Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Mart 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ankara muhabirleri bakan atamak ister mi?


Geçenlerde Haber Türk'te Ahmet Tan konuşurken anımsadım. Yeni genel yayın yönetmenimizin atanmasıyla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapılıyordu. Biliyorsunuz Sedat Ergin kardeşimiz Cumhuriyet'te muhabirlik yapmış, sonra 8 yıl Washington'da Hürriyet'in temsilcisi olmuş. Arkadan gazetenin Ankara bürosunun başına getirilmişti.
Milliyet'in genel yayın müdürlüğüne geleceği belli gibiydi Sedat Ergin'in. Nöbet değişikliğinde Mehmet Y. Yılmaz'dan Milliyet bayrağını teslim aldı. Hoş geldi, taze heyecan ve taze güç getirdi. Beni Ahmet Tan meslektaşımızın şu sözleri zaman tüneline götürdü. En son Milliyet'in olmak üzere, birçok kez Ankara'da siyasi muhabirlik, Ankara temsilciliği yaptım. Tan'ın dediği gibi, Ankara muhabirlerinin en büyük merakı veya zevki hükümete bakan tayin etmekti. Bazen yakıştıran haberler yazarak, hele büyük kabine değişikliklerinde veya yeni hükümet kurulurken bazı isimleri öne sürmek elbette gazetecinin hakkıydı.
Biz hepimiz bazen çok açık bazen üstü kapalı bunu yapardık. Ee yani, örneğin dışişleri bakanı yakından tanıdığımız falanca olursa fena mı olurdu? En değerli haberleri ondan almaz mıydık? İsmini bakan olarak ortaya atmamızın mükâfatı, vefa borcunu o filanca bakan adayı unutmazdı herhalde?
Ama her şeye rağmen ender de olsa vefasızlık gösteren bakanlar da çıkmaz değildi. O zaman da talihimize küserdik, yeni bakanlar yaratmanın peşinde koşardık!

Mekki Sait Esen
Gazetelerin benden bir önceki Ankara temsilcisi kuşağında en önemli, en renkli isim Mekki Sait Esen'di. Güçlü Cumhuriyet'in güçlü muhabiri ahtapot gibi siyasetçilere, bürokrasiye kollarını uzatmıştı; girgin, zeki gazeteci. Ve sonra Vatan'ın temsilcisi nazik, terbiyeli Sabahattin Sönmez. Bunlar gazetelerinde siyasetçilere yön verirlerdi. Sonra bizim kuşağa da yetişen Emin Karakuş Hürriyet'in muhabiri. Ve Ecvet Güresin, Cüneyt Arcayürek ve diğerleri. İyi anımsıyorum, ilk esaslı Ankara bürosunu Cumhuriyet'in muhabiri olarak Ecvet Güresin, ben ve Feyyaz Tokar kurmuştuk. İzmir Caddesi, Kocabeyoğlu Apartmanı. Hatta bir odası uzun süre benim evim olmuştu.
Mekki Sait ve Sabahattin Sönmez ile diğer arkadaşlar evlerden haber servisi yaparlardı gazetelerine. Aileler alışmıştı, hayatları bu düzende kurulmuştu. Sofra saatlerce açık kalır, mezeler ve rakı içilir evler sabahın ilk saatlerine kadar hareket halindedir. Haberleri yazdırmak 3 saat sürebilir. Telefon hatları bir kesilir, bir açılır feryat figan!

Zayıf hükümet nedir?
Siyasetçiler ister muhalefette, ister iktidarda olsunlar Mekki Sait ve Sabahattin Sönmez ile iyi geçinmek zorundaydılar. Vatan ve Cumhuriyet çok etkili gazetelerdi. Sansasyon, asparagas asla olamazdı.
1954'te Mekki Sait Demokrat Parti'den milletvekili seçildi. Onun yerine Ecvet Güresin ile ben ve Feyyaz Tokar geldik. Diplomatik correspondant titrini ilk kullanan Feyyaz Tokar'dır. Özellikle Altan Öymen arkadaşımız pek takılırdı Feyyaz'a, aramızda güler, şakalaşırdık.
Milliyet bürosunun başındaydım 1970'lerde. Başbakan Demirel'e akıl vermeye çalışıyordum! "İsmi bilinmeyen kimseleri bakan yapıyor, zayıf hükümetler kuruyorsunuz" diye sataşıp duruyordum Demirel'e. Bir sabah evine kahvaltıya çağırdı, konuşuyoruz.
- Nedir, dedi, gardaşım, zayıf hükümet nedir? Boyuna yazıp duruyorsun. O gençlere siyasette yer vermeyelim mi?
- Efendim Gürhan Titrek Ticaret Bakanı, kimse tanımıyor, ne yapmış, kimdir? Sadık Tekin Müftüoğlu maliye vekili, nasıl olmuş da Maliye Vekili yaptınız? Sonra siz yara alıyorsunuz!
Tam o sırada ellerinde çantaları Sadık Tekin Müftüoğlu ile Gürhan Titrek içeriye girmezler mi? Demirel ile birbirimize bakıp gülüştük.
Acaba ben de bakan mı tayin etmek istiyordum?








Çetin ALTAN
Şark'ın itibar açlığı...
Yaş farkına karşın, aynı liseden geçmiş olman...
Melih AŞIK
İstemezük diyerek...
Yeni Ceza Yasası ile ilgili Başbakan Erdoğan:...
Fikret BİLA
Sağduyu
Türkiye'de, çok ağır tahrik edici koşullara k...
Hasan CEMAL
Bayrak!
Neden iki günlük gecikme? Bayrağımıza saldırı...
Yılmaz ÇETİNER
Ankara muhabirleri bakan atamak ister mi?
Geçenlerde Haber Türk'te Ahmet Tan konuşurken...
Güneri CIVAOĞLU
Tekin değil
ABD'den esen AKP, Türkiye rüzgârları neden de...
Can DÜNDAR
Hayatın çırakları
Merakla beklenen "Çırak" programı başladı.
Hurşit GÜNEŞ
Borç dinamiklerinde durum yavaş düzeliyor
Konsolide borç stoku dün yine açıklandı. Raka...
Doğan HEPER
Ermeni mezalimine devam
Geçen gün sözünü ettiğimiz 432 sayfalık "Erme...
Mehmet Y. YILMAZ
Kırgız isyanı "domino etkisi" yaratır mı?
Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev, ülke...
Hasan PULUR
Bazılarının ağızlarının suyu aksa da...
MEHMET Akif "Tarihi tekerrür diye tarif ediyo...
Derya SAZAK
Solda Keyman adı
CHP'de Baykal'ın kazandığı son kurultayın ard...
Meral TAMER
"Yere bakarak konuşan adamdan korkarım"
Çocukken bugün içinde bulunduğum noktayı net ...
Yaman TÖRÜNER
Kapitalizm ve merkez bankacılığı
Dünyada hakim düzen kapitalist sistemdir. Sov...
Güngör URAS
Şimdiki çocuklar hem harika hem sabırsız
Vehbi Koç, "Şimdiki çocuklar hem harika, hem ...
Serpil YILMAZ
Müziğin masumiyet çağı: Adrian
Birden çok sesin sahibi Cem Adrian'dan haberi...
M. Ali BİRAND
ABD'de köktendincilik büyük kavga veriyor
Amerika'da ilginç bir hava esiyor.

© 2005 Milliyet