
|
|
|
 |
|
|
Doktorluğu istemedi Memorıal'a CEO oldu
Memorıal Hastanesi'nin CEO'su Yalçın Nak'a babası "Sen en iyisi asker ol, bizim gibi sürünmezsin, biz de 'oğlumuz paşa' der gurur duyarız" demiş. Nak, sınavları kazanmış ama okula girmemiş. Babası ile üniversite tercihinde de karşı karşıya gelmişler. Babası 'doktor ol' demiş, Nak elektronik mühendisliğinde diretmiş, kavgalarını komşular ayırmış. Şoförlük, rehberlik yaparak okumuş. Birçok yabancı şirkette çalıştıktan sonra Memorıal'a geçmiş. Doktor olmamış ama Memorıal'da doktorlar grubu ile çalışıyor
PINAR ÇELİK
Darbe öncesi ve sonrası arasında sıkışmış bir gençlik, emekli bir öğretmen babanın çocukları için mücadelesi, varlık içinde yokluk çekme sıkıntısı, 'kendi ayaklarımın üzerinde duracağım' kavgası...
Memorial Hastanesi'nin CEO'luğuna getirilen Yalçın Nak'ın öyküsü bugün 30'lu yaşlarını tamamlayanlara hiç de yabancı değil. 80'li yılların karışık ortamında babasının, "Oğlum sen en iyisi askeri lise sınavlarına gir hem bizim gibi sürünmezsin hem de paşa oldu oğlumuz der seninle gurur duyarız" öğütlerine baş eğip, üç farklı askeri lise sınavına girmiş ve üçünü de kazanmış. Gazetede ilk sonuçları açıklanan deniz okulu olunca oraya kaydını yaptırmış.
Ama bakmış ki emir almak ona göre değil, lise son sınıfta Bornova Lisesi'ne geçmiş. Derken üniversite sınavları yaklaşmış. Nak şöyle anlatıyor:
"Babam ilk tercihime doktorluk yazmamı istiyordu, bense elektrik elektronik mühendisliği. Babamla ciddi bir kavgaya girdik, komşular ayırdı. Babam sadece ilk tercihi benim yapmama izin verdi. İkinci tercihim Ege Tıp Fakültesiydi. Sınavlara sıkı hazırlandım ve NASA'da mühendis olma hayaliyle, ilk tercihim Boğaziçi Elektrik - Elektronik Mühendisliği bölümüne dereceyle girdim. Babam hüzünlüydü, çünkü İstanbul'a gidince hayatımı geçindirecek parayı göndermekte zorluk çekecekti. 'Ben İstanbul'da yolumu bulurum' diyerek bu şehre geldim."
Okul parasını kendi kazanmış
Şoförlük de rehberlik de yapmış... Fotokopi kitap yapıp satmış, ders notlarını arkadaşlarına satmış, restoranlarda geceler düzenlemiş, tur organize etmiş, özel ders vermiş. Yani kendini geçindirecek parayı kazanmak için her şeyi yapmış.
Mezun olunca NASA'da mühendis olmak hayalinden vazgeçip, Amerika'da MBA yapmaya karar vermiş. Tabi ne ailesinde ne de kendisinde para var. Türk Eğitim Vakfı ve Fulbright burslarına başvurmuş. İlkinde burs almaya hak kazanamamış. Bu arada Emlak Bankası'nda işe girmiş ama aldığı maaş kendini geçindirmeye yetmeyince Mintax'ı alarak Türk pazarına giren ve yeni mezunları işe almayı tercih eden Procter & Gamble (P & G) firmasında işe başlamış. İkinci yıl TEV, Fulbright ve P & G'nin burslarına başvurmuş ve üçünü de cebine koyup Amerika'ya gitmiş. "Amerika'ya giderken aileme para gönderdim, bu beni hâlâ duygulandırır" diyor gözleri dolarak...
Tek kelime Almanca bilmeden...
Amerika'nın önde gelen MBA okullarından Kellogg's'tan mezun olduktan sonra yurtdışında bir de iş deneyimi yapmak istemiş ama çalıştığı yer Türkiye'ye yakın olsun demiş. P & G'nin Almanya ofisinde marka müdür asistanı olarak işe başlamış, tek kelime Almanca bilmeden. Ve beş yıl orada kalmış. İnsan kaynakları danışmanlık firması McKinsey'in Türkiye'de ofis açmasıyla beraber Türkiye'ye kesin dönüş yapmış. Türkiye'de irili ufaklı holdinglerin amiral gemisi olarak nitelendirilen şirketlerinde yeniden yapılandırma, kârlılık iyileştirme, satış geliştirme, maliyet düşürme, reorganizasyon, portföy yönetimi gibi çalışmalarda bulunmuş. Mckinsey'den sonra iki yıl PriceWaterhouseCoopers'da yönetim danışmanlığının başında yer almış. Bu bölüm tamamen IBM'e satılınca IBM'li olmuş.
'İddiası olan şirket istedim'
"Son dönemde toplam sekiz yıldır danışmanlık yaptığımın ve bir değişiminin arifesinde olduğumun farkına vardım. Bu birikimimi yerli sermayeli bir şirkette kullanmak istedim. İstedim ki orta ölçekli bir firmada çalışayım ama bu şirketin bir iddiası olsun ve bu iddiayı harekete geçirecek insanların görüşüne ihtiyaç duysun. Memorial'de karar kıldım" diyen Nak, göreve gelir gelmez hastanenin tüm doktorlarıyla toplantılar yapıp görüşlerini almış ve yönetime de iyi eğitimli, tecrübeli ve başarılı kişileri almış.
'Şeytanın bacağını kırdım haziranda evleniyorum'
Nak sadece, özel yaşamında başarılı olamamış. 40 yaşında ama evli değil. "Ben evlenmeyi başaramadım ama şeytanın bacağını kırıyorum. Haziran'da evleniyorum. Kariyer tutkusu adına kendime zaman ayıramadım. Ama yavaş yavaş hayatımı düzene oturtuyorum" diyor. Nak'ın en büyük hayali ise dünyayı gezmek. Nişanlısıyla 50 gün sırtlarına çantaları takıp Güney Amerika'yı gezdiklerini söyleyen Nak, "Dünyada görülmedik yer bırakmak istemiyorum" diyor.
pcelik@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|