|
 |
|
|
ABD ile ilişkide yeni gerçekler
WASHINGTON Raporu başlığı altında yazdığımız üç yazıda ABD başkentinde şu sırada Türk-Amerikan ilişkileri konusunda esen havayı aktarmaya çalıştık.
ABD yetkililerinin ve Türkiye ile ilgili diğer çevrelerin bu konuda tam olarak ne düşündüklerini, ne dediklerini öğrenmemizde büyük yarar vardır. Türkiye'nin göstereceği -resmi veya gayri resmi- tepkinin objektif verilere dayanması çok önemli.
Tabii ki Washington'da dile getirilen görüşlerin ve argümanların bir kısmı, Ankara'nınkilerden çok farklı. Zaten son zamanlarda iki ülke arasında ciddi uyuşmazlıkların ve rahatsızlıkların hüküm sürmesinin nedeni de bu.
* * *
ŞİMDİ ABD'de ileri sürülen belli başlı bazı iddialar ve kaygılar hakkında Ankara'nın ne düşündüğüne bakalım.
Türkiye'nin güvenirliği:
Türk yetkililer ABD'de Türkiye'nin bir müttefik olarak güvenirliğinin şimdi sorgulanmasını ve ilişkilerin bozulmasından Ankara'yı sorumlu tutmasını çok haksız görüyorlar. Bir yetkilinin deyişiyle "Asıl bizim ABD'nin güvenirliğini sorgulamamız gerekir. Kuzey Irak'ta güvenlik ekibimizin başına çuval geçiren kim? ABD bizim PKK ile ilgili beklentimizi yerine getiriyor mu? Bush yönetimi Irak ve bölge hakkında söylediklerimizi dikkate alıyor mu?.. Türkiye sözüne ve ittifaka bağlılığını hep kanıtlamıştır. Bölgesel konularda politikaları ayarlamak ("senkronize etmek") ve işbirliği kurmak için elinden geleni de yapmıştır. Ancak diyalog aksamışsa, normal iletişim ve müzakere kanalları gereği gibi kullanılmamışsa kabahat bizde değil, onlardadır"...
ABD karşıtlığına tepki:
Amerikan yetkilileri ve analistleri, bir hayli abarttıkları Türkiye'deki "anti-Amerikanizm" olayını, halen Washington'da Türkiye konusunda esen soğuk havanın belli başlı sebeplerinden biri sayıyorlar. Ancak bu durumun Bush yönetiminin Irak başta olmak üzere özellikle bölge ile ilgili politikasından kaynaklandığını pek görmek istemiyorlar. Marjinal kesimlerden gelen bazı sesleri esas alıp adeta bir karşı saldırıya geçiyorlar. Oysa, bir analistin belirttiği gibi, "Türkiye'de başka birçok ülkenin aksine halkın Amerika'ya veya Amerikalara karşı bir düşmanlığı yok. Devlet politikasında da böyle bir şey yok. Bunu Washington'dakilerin iyi görmesi lazım."
Suriye "meselesi":
ABD'nin Ortadoğu'daki stratejisinin bir boyutu da, öteden beri rejimini yıpratmaya ve sonunda alaşağı etmeye çalıştığı Suriye ile ilgilidir. Washington Lübnan'daki olayları bu alanda atağa kalkmak için bir fırsat olarak kullanmakta gecikmedi. Bu kez (Irak politikasının aksine) Avrupalılar, dahil uluslararası camia (en azından Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi konusunda) ABD'ye aktif destek verdi.
Washington Türkiye'nin diğer müttefik ve dost ülkelerle aynı zamanda ve aynı üslupta bir açıklama yapmamasına bozuldu. Hele Cumhurbaşkanı Sezer'in tam bu sırada Şam'ı ziyaret edeceğinin açıklanması, Amerikan diplomatlarının hiç hoşuna gitmedi. Böylece iki ülke arasındaki uyuşmazlıklara bir de Suriye meselesi eklenmiş oldu.
Ne var ki bir Türk yetkilisinin deyişiyle, "ABD'nin Sezer'in ziyaretinden rahatsızlık duyması için sebep yok. Bu ziyaret, ne ABD'ye karşı bir resttir, ne de bir alternatif arayışı. Üstelik bunun bölgedeki sorunun halline (Şam'ın koşulan şartları yerine getirmesine) katkıda bulunması mümkün"...
* * *
TÜRKİYE'nin Suriye, İran gibi bölgesel konularda her zaman Washington'un bugünkü politikasına denk düşmeyen, daha bağımsız bir yol izlemesi, Bush yönetimi için yepyeni bir durum. Ama artık Amerikalıların da buna anlayış göstermesi ve alışması zamanı geldi...
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|