|
 |
|
|
"Sen dövemezsin, ben döverim"
Ekim 2002'de Frankfurt'ta 12 yaşında bir çocuk kaçırıldı. Kaçıran kişi fidye istedi.
Polis, 27 yaşındaki fidyecinin peşine düştü ve yakaladı.
Lakin Markus Gafgen, çocuğun yerini söylememekte direniyordu.
Zanlıyı sorgulayan polis, zor kullanmak için üstlerine danıştı. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Wolfgang Daschner "işkence tehdidi"ne onay verdi.
Gafgen, "Şimdiye kadar hissetmediğin acıyı hissedeceksin" diye sıkıştırıldı ve bu tehditle çocuğu sakladığı yeri söyledi.
Söylenen yere giden polis, çocuğun cesediyle karşılaştı.
* * *
Almanya, haftalarca polisiye film izler gibi izledi bu olayı...
Kamuoyu çocuk için yas tutarken, emri veren Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Daschner görevden alındı ve hakkında "işkenceye teşvik"ten dava açıldı.
Daschner duruşmada kararını savunurken tehdit sonuç vermezse Gafgen'e doktor kontrolünde işkence yapmayı planladıklarını da açıkladı. İşkence dediği, el-kol bükme cinsinden "fena muamele"ydi.
Dava, büyük bir tartışma başlattı:
"Devlet, hayat kurtarmak için işkence yapabilir mi"ydi?
* * *
Kamuoyu ikiye bölündü.
Hessen eyaleti Başbakanı ve İçişleri Bakanı, Daschner'e anlayış gösterilmesini istedi. Sosyal Demokrat Parti'nin eski Genel Başkanı Oscar Lafontaine de Daschner davasının düşmesini talep etti.
Kamuoyu yoklamaları, halkın yüzde 68'inin bu durumda işkenceyi onayladığını ortaya koydu.
Hukukçular ise Alman yasaları gereği devletin hiç bir zaman işkence yapamayacağını, bunun istisnasının olamayacağını, aksi takdirde kontrolü olmayan bir kapının açılabileceğini söyledi.
* * *
Dava 3 ay önce bitti.
Daschner'e 10 bin 800, sorgu memuruna da 3 bin 600 Euro para cezası verildi. 2 memurun sabıkalı sayılmayacağı ve 1 yıl içinde başka suç işlemezlerse para cezasının kalkacağı bildirildi.
İnsan hakları örgütleri "Hafif karar, yanlış sinyal veriyor" açıklaması yaptı.
Süddeutsche Zeitung gazetesi, "Mahkemenin, Daschner'e büyük halk sempatisini göz önünde bulundurarak hafif bir ceza verdiğini" yazdı.
Berliner Zeitung, kararın "İşkence her zaman cezalandırılmıyor" mesajı taşıdığına dikkat çekti.
Kararı "skandal" olarak niteleyen Neues Deutschland, "Bir çocuğun yaşamı da söz konusu olsa işkence yasağı sürmelidir. Aksi takdirde işkence için sınır kalmayacaktır" dedi.
Asıl can alıcı soruyu Christian Rath sordu:
"Almanya'da polisin hukuk dışı uygulamalarına böyle hafif cezalar verilirse, Türkiye'yi eleştirirken nasıl inandırıcı olacağız?"
* * *
Sakın yanlış anlaşılmasın:
"Türk polisini eleştiren Avrupalılar önce kendi polisine baksın" gibi sığ bir yaklaşımı savunmuyorum. Bunu çok da yanlış buluyorum.
Almanya'da uygulanması, polis dayağını meşru hale getirmez.
Söylemeye çalıştığım şu:
11 Eylül'ün getirdiği güvenlik kaygıları içinde insan hakları mevzi kaybediyor. İşkenceyi bir "insanlık suçu" sayan Batı hukuku bile tökezlemeye başladı.
Bize düşen, -Batı'nın çifte standardına rağmen ve buna dikkat çekerek- her koşulda istisnasız insan haklarını savunmaktır.
Çocuk katillerini kent meydanında kırbaçlayıp ipe çeken İran'dan Türkiye'yi ayıran budur.
can.dundar@e-kolay.net
|
|
|

|