Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 18 Mart 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kırmızı haberleri

Popüler kırmızı şaraplarımızın yeni rekolteleri art arda piyasaya çıktı. Bazıları 2004'ün gerisinde ancak çoğu da geçen yıllardan daha iyi şaraplar bunlar...

şişedeki balık / MEHMET YALÇIN

Şarap dünyamızın kırmızılar liginde geçtiğimiz yılın en büyük sürprizleri Doluca'nın birbiri ardına attığı "goller" olmuştu. Önce yerli ve yabancı üzümlerin özgün kupajlarından derinlikli "karma" serisi, sonra da popüler üzümlerden genç ve meyvemsi DLC serisi piyasaya çıkmıştı. Geçtiğimiz ay bu şarapların ikinci rekolteleri de piyasaya sürüldü. Bazıları geçen yılın gerisindeyken, bazıları daha da iyiydi.
Karma serisinin lokomotifi, benim ilk rekoltesi olan 2000'ini "Cumhuriyet tarihimiz boyunca yapılmış belki de en güzel şarap" olarak nitelediğim Cabernet Sauvignon-Öküzgözü kupajının, 2001'i, yine çok güzel bir şarap olmakla beraber 2000'inin derinliğinde ve zenginliğinde değil. Gövde daha az güçlü, ilk rekolte rahatlıkla bir 15-20 sene yıllandırılabileceği izlenimini uyandırırken, bu yılki biraz daha kısa bir ömür vaat ediyor. Ciddi şarap ülkelerinde bu tür istisnai şaraplar belli bağların belli sayıda yapılmış ürünleri olarak numaralı etiketlerle satılıyor ve kaç şişe üretildiği deklare edilmiş oluyor. Bizde bu tür bir uygulama olmadığı için şaraptaki bu küçük kalite farkının rekolteden dolayı mı, yoksa üretimin artması için daha mükemmel üzümler kullanılmasından mı olduğunu bilemiyoruz. Şarabın bağ olarak kökeni, kupaj oranı, üretim miktarı belli olmayınca da, koleksiyonerlik hevesi beslenmemiş oluyor ve şarap yatırım objesi olarak akla dahi gelmiyor. Şarapseverler, "Geçen yılkinde Cabernet yüzde 60'tı. Bu yılkinde iklim Cabernet'yi geçen yılki kadar iyi olgunlaştırmamış o yüzden oran yüzde 45'e çekilmiş. Onun için bunu birkaç yıl içinde iç ama geçen yılkine 10 sene dokunma" türünden sohbetler yapamıyorlar, koleksiyonerlik ambiyansına giremiyorlar.
Serinin 2002 rekoltesi yeni çıkan ikinci üyesi Merlot-Boğazkere ise, doğrusu benim favorim değil. Bu şaraptaki Kaliforniya şaraplarına öykünme eğilimi bu yıl da sürüyor. Çok yüksek alkollü (14.3), bu yüzden yakıcı ve tatlımsı, yıllandığı Amerikan meşe fıçılarından gelen yoğun meşe ve vanilya kokusunun biraz fazla hissedildiği bir şarap bu. Hatasız, sağlıklı bir şarap ama içimi zor ve yemekle uyuma da pek yatkın değil. Öte yandan adındaki "Gamay" kelimesinden dolayı "Gamay'dan pek iyi şarap olmaz" önyargısının kurbanı olarak az satılan ve hakkı pek verilmeyen karma Gamay-Boğazkere ise, yeni çıkan 2001 rekoltesiyle de 2000'i gibi yine çok rahat içimli, "akıcı", damakta yuvarlanan çok sevimli bir kırmızı şarap.
Doluca'nın bu yılki sürprizlerinden biri de, DLC serisinin Cabernet Sauvignon-Merlot'su. 2003 rekoltesi, 2002'den çok daha canlı, meyvemsi ve bir o kadar da olgun tanenlerinin verdiği baharlı nüanslarıyla kompleks özellikler içeren bir şarap. Genç bir Medoc havasında. Bu şarap da karma Gamay-Boğazkere gibi "akıcı", dengeli, karafa süzüp bir-iki saat havalandırıldıktan sonra içmeye doyulmuyor. Daha da iyisi, bir-iki yıl dinlendirip öyle açmalı. Doluca'nın kav Boğazkere-Öküzgözü kırmızısının 2002 rekoltesi de, biraz ham olan 2001'inden çok daha olgun ve dengeli. 2003 kırmızı Antik ise maalesef asidin ve tanenin öne çıktığı, ham tatlara sahip bir şarap.

Selection'ın sürprizi
Kırmızılar cephesinde, diğer büyük şarap üreticimiz Kavaklıdere'den de güzel bir sürpriz var. Kavaklıdere 95'ten bu yana tek üzümden Öküzgözü ve Boğazkere şaraplarını üretmeye başladığından beri, bu üzümlerin en iyilerini bu şaraplara işliyordu. Bu yüzden, iki üzümün kupajından yapılan kırmızı Selection eski kalitesinde olmuyordu. Son yıllarda başlanan 1 yıllık fıçı dinlendirmesi dahi, Selection'ın sivri köşelerini yuvarlatamıyor, kırmızı Selection lokantalarda bolca satılmakla beraber damak zevki gelişmiş şarapseverlerin gündeminden düşüyordu.
2002 Selection ise çok farklı... Olgun üzümlerden yapılmış bu şarap, gerçi yine sert ve zor içimli ama gelecek vaat ediyor ve yıllandıkça çok zarif nüans edineceği izlenimini uyandırıyor. Daha şimdiden bazı Burgonya Grand Cru'lerinde rastlanan karadut, kiraz hatta hafif menekşe ve vanilya çağrışımlı bukelere sahip. İki üzümün birbirleriyle iyi entegre olduğu, sağlam yapılı, kendini henüz açmayan, güzelliklerini ele vermeyen, biraz mağrur duruşlu seçkin bir kırmızı şarap bu. Selection, Boğazkere'nin sert tanenleriyle fazla maskelenmemiş olgun bir Öküzgözü'nün neler yaratabileceğinin iyi bir örneği.
Kırmızılarda bir diğer "vaka" da, Pamukkale'nin yükselişi. Denizli'de bulunan ve son yıllarda büyük aşamalar kaydeden bu üreticimizin Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası ve Çalkarası gibi üzümlerden yaptıkları şaraplar genç rekolteler olmasına rağmen hamlıktan uzak, yumuşak, yuvarlak ama kişilikli tatlarıyla, özellikle fiyat-kalite dengesi açısından çok iyiler. Favorim, eskiden Pamukkale Sek Kırmızı ismindeyken, şimdilerde "Senfoni" adını alan Çalkarası-Boğazkere kupası ile, Anfora serisinin Öküzgözü-Boğazkere ve Cabernet Sauvignon şarapları. Diğer şarap üreticilerinde de önemli kıpırdanmalar, ilginç denemeler var ama, şu ara piyasaya çıkan kırmızılar içinde en dikkate değenleri, bence bu şaraplar. Tabii tümünü de, bir karafa süzüp tanenlerini hafifçe yumuşatmak kaydıyla...

myalcin@turk.net

PAZAR
Bale artık "zengin işi" değil
"Yedizleri öldürürsem, Allah tek oğlumu elimden alır diye korkuyorum"
"Bu mektuplar aslında ben öldükten sonra yayımlansın istemiştim"
"Bence İrfan sergisini hissediyor"
Tavernacı Gülseren: 'Diplomasi neferiyim'
Bu ikiliye dikkat: Nezle ve grip
Günübirlik kayak
Ünlüler başka neyle uğraşıyor?
Lavanta tarlasından Lava markasına
Andon artık gündüzleri de açık
Kırmızı haberleri
Belediyecinin şaşkını...
Fransız tipi meyhane, Türk tipi bistro
İran üzerine notlar-2
İstanbul'da masal çok
"Özel" yayınevleri mutlaka korunmalı





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet