|
 |
|
|
Sofyalı Sokak'ta Yeni Refik
Nevizade'de iki yıl önce açılan Yeni Refik, eski İstanbul meyhaneleri geleneğini yaşatmaya çalışan bir ailenin şimdilik son lokantası
Refik ile Yakup'un 2002'de yeni bir "yavrusu" oldu. İstanbul'da Nevizade'de, Sofyalı Sokak 7 numarada, Refik ile Yakup'un yeğenleri Aslan Aslan ile Refik Aslan, Yeni Refik adında bir lokanta açtı. Baba Refik ile amca Yakup yeğenlerinin yeni dükkanında başarısı için destek veriyor. İkisi de kendi dükkanlarından sık sık ayrılıyor, Yeni Refik'e uğrayarak müşterilerle ilgileniyor.
Hemşin'den İstanbul'a gelen ve Nevizade'de eski İstanbul meyhanelerinin benzerlerini yaşatmayı başaran bu ailenin ilginç hikayesi var.
Hemşin'de taş ustalığı yapan Ali Aslan'ın Refik, Memiş, Niyazi ve Aslan isminde dört oğlu varmış. Bunlardan üçü ekmek parası kazanma arayışında İstanbul'a gelmiş. İlk gelen baba Refik (Refik Aslan)... 1938 yılında İstanbul'da o zamanın en ünlü lokantalarından birini işleten baba Fisher'in yanında çalışmaya başlamış. Kardeşi baba Aslan (Aslan Aslan) Kasımpaşa'da bir Rum meyhanesinde iş bulmuş. Baba Refik durumu biraz iyileşince, kardeşi Niyazi'nin oğlu Yakup'u (baba Yakup-Nevizade'deki Yakup 2'nin sahibi) Hemşin'den getirterek yanına almış.
Daha sonra baba Refik ile baba Yakup'un kader çizgileri birleşmiş. Baba Refik 1954'te Nevizade'de kendi lokantasını açmış. Eski Rum ustalardan öğrendiği usulde meyhanecilik yapmaya başlamış. Sonra baba Yakup lokanta açmış. Refik ve Yakup yan yana müşteri ağırlamış.
Baba Refik ile baba Yakup'un kardeşleri Memiş'in torunu Refik Aslan, baba Refik'in himayesinde. Kardeşleri Aslan'ın torunu Aslan Aslan ise 1982'den bu yana baba Yakup'un lokantasında çalışıyormuş.
2002'de torun Aslan Aslan ile torun Refik Aslan, ortaklaşa Yeni Refik lokantasını açtı. Bu aile İstanbul'da farklı bir lokanta ve meyhane kültürünü sürdürüyor... Refik'te ve Yakup'ta genelde orta yaş grubunda okumuş yazmış kimseler, içkiden çok sohbet için bir araya gelir. Müşteriler genelde birbirini tanır. Rahatsız olmadan keseleri elverdiğince yer, içerler... Nasıl kazık yerim korkusu söz konusu olamaz.
Geçen hafta Yeni Refik'te yeme, içme ve tat ustaları ve yazarlarıyla birlikte rakı içtik... Onlar yemekleri ve tatları yorumladı. Malum... Ben yeme-içme ve tat yazarı değil, lokanta yazarıyım. "Ünlü gurme"lerden sayılmıyorum... O nedenle "ustalardan" çok şey öğrendim.
Masamızla ilginen Erdal Sebat'ın servisi çok çok iyiydi. Ona Abdullah Ünaldı, Cemal Aslan ve Zeki Aydın yardımcı oluyordu.
Gençler mutfakta ve serviste büyükleri aşacak
Refik ve Yakup lokantalarında mutfak genelde birbirine benzer. Küçük tabaklarda masaya getirilen yiyeceklerin özelliği, tazeliği ve mideyi bozmamasıdır. Hemşinli patronların lokantalarına gidince insan daha çok Karadeniz yiyeceği, içeceği bekliyor. Örneğin ben mısır ekmeği, pide, karalahana turşusu, karalahana dolması, mısır unu ve peynirle hazırlanmış Karadeniz yemekleri beklerim... Her zaman bunlar tadılamıyor.
Yeni Refik'te taze fasulye kavurması tattık. Bol soğanla, taze fasulyeleri kavurarak, sıcık sıcak masaya getirdiler. Yıllar önce bir öğle vakti Mustafa Taviloğlu ile birlikte Refik'te yediğim palamut pilakinin tadını unutamam. Refik ve Yakup lokantalarında hemen her zaman mısır ununa batırılmış hamsi vardır... Hiç yok denilemez de insan daha fazlasını bekliyor... İşte o beklentileri de yeni kuşak cevaplayacak... Yakup 2 lokantasında da yeni kuşak devreye girdi... Yakup Aslan'ın iki oğlu Yıldıray Aslan ile Ufuk Aslan şimdilerde babalarının işini omuzlamaya başladı.
Gençler mutlaka hem mutfakta hem serviste büyüklerini aşacak. Ama köklerinin Hemşin olduğunu, Refik ve Yakup lokantalarının, hangi farklılıkları nedeniyle bu kadar ilgi gördüğünü unutmamaları şart.
|
|
|

|