
|
|
|
 |
|
|
Kriz var mı yok mu?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Son günlerde sohbet ortamlarında sık sık karşılaştığım bir soruyu bugün sütunuma taşımak istedim.
"Hükümet 17 Aralık'tan sonra piyasaların beklediği performansı gösteremedi. IMF ile anlaşmada gecikme yaşandı. İstenen reformlar yapılamadı. Sıcak para Türkiye'den çıkarsa yeni bir kriz ortamına girer miyiz?"
Buna benzer soruları yalnızca iş dünyası değil, sokaktaki vatandaş da soruyor.
Birkaç yıl arayla krize giren bir ekonomiye alışan bu ülkenin insanları, havanın her bozduğunda böyle bir psikolojiye girmesi gayet normal. Cumhuriyet tarihinin en derin krizini 2001'de yaşadık; gerçekten hepimizin canı yandı ve yaşam standartlarını alt üst eden bir süreç yaşandı.
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Andrew Vorkink'in şu sözleri belki biraz içimizi rahatlatır, kriz söylentilerini yayan spekülatör grupların da biraz önünü keser.
"Türkiye'nin önünde yeni bir kriz görmüyoruz..."
* * *
Vorkink, bu yorumu yaparken iki önemli referans konusu var. Avrupa Birliği senaryosunun olumlu beklentileri ve IMF güvencesi...
Ama bu noktalarda da büyük sıkıntılar var. Bir görüş; müzakerelerin başlayacağı 3 Ekim'den sonra hepimizi daha zor günlerin beklediği...
Ya dolar?
ABD büyük bütçe ve dış ticaret açığının sadece kendisinin sorunu olmadığını, AB ülkelerinin de büyümek için tedbirler alması gerektiği argümanına sarılmış görünüyor. AB ülkeleri ise ABD'nin tedbir almasından yana. Ancak ABD hızla büyüyen cari açığını azaltmak için doğal olarak daha bir süre zayıf dolar politikasına devam edecek gibi görünüyor. AB ülkeleri ise baskı yapsa dahi dolardaki değer kaybı tehdit oluşturacak noktaya gelene kadar seyirci konumunda kalacak gibi.
Çünkü dolardaki değer kaybı ABD ekonomisindeki zayıflıktan kaynaklandığı için AB ülkelerinin euro satıp dolar alarak kısa vadede pariteyi etkilemesi zor. Uluslararası yatırımcılar orta vadede ABD ekonomisine güvenmedikleri için dolar satmayı tercih ediyor. Kaldı ki, rezervlerini hala dolar cinsinden tutan Asya ülkelerinde dolara gelen satış dalgası da AB'nin müdahale gücünü kısıtlıyor.
* * *
Peki bunlardan Çiğli Organize Sanayi Bölgesi'ndeki, Tire Organize Sanayi Bölgesi'ndeki kobiler... Gıda Çarşısı'ndaki, Kemeraltı'ndaki esnaf... Sokaktaki sıradan vatandaşı yakından ilgilendiriyor mu?
Hem de çok yakından...
Dövizdeki düşük seyir, inanın birçok işletmeyi sıkıntı içine soktu. Gidin Çiğli Organize'deki, Ege'nin diğer yerlerindeki özellikle tekstilcileri bir dinleyin. Göreceksiniz ki, birçok firma koşullar değişmez ise yıl sonunda kapanma ya da el değiştirme durumuyla karşı karşıya kalabilir.
Üretmeden büyüyemiyorsunuz; gelin görün ki bazı firmalar sırf elindeki siparişi kaybetmemek için maliyetine hatta zararına üretim yapıyor. İzmir'de tekstilde ihracatın büyük çoğunluğunu 25 - 30 firma yapıyor.
Diğerleri arasında büyük uçurumlar oluşmuş.
Yazımın başlangıcındaki soruya dönüyorum.
"Kriz var mı, yok mu?"
2001'in koşulları bugün yok.
Ama piyasalarda ciddi bir tedirginliğin olduğu kesin. Demek ki; ekonomideki kırılganlık henüz geçmemiş.
Daha çok çalışmamız gerekiyor.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|