptım ben; duygularımı sakladım ayrılırken, zor da olsa... İçimden geldi mi ağlardım ben, gözlerim acıyana kadar... Bugün ağlamadım... Korktum... Ayrılık bir gülü koparmak gibidir demişlerdi bir zaman önce... Koparırken dikeni batar parmağına, canın yanar. Acısı geçmez uzun zaman... Bugün hiç yapmadığım bir şey yaptım ben; bir gülü kopardım... Bugün aynam hiç söylemediği bir şeyi söyledi bana biraz önce... "ilk defa bu kadar donuk bakıyor gözlerin" dedi. "Bir gülü kopardım bugün, ondandır" dedim. Hiç sesini çıkarmadı. Bu akşam hiç yapmadığım bir şeyi yapıyorum ben... Yağmuru camdan izliyorum. Bayıldığım toprak kokusunu içime çekmeden, ince damlaları yüzümde hissetmeden... İçimden gelmiyor ki o gülü kopardıktan sonra... Oysa yağmur bendim. Her yağdığımda arkamdan er ya da geç güneşin geleceğinden emin. Özlerdim onun sıcaklığını benden bütün izleri silse de usulca... Severdim onun gülen yüzündeki ışığı.
* * *
Ben kendimden ayrıldım bugün. Bir parçamı bıraktım karanlık bir sokakta. Ne yani yapamaz mıyım? Evet, kendimi terk ettim. Bilemem ki ne kadar sürer. İlk erguvanın açtığı güne kadar mı? Mor salkımların doğayı baştan aşağı boyadığı zaman dönerim belki. Belki yağmurların durduğu zaman dönerim. Ya da bahçedeki tekir kedinin yakında doğacak yavrularını elime aldığım zaman... Ama o zamana kadar bırakın doya doya yalnız kalayım benden bana kalanla. Hem ne zararı var ki size?
Ben yine eskisi gibi gülümsediğim zaman dönmüş olacağım aranıza. Eskisi gibi kızdığım, eskisi gibi acıktığım, eskisi gibi susadığım, üşüdüğüm, dudaklarım kuruduğu, çatladığı zaman. Eski yeni sevdiğim şarkılarda gözlerim dolduğu, yanaklarım ıslandığı zaman.
Uçan balon gördüğümde yüzüme acı değil çocuksu muzip bir gülümseme yayıldığı zaman. Deniz kokusunu içime yeniden çektiğim zaman döneceğim. O zamanın hiç gelmeyeceğini bilsem de. Bekleyin döneceğim.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|