|
 |
|
|
Gülten Ablam ya da "YADA"
7'DEN 77'YE OKUL DIŞI BİLGİLER
Daha önce hepimiz Cahit Uçuk'a, "Cahit Abla" derdik. Gülten Dayıoğlu tam 70 yaşına bastı. Artık bizim için çocuk edebiyatımızın ablası Gülten Dayıoğlu. Bugüne kadar onunla ilgili pek çok yazı yazdım. Ama benim içimdeki Gülten Dayıoğlu'nu çocuklara hep aşağıdaki yazımla anlatmışımdır.
* * *
Gülten Dayıoğlu, çocuk edebiyatımızın önde gelen yazarlarından biri. Sanırım onun kitaplarını, dergilerdeki yazılarını pek çoğunuz okumuşsunuzdur. Özellikle "Fadiş" adlı kitabını, içinizde okumamış çocuk yok denecek kadar azdır.
Gülten Dayıoğlu, çocuklar için yazan biri olduğu için, benim dünyamda hep ayrıcalıklı bir yeri olmuştur. Onunla imza günlerine, okullara, söyleşilere hep birlikte gideriz. Hatta çoğu zaman o davet edildiği yere benim, ben davet edildiğim yere onun gelmesini şart koşarız.
Çocuk yazarlığının yanı sıra bir öğretmen de olduğu için, çocuklarla her zaman kolay ilişkiler kurar. Tabii ki, onun kitaplarını sizler gibi, okumayı ben de çok severim. Özellikle bunların içinde bir tanesi var ki, bu kitap başka yazarları kıskandıracak kadar güzellikte öykülerle doludur.
İşte bu hafta sizlere, onun "Yaşanmış Hayvan Öyküleri" adlı kitabından, aklımda kaldığı kadarıyla, "Bostan Beygirinin Belleği" adlı öyküyü anlatacağım.
"Hasan 16 yaşında bir lise öğrencisi ve Bebek'te oturuyorlar. Hasan'ın trombon çalmak gibi bir merakı var. Ne yazık ki, trombon çalışmalarını sessiz ve insanların rahatsız olmayacağı bir yerde yapması gerekiyor. Bu yüzden de hafta sonları dedesinin bağ evine çalışmaya gidiyor. Nedense o sıralar, nereden öğrendiyse aklına eski bir 'Süvari Marşı' takılmış, durmadan onu çalıp duruyor. Hasan'ın dedesinin bağ evinin hemen yanında bir çiftlik evi var. Bu çiftlik evinin bahçesinde, yaşlı bir dolap beygirinin çevirdiği bir de kuyu var.
Yine bir hafta sonu ve hava çok sıcak. Hasan pencereyi açıyor ve olanca gücüyle trombonunu üflemeye başlıyor. Ama bir de ne görsün! Komşunun dolap beygiri iplerini kopardığı gibi, Hasanlar'ın evinin önüne gelip toynaklarıyla toprağı kazarak şaha kalkmıyor mu!.. Şaşırıp kalıyor Hasan. Bir anlam veremiyor atın bu davranışına. Sonra öğreniyor ki, bu şirin at, yaşlanıp dolap beygiri olmadan önce, bir süvari birliğinde merasim atı değil miymiş!"
Yıllar sonra bile, gençliğinde öğrendiği "toplan borusu"nu duyunca, hemen o miskin yaşamından sıyrılıp müziğin geldiği yere koşan bu atın öyküsü, beni her zaman çok duygulandırmıştır.
* * *
Üç kuşağın yazarı Gülten Dayıoğlu'nun bugünlerde Altın Kitaplar'dan bir kitabı daha çıktı. "Yada'nın Gizilgücü"nü hepinize salık veriyorum. Senin de eline sağlık Gülten Abla.
yural@milliyet.com.tr
|
|
|

|