|
Konuşma yasağı
Devlet memurlarına dayatılan "konuşma yasağı" oldum olası tartışılır. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın terör tehlikesiyle ilgili kamuoyunu bilgilendirici ve uyarıcı sözleri, bu tartışmayı yine gündeme getirdi. Orgeneral Büyükanıt'ın konuşmasına karşı çıkanlar oldu.
Bu yasağı dayatanların dayanağı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu. Aslında bu yasa devlet memurlarının, kendi alanları dışındaki konularda demeç (bilgi değil) vermesini önlemek gerekçesiyle çıkarılmıştı. Giderek, bırakın düz memuru bir yana, üst düzey bürokratların dahi, hem de kendi alanlarında, konuşmasından vazgeçtik, bilgi vermesini dahi yasaklayıcı bir anlayışla uygulanır oldu.(Bilgi Edinme Hakkı Yasası da henüz rafta duruyor.)
Bunca yıllık gazetecilik yaşamımızda hazırladığımız yazı dizileri için hep aynı durumla karşılaşmışızdır. Öğretmenler, polisler, sağlıkçılar, yargıçlar savcılar konusunda bir yazı dizisi hazırlarken ilgili bakanlıktan "konuşma izni" alacaksınız.
Düşünün, bir yargıcı Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına ve o ilin Adalet Komisyonu Başkanlığı'na getirmişsiniz. Ama kendi sorunları konusunda konuşmasını izne bağlıyorsunuz.
Bu, devletin kendi adına görev yapan, çok önemli kararlara imza atan insana onur kırıcı bir güvensizliği değil midir?
İşin asıl düşündürücü ve umut kırıcı yanı, bu yasakçı anlayışı benimseyenler arasında bilgi edinme hakkının savunucusu konumunda olanların da yer alması. Bu susturuculuk anlayışı da çoğunlukla askerlere karşı harekete geçer.
Bir devlet memuru olan Diyanet İşleri Başkanı'nın dini konularda konuşması uyarı ve açıklamalar yapmasıyla, yine devlet memuru olan kuvvet komutanı bir orgeneralin, kendi görev alanındaki terör belası konusunda toplumu bilgilendirmesi, uyarması arasında yasal açıdan ne fark var?
Onlar KDV oranlarının indirilmesi ya da SEKA'nın kapatılması konusunda konuşmuyorlar ki...
Niye "kapalı kapılar" gösteriliyor?
Unutulmasın ki, basın özgürlüğü nasıl halkın bilgi edinme hakkı ise, üst düzey bürokratların kendi görev alanlarıyla ilgili olarak konuşması da halkın bilgilenme hakkıyla ilgilidir.
Yok yoksa, bu yasakçı anlayış bizi bilgi edinme, düşünce açıklama özgürlüğüne değil; bilgi ve düşünce açıklama tekelciliğine götürür.
Bir şiir
Dizelerimiz Aydın'ın Söke'sinden, Abdülkadir Güler'in Güzelleme'sinden:
"Yağmur güzel / Dolu güzel / Kar daha güzel / Elma güzel / Ayva güzel / Nar daha güzel / Ana güzel / Baba güzel / Yâr daha güzel."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|