|
 |
|
|
"Türkiye'de müzik bilen, nota bilen şarkıcı yok; buradan çıkanlar öyle olmayacak"
Bahçeşehir İstanbul Gelişim Müzik Okulu'nda ünlü sanatçılar hem müziği meslek edinmek isteyenlere hem de bunu bir hobi olarak görenlere klasik, caz, pop ve dans eğitimi verecekler
ASLI ÇAKIR
İstanbul yeni bir müzik okuluna kavuşuyor. Hem de hepimizin yakından tanıdığı isimlerin öğretmen olarak eğitim vereceği bir okula. Bahçeşehir İstanbul Gelişim Müzik Okulu'nda dersleri Atilla Özdemiroğlu, Garo Mafyan, Uğur Başar, Aşkın Arsunan, Cana Gürmen, Emin Fındıkoğlu, Okay Temiz, Oktay Keresteci, Hülya Aksular, Tülay Uyar gibi isimler veriyor. Şimdiye kadar hep kendileriyle ilişki kurmak, onlardan ders almak isteyenlerle karşılaştıklarını belirten bu ünlü müzisyenler böyle bir okul için geç kaldıklarını düşünüyorlar hatta "Kabahatliyiz, biliyoruz" diyorlar.
Garo Mafyan'ın söylediklerine göre bu okula kocasının altı ay sonraki doğum gününde şarkı söylemek isteyen 40-50 yaşındaki kadın da gelecek, gerçekten iyi bir pop müzik ya da caz sanatçısı olmak isteyen de... "En önemlisi bizim verdiğimiz sertifikanın bir değeri olacak" diyen Mafyan'a göre bu okuldan çıkanlar çok iyi şarkı söyleyecek, çok iyi dans edecek, çok iyi piyano, gitar çalacak.
21 Mart-17 Haziran tarihleri arasında kısa bir eğitim dönemiyle başlayacak olan dersler gelecek dönemle birlikte uzun programlara dönüşecek. Paralı olan bu sertifika programında klasik, pop, rock ve cazın temel enstrümanlarının eğitimi, klasik ve pop dalında şan eğitimi, klasik bale, modern bale eğitimi verilecek. Yani sadece klasik müzikçi değil iyi bir caz ya da pop sanatçısı olmak için gereken ve konservatuvarlarda verilmeyen ek eğitim programları da olacak bu okulda.
Niye martın ortasında başladınız bu işe, yeni dönemi beklemek yerine?
Uğur Başar: Aslında bizim amacımız bu 12 haftalık kısa ilk programda sistemimizin oturması. Buna gelecek sezonun ön çalışması diyebiliriz. Gelecek sonbahardan itibaren standart eğitimimize geçeceğiz. Dereceler olacak. İki senelik, üç senelik, dört senelik. İsteyen devam edecek, isteyen "Bana bu kadar yeter" diyecek. Ayrıca burada Tülay hanıma, şan eğitimine gelmiş bir talebenin dersine Garo da girecek ve fikirler verecek. Aynı öğrenci Hülya hanımın dersine girip dans eğitimi de alacak.
Nasıl alınacak öğrenciler buraya?
Uğur B.: Gelenlere sorular soracağız. Neden buraya geldiniz? Bir şey çalıyor musunuz? Tercihiniz ne? Seviye tespit edeceğiz. Hiçbir şey bilmeyenler ise sıfırdan başlayacak.
Yaş sınırı var mı?
Uğur B.: Hayır yok. 35 de, 45 de gelebilir.
Hülya Aksular: Yok dedik ama modern baleye başlamak isteyenlerde sınır olacak. Yani bir yaştan sonra bu işe başlamak olmaz.
Tülay U.: "Her yerde pop şarkıcısı var ama pop müzik eğitimi alınacak bir okul yok"
Etraftaki herkes müzik konusunda kendini çok yetenekli bulur. Hepimizin sesi çok iyi. Hepimiz güzel dans ediyoruz... Burası paralı bir yer. İsteyen gelir. "Sen gelme boşu boşuna buraya" diyecekleriniz de olacak mı?
Hülya A.: Başarı için insanları yönlendirmek lazım. Gerçekten imkansızsa, gelen kişiye "asla olmayacak durumu"nu açıklamak gerekir. Belki bunu açıklamak o an, birkaç dönem için kişiyi yıkacaktır ama geleceği için sağlam bir yolculuğa çıkarmış olacağız.
Tülay Uyar: Bu işi meslek olarak yapmak isteyen kişiye bu sınavda gerçekleri söylemezseniz onun hayatıyla oynamış olursunuz. Bir de buradaki hocalar altına imza atmış olacaklar bu işin ve böyle bir riske asla girmezler.
Nasıl olmadı diyeceksiniz?
Tülay U.: Net olarak ifade etmek lazım: "Bu iş sizin profesyonel olarak yapabileceğiniz bir meslek değil." Ama şöyle bir şey var; 35 yaşında bir hanım geldi ve sesini, kendi kapasitesini geliştirmek istiyor. Onu da reddetmemek gerekir diye düşünüyorum; o bir hobi programı. Bir de konservatuvarlarda sadece opera eğitimi veriliyor. Sadece İstanbul konservatuvarında bir de müzikal bölümü var. Bu okul projesi bence çok önemli Türkiye için. Her yerde pop şarkıcısı görüyoruz ama pop müzik eğitimi alınacak bir okul yok. O yüzden bu anlamda çok büyük bir aşama böyle bir okul açmak. Ve burada pop müziğin en büyük ustalarıyla birlikte çalışma imkanı bulacaklar.
Garo M.: "Sahnedeki şarkıcıya 'Hangi ton?' diye soruyoruz 'Bilmem' diyor"
Garo Mafyan: Bütün bu ekip içinde en acı günleri yaşayan benim "Pop Star"larda. İşin gerçeği ne biliyor musunuz? Türkiye'de müzik ve nota bilen şarkıcı yok. Toplasan beş-altı tanedir. Mesela biz çalmaya gidiyoruz. Sahnedeki şarkıcıya soruyoruz, "Hangi ton?" diyoruz. "Yerinden" diyor. Yerinden! Ya da "Bilmem" diyor. Buradan çıkanlar öyle olmayacak. Bir sanatçı her şeyiyle bir bütün olmalı. İyi bir şancı yardımcı bir enstrümanı mutlaka bilmek zorunda. Dans, fonetik, tiyatro bilmek zorunda. "Madonna ne güzel" diyoruz. Bu kadın gitar da çalıyor, davul da. Keman partisyonunu yaz dediğimizde nasıl yazacağını bilmeyen aranjör çıkmayacak buradan. Müzik müziktir ama bu işin beyin takımı olacaksanız bunun tam eğitimini almanız lazım.
Siz Türkiye'de müzik bilen şarkıcı yok diyorsunuz ama şöyle efsaneler vardır: Müslüm Gürses 10 kemancı arasından yanlış ses basanı duyar, bulur ve uyarır gibi...
Atilla Özdemiroğlu: Bunlar efsane değil ki. Orada olan müzisyenin yapması gereken bir şey. Bunu yapamıyorsa ne işi var orada?
Garo M.: Doğrusu zaten bu. Ha bu, tabii ki buradaki insanlar grubunda çok daha fazla olur, onlarda da yılda bir-iki defa olabilir.
Sizin sertifika programınızın diğerlerinden üstünlüğü nedir?
Atilla Ö.: Konservatuvarda aldığınız klasik müzik eğitimi bazen çağdaş müziğin ihtiyaçlarına cevap veremeyebiliyor. Gelişen, güncel müzikler var. Onlar da çoğunlukla temelini klasik müzikten alıyor ama ilave bazı eğitimler de gerekiyor. Yani cazda, pop müzikte kaliteli bir şeyler yapmak istiyorsanız sadece klasik müzik eğitimi yeterli değil.
Şimdiye dek yaklaşık 250 kişinin başvurduğu kısa program için son tarih 2 Nisan.
"Son 10 yıldır müzikteki gelişme duraklamaya uğradı"
Müzik dünyamızın durumu ne?
Atilla Ö.: Son 10 yıldır müzikteki gelişme duraklamaya uğramış durumda. Güncel müzik var ama müzik anlamında bir gelişme pek olmuyor. Değerli müzisyenler azaldı. Demek ki görevimizi eksik yapmışız.
Garo M.: Bizde kabahat. Bunu bizim 10 sene önce yapmamız lazımdı.
Ama sürekli yeni yeni besteleriyle genç insanlar çıkıyor ortaya.
Atilla Ö.: Beste diye ortada dolaşanların çoğu oradan buradan çalma, montaj. Benden de çalınıyor, duyuyorum kendi ezgilerimi onların içinde.
Garo M.: Atilla senden de çalıyorlar, benden de tonla çalıyorlar. Benden çalanları söylesem şaşarsınız.
|
|
|

|