Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 18 Mart 2005 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Özel" yayınevleri mutlaka korunmalı

Kitap Yayınevi gibi "özel" ve "özgün" yayınevleri mutlaka desteklenmeli. Onlar gelip geçici renkler olarak kalmamalı yayın yaşamımızda; kök salmalı ve yeni ürünler vermeli


Kurbağaların öküze dönecek kadar şişindiğini, tavusların teker şekline soktukları kuyruk teleklerinin titreştiğini ya da siyaset adamlarının bir seçim afişi için poz verdiğini görmeyenler, görüntünün gücünü bilmiyor demektir. Böceklerden orkidelere, insanlardan kırmızı balıklara kadar türler kendilerini sergiler, değişik renklere bürünür ve kılık değiştirir. Tüm canlılar üremede başarıyı yakalamak için baştan çıkarmak, avlanan hayvandan kurtulmak için kamuflaja başvurmak ya da bölgesini korumak için rakibi yıldırmak söz konusu olduğunda kendi kurallarını dayatır. Ateşböceğinden şempanzeye, kızaran genç kızdan ustaca gizlenen bir balığa kadar uzanan bu şaşırtıcı biyolojik gezinti, taklit çarkının dişlilerini söküyor ve yalanın, safça inanıldığı gibi yalnızca insana özgü olmadığını ortaya koyuyor."
Jean-François Bouvet'nin "Doğada Maskeli Balo" (Çeviren: Elâ Güntekin; Kitap Yayınevi) kitabının arka kapağındaki tanıtım yazısından aktardım bu satırları. Bouvet yapıtına "Göz Boyama, Taklit, Kılık Değiştirme, Aldatma" alt başlığını koymuş.

* * *

Kitap Yayınevi'nden bir yapıt daha: "Sultan İçin Bir Saat-Yakındoğu'da Avrupa Saat ve Saatçileri" (Otto Kurz; Çeviren: Ali Özdamar).
Kitaptan, ilk mekanik saatin 14'üncü yüzyıl başlarında icat edildiğini ve her yerde hemen kabul gördüğünü öğreniyoruz. Doğu'da ise Fatih Sultan Mehmet'e kadar kimse bu yeni icada ilgi göstermemiş. Fatih, 1477'de Venedik senyöründen kendisine çalar saat yapabilecek bir usta göndermesini istemiş. Kanuni Sultan Süleyman'la birlikte bu ilgi katlanarak artmış. 17'nci yüzyıla gelindiğinde Galata cep saatçileriyle doluymuş.

* * *

"Şehirlerin Ecesi İstanbul" (Miss Pardoe; Çeviren: Banu Büyükkal) da aynı yayınevinden... "Bir leydinin gözüyle 19'uncu yüzyılda Osmanlı yaşamı"nı anlatıyor. II. Mahmud döneminin sadece İstanbul'u değil, Bursa'sı da sokakları, semtleri, yemekleri, adetleri, eğlenceleri, günlük yaşamıyla sergileniyor. Türklerin Rumlarla ve Ermenilerle iç içe yaşadığı bir dünyadan ayrıntılar aktarılıyor.

* * *

"Türk Saplantısı-Yeniçağ Avrupa'sında Korku, Nefret ve Sevgi" (Giovanni Ricci; Çeviren: Kemal Atakay).
"Anılardaki Aşklar-Çocukluğun ve Gençliğin Psikoseksüel Tarihi" (Bekir Onur).
"Yıldızların Efendisi-Rönesans Astrologu Giordano Cardano'nun Yaşamı" (Anthony Grafton; Çeviren Zuhal Bilgin).

* * *

Her alanda olduğu gibi, yayıncılık alanında da kişilik son derece önemli. Büyük yayınevleri, belirli bir çizginin altına düşmeden, çeşitli konularda kitap yayımlayabilirler elbet. Satışlarının düşük olacağı varsayılan nitelikli kitapların giderlerini "bestseller"larla karşılamak zorundadırlar bir bakıma. Onları anlıyorum. Ama bir yılda dört kitap çıkaran bir yayınevinin, sözgelimi iki Althusser, iki de Barbara Cartland yayımlamasına akıl erdiremiyorum.
Bir yayınevi kitaplarını belirli bir kapak düzeni içinde mi sunuyor, o kapaklar başka yayınevlerince taklit ediliyor hemen. Biçimde yeni bir boyut mu getirildi, ortalığı o boyutta kitaplar sarıyor.

* * *

Yukarıda kısaca söz ettiğim ya da adlarını verdiğim kitapların hepsi aynı yayınevinin ürünü. Kitap Yayınevi, 2002 güzünde yayımlamış ilk kitabını. Kitap sayısının şimdi 80'i geçmiş olması beni şaşırtıyor.
Neden mi?
Yapıtların hepsi nitelikli; özenle hazırlanmış ve sunulmuş. Ama hiçbiri geniş okur kitleleri düşünülerek seçilmemiş. Ne ipe sapa gelmez moda romanlar var aralarında ne de uluslararası entrika cambazlıkları... Belirli ilgi alanlarının sınırları içinde, düzeyli (ve onurlu) bir biçimde sunulmuş konular... Sözgelimi, "Çağdaş İstanbul'da Sufi Kadınlar", "Avrupa Ekolojik Emperyalizmi", "Dilin Kökleri ve Gelişimi", "Yunanca Düşünce Arapça Kültür"...
Bu tür "özel" ve "özgün" yayınevlerinin mutlaka desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Onlar gelip geçici renkler olarak kalmamalı yayın yaşamımızda; kök salmalı, gelişmeli, yeni ürünler vermeli.
Yayıncılıkta süpermarketler elbette gerekli ama onların yanı sıra mahalle aktarları da yaşamalı. Çelik tencerelerin egemenliğindeki bir pazarda bakırcılar çarşısı da bulunmalı.
Kitap Yayınevi'nin ilk kitaplarını görünce, "Bu kuruluş çok yaşamaz" diye düşünmüştüm. "Son derece iyi niyetli, ama yakında batar..."
Yanılmışım.
İyi ki yanılmışım.

PAZAR
Bale artık "zengin işi" değil
"Yedizleri öldürürsem, Allah tek oğlumu elimden alır diye korkuyorum"
"Bu mektuplar aslında ben öldükten sonra yayımlansın istemiştim"
"Bence İrfan sergisini hissediyor"
Tavernacı Gülseren: 'Diplomasi neferiyim'
Bu ikiliye dikkat: Nezle ve grip
Günübirlik kayak
Ünlüler başka neyle uğraşıyor?
Lavanta tarlasından Lava markasına
Andon artık gündüzleri de açık
Kırmızı haberleri
Belediyecinin şaşkını...
Fransız tipi meyhane, Türk tipi bistro
İran üzerine notlar-2
İstanbul'da masal çok
"Özel" yayınevleri mutlaka korunmalı





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet