Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 23 Mart 2005 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'AB'ye uyum' senaryosu gerçekleşmezse ne olur?


Uluslararası para ve sermaye piyasalarında binlerce fon yöneticisi milyonlarca yatırımcının parasını en iyi biçimde nemalandırmak için çaba harcıyor. Finans devi Merrill Lynch ile Cap Gemini adlı danışmanlık kuruluşunun ortaklaşa gerçekleştirdikleri araştırmaya göre 2003 yılında dünyadaki 7.7 milyon dolar milyonerinin net mali varlığı 28.8 trilyon doları buluyordu. 2004 verileri henüz açıklanmadı ama dolar milyonerlerinin net mali varlığının geçen yıl 30 trilyon doları aştığı tahmin ediliyor. Mali piyasalarda nema peşinde koşan paranın yalnızca bir bölümünü oluşturan bu rakam ABD'nin toplam milli gelirinin yaklaşık üç katı, dünyanın toplam gelirinin ise % 75'ine eşit.
Devasa boyutlardaki bu mali servetin nemalanması için çaba harcayan fon yöneticileri olası ekonomik, politik, jeopolitik, demografik gelişmeleri hatta bazen olası doğal felaketleri hesaba katarak çeşitli senaryolar kuruyor ve buna göre yatırımcıları yönlendirmeye çalışıyor. Fon sahibi olan kişi ve kurumlar da kendi değerlendirmelerini yaparak yatırım kararlarını veriyor.

Dolar faizi
Dev boyuttaki finansal kaynakların nereden nereye akacağı, hangi tür yatırım araçlarının ne kadar ilgi göreceği de bu süreç içinde belirlenmiş oluyor. Böyle bir yatırım portföyü oluşturulurken amaç, yatırımcıya kabul edilebilir bir riskle azami getiriyi sağlamak olduğu için riski daha yüksek ama getirisi daha fazla olan yatırım araçları da portföylere girebiliyor. Türkiye gibi "Yükselen Pazar" (YP) ülkelerinin tahvilleri ve hisse senetleri de bu çerçevede ilgi görüyor. Bu ilginin derecesini ve yönünü belirleyen gelişmelerin bazıları, örneğin ABD Federal Rezerv Bankası'nın (FED) faiz politikası, bir grup olarak YP ülkelerini etkileyebiliyor. FED'in faizleri daha hızlı yükseltebileceği yolundaki söylentiler bile YP tahvillerinin elden çıkartılmasına ve değer kaybetmesine neden olabiliyor. FED'in dünkü toplantısından nasıl bir karar çıkacağı da bu nedenle bizdeki piyasaların da baş gündem maddesi haline geldi.
Ama bir de tek tek her ülkeyi etkileyebilecek, o ülke için yazılmış senaryolar var. Sözgelimi Türkiye için yazılan senaryolar genelde olumlu ise Türkiye'nin yatırım araçlarının ilgi görme şansı artıyor ve o ülkenin tanvillerine, hisse senetlerine alım geliyor. Olumlu senaryonun gerçekleşmeyeceği kuşkuları doğarsa ve olumsuz beklentiler öne çıkmaya başlarsa bu kez tersi oluyor ve o ülkenin tahvilleri ve hisse senetleri satış baskısı altında kalıyor.

"Convergence play"
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine odaklanmış bir tek parti hükümetiyle IMF destekli ekonomik programı başarıyla uygulayarak AB yolunda ilerlediği izleniminin güçlendiği ortamda Türkiye için finansçıların "convergence play" dedikleri senaryo yazıldı. Geçen yıl AB üyesi olan 10 ülke için yazılan senaryolara benzeyen bu senaryo Türkiye'nin de sonuçta AB üyesi olacağı varsayımına dayandırılmış bir AB'ye uyum senaryosuydu aslında. Buna göre Türkiye siyasi ve ekonomik istikrarı koruyarak AB yolunda yürümeye devam edecek ve bu süreç yaşanırken Türkiye'ye yatırım yapmak daha cazip hale gelecekti. Türkiye ile ilgili beklentilere bu senaryo yön verdi, Türkiye'nin fiyatlandırılması buna göre yapıldı.
Türkiye için yazılmış olan bu 'AB'ye uyum' senaryosunun gerçekçi olup olmadığını zaman gösterecek. Ancak şu an için bu senaryonun gerçekleşeceğini düşünenler çoğunlukta. Genelde hükümetin AB'ye uyum çabalarındaki duraklamasının geçici olduğuna ve uyum sürecinin aksamayacağına inanılıyor. Eğer bunun tersi olur ve 'AB'ye uyum' senaryosunun gerçekleşmeyeceği izlenimi yaygınlaşırsa Türkiye için bambaşka senaryolar yazılabilir ve hiç de hoşumuza gitmeyecek yeni fiyatlandırmalar gündeme gelebilir.

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bayrak...
BAYRAK konusunda Leyla Zana ve Orhan Doğan, H...
Çetin ALTAN
Gece yarısı Nişantaşı, Beyoğlu sokakları...
UZUN zaman var, İstanbul gecelerinin caddeler...
Melih AŞIK
Urfa efsanesi
Kimi söylentiler vardır ki, doğrulanması çok ...
Fikret BİLA
Parmak göze girse bile...
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal...
Hasan CEMAL
Tatlıses, Haco, Apo, Franko!
Diyarbakır'da 1990'lı yılların başında Nuri U...
Güneri CIVAOĞLU
Vak'a - i hayırsız
Teknemiz, Rodos Adası'nda "Antik Hamam" diye ...
Abbas GÜÇLÜ
Bir özür yeter mi?
Pardon filmine henüz gitmedim. Anlatılanlara ...
Nail GÜRELİ
Konuşma yasağı
Devlet memurlarına dayatılan "konuşma yasağı"...
Sami KOHEN
Hız kesmeden devam...
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül dün Meclis grup...
Mehmet Y. YILMAZ
Hamasi kardeşlik nutuklarını bırakmanın zamanıdır
Kırgızistan'da 27 Şubat'ta yapılan genel seçi...
Hasan PULUR
"Bu yıl ne oldu?"
BAZILARI hayretle soruyor:
Meral TAMER
Türkiye, BM'nin geleceğiyle ne kadar ilgili?
23 ülkede 23 bin 518 kişiyle görüşülerek gerç...
Ece TEMELKURAN
Sen de kovuldun!
Sevimsiz Donald Amca'nın "Çırak" (The Apprent...
Osman ULAGAY
'AB'ye uyum' senaryosu gerçekleşmezse ne olur?
Uluslararası para ve sermaye piyasalarında bi...
Güngör URAS
500 üniversite sıralamasına Türkiye giremiyor
Enflasyon iner. Döviz bulunur. Kıbrıs sorunu ...
M. Ali BİRAND
Bush yönetimi de biraz kendine bakmalı
Türk-Amerikan ilişkilerindeki rahatsızlığın A...

© 2005 Milliyet