|
 |
|
|
Olmadı Sayın Canaydın!..
lmadı sayın Özhan Canaydın!.. Doğrusu hiç yakışmadı...
Eğreti durdu üstünüzde bu "efelenme"; inandırmadı.
"Kanlı Nigar" oyununda Münir Özkul'un suflesiyle "kabadayılık" girişiminde bulunan "beyzade" gibi sırıttı.
Üslup çelimsiz, tonlama kötü, jest ve mimikler yetersiz. Madem ki, ortam size uymayınca siz ortama uymaya niyetlendiniz; önce boyun damarlarınızı şişirmeliydiniz. Volüm açık olacak, yüz kızaracak, etrafa birkaç tükürük saçılacak bu gibi çıkışlarda. Mümkünse, meşe ağacından ağır masaya birkaç yumruk vurulacak.
Lakin siz bu değilsiniz. Beceremediniz.
Neydi o laflar öyle:
"Bu cümleden olarak camiamıza karşı bir suiniyet durumunda avazelerimiz gok gubbeyi saracaktır" gibi.
Ne doğru dürüst tehdit var ne okkalı bir şantaj... Bir istifa bile isteyemediniz.
Yine de büyük tepki aldığınıza kanmayın sakın. Nasıl ki siz olası haksızlıklara karşı önlem almaya çalıştınız, onlar da günün birinde gerçekten gümbürdemeyesiniz diye önlem alıyorlar.
Olmadı olmasına ama, bu çıkışınız bir gerçeği ortaya çıkardı. Yaşadığımız kaos
sizin gibi fair play sahibi bir başkanı bile berbat ilişkilere ayak uydurmak zorunda bıraktı.
Olmaaadı.
DENİZLİ YÜZÜNDEN
Başkan Aziz Yıldırım, Mustafa Denizli için "Sen de benim hatalarımdan birisin" dedi mi?.. Sayın Denizli'ye göre demiş...
Demişse de doğru söylemiş!..
Sayın Yıldırım'ın, Mustafa Denizli ile çalışması baştan sona hataydı.
Fenerbahçe'nin bir Türk hoca ile şampiyon olabileceği onun yüzünden anlaşıldı.
Şampiyonluk kazanmış hocayı ertesi sezon apar topar postalamak onun yüzünden yasaklandı.
Hocayı gönderince işin bitmediğini, tepesinde sallanan Demoklesin kılıcı gibi insanı huzursuz ettiğini, hep Mustafa Denizli öğretti başkana.
İşte o yüzden sayın Daum hâlâ burada.
Siz söyleyin hata değil miymiş Denizli?
Etrafınıza bakın
Halkın verdiği ceza, ne vergi cezasına benzer ne de yönetim kurulunun transfer alacağından kestiğine... Sizi alıp baştacı ettiği günlerdeki sevgi kadar coşkulu olmaz ama, yavaş ve içten işler adama. Yırtık balon gibi sönen muhabbeti ne yapsan toparlayamazsın. Şaşırırsın... Hatta dehşete kapılırsın.
Şu sıralar Milli Takım'ın yaşadıkları gibi.
Biz de insanların arasındayız. Konuşuyoruz... İki milli maçın, yedi hafta sonra oynanacak Fenerbahçe - Galatasaray kadar gündemde olmadığını görüyoruz.
"Milli bir bıkkınlık" var insanlarda. Ümitsizlik. Boşvermişlik.
Sokakta "Eyvah Almanya'ya gidemezsek" diyen bir insana rastlayamıyoruz.
Neden bu hale gelmiş olabilir taksimde millilere dokunabilmek için birbirini ezen milyonlar?..
Orasına federasyondan teknik kadroya kadar yetkililer yanıt versin. Milli takım üzerinden kendini aklamaya çalışanlar, milli takıma girebilmek için ortalığı toz dumana boğanlar, koltuğunu milli takımın kramponuna bağlayanlar... Yaptıklarınız fark edilmiyor sanmayın. Şöyle bir etrafınıza bakın.
"CAM KESTİ"
Cam kesiği kötüdür hani!.. Hatta şarkısı var;
"Cam kesti cam kesti / o yar da benden pas geçti"...
Yara hem acı verir, hem de zarar. Hatta dedikodulara bile yol açar.
Rüştü elini, Hasan kolunu kaptırmıştı bu saydam jilete.
Şimdi de İbrahim... Başta Beşiktaş olmak üzere herkese geçmiş olsun dileklerimi iletirim.
Hiçbirini suçlamıyorum bu gençlerin. Belki de kabahat bizdedir. Onları "put" yaptık... Tabulaştırdık. Kendimizden ayırıp yüksek tepelerde kaşanelere tıktık. Saraylara mahkum ettik. Sıkılmış olmalı çocuklar!
Lakin cam sinsidir, keskindir ve tehlikelidir. Yani "sırça köşkte" oturanlar etrafa dikkat etmelidir.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|