|
 |
|
|
TOBB'a siyaset giremez!
İTO'ya siyaset ilk kez 1987'de bulaştı, hâlâ da içinde. Öteden beri DYP'nin arka bahçesi olan TOBB, Hisarcıklıoğlu ile bağımsızlığına kavuştu
Turgut Özal, başbakan olduktan sonra ekonomi günlük hayatımıza girmiş, gazetelerde peşpeşe ekonomi servisleri kurulmaya başlamıştı. Bendeniz de Cumhuriyet'te 7 yıl dış haberlerde çalıştıktan sonra, 80'li yılların başında Osman Ulagay tarafından kurulan ekonomi servisine geçtim. Hem ekonomi muhabirliği yapıyor, hem de Türk basınındaki ilk tüketici köşesini hazırlıyordum. İstanbul'daki meslek odalarını izlemek benim sorumluluğumdaydı. Odalar Birliği de yakın takibimdeydi.
Ben ekonomi muhabirliğine başladığımda İTO'nun başında Nuh Kuşçulu, İSO'nun başında Nurullah Gezgin, TOBB'un başında Mehmet Yazar vardı. TOBB için Süleyman Demirel'in arka bahçesi derlerdi. O yıllarda ne İTO'ya, ne de İSO'ya siyaset bulaşmış değildi. İSO, bugüne kadar siyasetin dışında kalmayı ve tüm partilere eşit mesafede durabilmeyi başardı.
İTO'ya siyasetin girişi
İTO'da ise ilk kez 1987'de, Nuh Kuşçulu'nun devrildiği seçimlere siyasetin gölgesi düştü. Yukarıdaki küpürde de görebileceğiniz gibi dönemin Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, iş ortağı ve yakın arkadaşı Niyazi Adıgüzel'in İTO'ya başkan seçilmesi için, belediyenin imkânlarını seferber etti ve başarılı da oldu. Ne var ki Adıgüzel, İTO başkanı seçildikten bir yıl sonra Ali Coşkun'u devirmek üzere TOBB başkanlığına adayken, Ankara'da öldürüldü.
1988'de karanlık bir cinayetle boşalan İTO başkanlık koltuğuna, başkan vekili Yalım Erez oturdu. Zaten o tarihten beri de sağ partiler İTO'dan elini hiç çekmedi. Ne var ki ANAP ve Refah Partisi'nin tüm çabalarına karşın İTO'ya siyasetin bulaştığı 1987'den beri damgasını vuran parti DYP oldu. Mehmet Yıldırım'ın DYP'ye yakın olduğu biliniyordu. Hatta 1999'daki yerel seçimlerde, DYP'nin İstanbul Belediye Başkan adayı olması bile konuşulmuştu.
DYP'nin arka bahçesiydi
İTO'ya ilk kez 1987'de giren siyaset 2005'te ağırlığını arttırırken, 80'li yılların başından beri (daha öncesini bilemiyorum) DYP'nin arka bahçesi olarak bilinen Odalar Birliği ise ilk kez Rifat Hisarcıklıoğlu döneminde siyasetten arınmayı başardı. 4 yıl önce TOBB Başkanı olan Hisarcıklıoğlu, ilk günden beri tüm siyasi partilere eşit mesafede durdu, temsil ettiği tüccar ve sanayiciler için olumlu bulduğu kararlarda hükümete destek verdi, yanlış bulduklarını ise cesaretle eleştirmekten kaçınmadı.
Eski başkanlar yerinde
Türkiye'nin dört bir yanındaki 363 meslek odasında 1 marttan beri peşpeşe seçimler yapılıyor. Pazar gecesi itibarıyla meslek komitesi seçimlerinin % 92'si, yönetim kurulu seçimlerinin % 70'i tamamlanmış durumda. Bu % 70 içinde aday olup da seçimleri kazanamayan eski başkanların oranı % 19. Bu oran, TOBB'un tarihinde bugüne kadar görülmediği kadar düşük. Buna karşılık seçimlere katılma oranı da, yine TOBB'un tarihinde görülmediği kadar yüksek. Çoğu yerde % 75 - 80'lere varan düzeylerde...
Meslek odalarında seçim sistemi önceki yıl değişti. Bu nedenle TOBB Başkanı ilk kez; 363 odayı temsil etmek üzere belirlenen 180 konsey üyesinin oylarıyla değil, 363 odanın ağırlıklarına göre Ankara'ya gönderecekleri 1400 delegenin oylarıyla belirlenecek. Yeri gelmişken belirteyim: AKP'li Murat Yalçıntaş'ın başkanlık koltuğuna oturduğu İTO'nun Ankara'ya göndereceği delege sayısı 30. Yani oy oranı % 2.1.
Yurdun dört bir yanında 1 milyon civarındaki tüccar ve sanayiciyi ilgilendiren meslek odası ile yönetim kurulu seçimleri, 31 martta sona eriyor. Şu anda Hisarcıklıoğlu rakipsiz ve görünen o ki, meslek odaları TOBB'a siyasetin yeniden girmesinden yana değil.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|