Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Mart 2005 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Ben Harry Potter'dan önce de fantastik roman yazıyordum"

Türkiye'de çocuk edebiyatı denince akla ilk gelen isim olan Gülten Dayıoğlu, "Yada'nın Gizilgücü"nde fantastik bir öykü anlatıyor. Dayıoğlu "Ben yıllardır bilimkurgu, fantastik roman yazıyorum. Harry Potter'dan etkilenip de yazmadım ki bu kitabı" diyor

ASLI ÇAKIR


Türkiye'nin en ünlü çocuk edebiyatçılarından Gülten Dayıoğlu son romanı "Yada'nın Gizilgücü"nde heyecanlı, fantastik bir hikaye anlatıyor. Günümüz çocuklarını, gençlerini ilk sayfasından itibaren sırlarla dolu bir serüvene çağırıyor.
34 yıl önce yazdığı "Fadiş"i hâlâ en beğenilen çocuk romanlarından biri olan, eserleri İngilizce, Almanca, Macarca, Rusça ve İsveççeye çevrilen, evinin bir bölümü ödüllerle dolu olan Gülten Dayıoğlu ajandasına bakmadan randevu veremiyor. Çünkü çeşitli okullardaki söyleşilere katılabilmek, çocuklarla buluşabilmek için tüm Türkiye'yi dolaşıyor. Bu arada Doğubayazıt'tan İstanbul'a dek Türkiye'nin dört bir yanındaki çocuklardan gelen mektuplara, e-postalara cevap veriyor.
47 yıldır Nişantaşı'nda yaşayan "Benim hayatım kimseyi kırmamak üzerine kuruludur" diyen, "Aslı hanım kızım" diye sohbet eden Dayıoğlu 70 yaşında ama yaşına göre hayli dinç, enerjik. "Bunu bana verilen sevgiye borçluyum" diyor.

Benim annem de ben de sizi okuduk. Bizden sonraki kuşak da sizi okuyor...
Üç kuşağın yazarı olmak çok güzel bir şey. Ama sorumluluk da yüklüyor üzerime. Şu yeni romanımı yazarken o kadar titizlendim ki. Bir de ben romanımı altı kere okumadan teslim etmem. Saplantı bu. Ispanağı falan da altı kez yıkıyorum. Bu beni öldürüyor. Düşünün bu 400 sayfalık bir kitap, 2 bin 400 sayfa okumuş oluyorum.

Neden fantastik bir roman yazdınız?
Bana bir dergi de şöyle bir soru sordu: "Siz Harry Potter fantastik diye mi böyle bir roman yazdınız?" Ben uzun zamandır fantastik, bilimkurgu yazıyorum. Mesela "Dünya Çocukların Olsa", "Mo'nun Gizemi", "Işın Çağı Çocukları" bilimkurgudur. Zaten fantazya ile bilimkurgu örtüşüyor.

Ama işte, tam da Harry Potter ve muadillerinin çok sevildiği bir zamanda böyle bir roman ortaya çıkınca...
Tabii, bu işin trendinin yükseldiğinin farkındayım. Zaten ben de kurt gibi bir fantastik roman okuyucusuyum. Mesela "Suna'nın Serçeleri" bir bilimkurgu. Hem de edebiyat adamları bu kitaptan çok başarılı bir bilimkurgu olarak söz ederler. Tabii ben bilimkurgu olduğunu bilmeden yazdım.

Nasıl yani? Hiç mi bilmiyordunuz bilimkurgu yazdığınızı?
Hayır, ben ne bileyim o zaman. Demek ben böyle yapmışım dedim.

"Sınıfımdaki çocuklara uygun kitap bulamayınca 'Bari ben yazayım' dedim"
Siz yazarlığa çocuk romanları, öyküleri ile başlamadınız...
İlkokul 3'te öğretmenimin "Sen yazar olacaksın Gülten" sözlerinin peşine düşüp yazar oldum. Ama ilk yazdıklarım, Anadolu kökenli de olduğum için çok iyi bildiğim kadın sorunları ve sosyal sorunlar üzerineydi.

Sonra nasıl çocuk öykülerine, romanlarına geçtiniz?
İlkokul öğretmenliği yaparken çocuklara kitap arıyorum okusunlar diye. Yok bir şey. Birtakım yabancı isimler, zor cümleler... Bari kendim yazayım dedim ve böyle bulaştım bu işe.

Daha önce böyle ufak deneyimleriniz var mıydı?
Kendi çocuğuma öyküler anlatıyordum. Onun beğendiklerini kendi derslerimde de anlatmaya başladım. Sonra bir dosya oluşturdum öykülerden ve Cağaloğlu'na gittim. 1961 filan; dosya koltuğumda, çocuk elimde bütün yayınevlerini dolaşıyorum. Herkes "Hoca hanım bırak, okuruz" diyor. Savdılar beni. İki senenin sonunda Rafet Zaimler Yayınevi kabul etti. Küçücük öykü kitapları halinde çıktı. Bir öykülük... 30 bin basıyor ve Anadolu'ya yayıyordu. Sessizce Anadolu'ya yayılmış oldum. 10 kadar kitaptı.

Çocuklar için yazarken nelere dikkat edersiniz?
Önce konuyu seçiyorum. Bunda pedagojik bilgimi de kullanıyorum. Hangi yaş çocuğu neyi kavrar, neyi kavramaz ben bunun bilincindeyim. Yazarken ilkelerim var. Dil dağarcığını geliştirmek, çocuğun ruhsal yapısını sarsmamak, onu karamsarlığa düşürmemek... Sevginin sık sık altını çizerim. Küfür asla yoktur kitaplarımda. Arı, duru bir Türkçe kullanırım.

Nasıl yazarsınız? Düzenli, her gün yazan bir yazar mısınız ya da aklınıza geldikçe mi kağıtların başına geçersiniz?
Eğer o sırada bir şeyler yazıyorsam sabah 9'da kalkarım, işe gider gibi tertemiz giyinirim. Bilgisayarın başına geçerim. Eşim gelmeden ya da geldiği an akşam 7 civarında kapatırım bilgisayarı.

"Bilgisayarla ilgili şeyleri torunuma soruyorum"
70 yaşındasınız. Çocuklarla, gençlerle ilgili gelişmeleri nasıl takip ediyorsunuz? Trendleri, interneti, elektronik gelişmeleri...
Bugünün çocuğuna erişebilmek için çalışıyorum. Onları izliyorum. Zaten okul söyleşilerinde onlarla oluyorum. Hiç utanmıyorum, her şeyi soruyorum. 13-14 yaşındaki torunumu arıyorum, bilgisayarla ilgili şeyleri soruyorum. Mesela bu kitapta internet sitesi yerine kutusu demişim. Hemen soruyorum, sitesi diye düzeltiyorum.

CUMARTESİ
"Niyetim olsaydı antrenörüm beni boksör yapacaktı"
Unutulmuş kahramanların belgeseli
"Ben Harry Potter'dan önce de fantastik roman yazıyordum"
"Doğduğum köye borcumu ödüyorum"
Pink Martini'den "Üsküdar" yorumu
Hint rüzgarı modada esmeye devam ediyor
Ucuz bilet günleri
Soğuk paçamızı bırakmıyor
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2005 Milliyet