|
Bayrak!
Neden iki günlük gecikme? Bayrağımıza saldırı olayı pazar günü Mersin'de yaşanmadı mı?
Pazar günü tepki yok!
Pazartesi tepki yok!
Salı öğlene kadar tepki yok!
Cumhurbaşkanı Sezer'den de, Meclis Başkanı Arınç'tan da, Başbakan Erdoğan'dan da, Dışişleri Bakanı Gül'den de kırk sekiz saat ses seda çıkmıyor. Genelkurmay Başkanlığı ses verene kadar kimse konuşmuyor.
Basın da farklı değil.
İki gün boyunca manşetler tepki vermiyor, köşeler yıldırım yağdırmıyor.
Ama ne zaman zehir zemberek Genelkurmay bildirisi patlıyor, herkes şöyle bir toparlanıyor.
Ve tepki yarışına çıkılıyor.
Bir cayırtıdır kopuyor.
Genelkurmay bildirisine kadar ağzını açmayan Cumhurbaşkanı konuşuyor, Meclis Başkanı konuşuyor, Başbakan konuşuyor, Dışişleri Bakanı konuşuyor. Gazete manşetleri, köşeleri allak bullak oluyor.
Kamuoyu irkiliyor.
Normal mi bu?
Biraz ayıp oldu, yakışmadı demek geçiyor içimden... Öyle ya, niye Genelkurmay bildirisi beklendi? Niçin daha önce ses verilmedi?
Önemsenmediği için mi?
Sanmıyorum.
Siyasal basiret bağlandığı için mi?
Ya da ölçüler öyle gerektirdiği için mi?
Yoksa Genelkurmay'dan çıkan sesle hizaya gelindiği için mi?
Hangisi?..
Bir ülkeyi, bir ulusu temsil eder bayrak. Bu yüzden bayrağa saldırı elbette kayıtsız ve karşılıksız bırakılmaz. Tepki gösterilir. Sade vatandaş için de öyledir, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı için de.
Tersini düşünmüyorum.
Kınanır, lanetlenir.
Ama iki gün bekle, sonra Genelkurmay'dan patlayan sesle hizaya gel!
Olmadı bu.
Yakışık almadı.
Bir nokta daha var.
Bu da ölçü meselesi.
Kırk sekiz saatlik aradan sonra öylesine tepki verildi ki, "her iki taraftaki provokatörler"e gün doğdu.
Evet, aynen öyle.
Hiç kuşkunuz olmasın:
Türk ve Kürt Miloşeviç'leri neredeyse zil takıp oynayacaklar.
Bunun farkında mısınız?
Değilseniz, farkında olmaya çalışın. Bir kıvılcımla nasıl bir yangın çıkarabileceklerini şimdi çok daha iyi görmüş durumdalar çünkü...
Uzun zamandır kuytuluklarda sinsi bir bekleyiş içindeydiler. Şimdi köşelerinden çıkıyorlar. Orada burada çatışma ve saldırıların ateşini yakmaya hazırlanıyorlar.
Şiddetin şiddeti doğurduğu cehennemde, yine o bildik hortlakların ölüm dansı yaptıkları sahneleri özlüyorlar artık bir kıvılcımla neler yapılabildiğini gördüler çünkü...
Daha büyük cayırtıların tuzağını kurmakta zorlanmayacaklarının ayırdına vardılar artık.
Düşünün biraz.
Yine eski günlere mi dönülecek?
Buna fırsat verilecek mi?
Herkes kendine sorsun bu soruyu.
Soğukkanlı düşünmeye çalışsın.
Tabii en başta hükümet...
Ve Başbakan Erdoğan...
Siyasal iktidar açısından düşünme ve inisiyatif alma zamanıdır, boşluk yaratma ve sürüklenme değil.
Yoksa yazık olur!
Çünkü yıllar yine kan ve gözyaşıyla geçer, kalkınmaya harcanacak enerji yine heba edilir ve yine başlangıç noktasına dönüldükten sonra, yine kendi kendimize sorarız, "Bütün bu acıları boşuna mı çektik?" diye...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|