Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Mart 2005 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kapitalizm ve merkez bankacılığı


Dünyada hakim düzen kapitalist sistemdir. Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra, yeni bir düzen yerleştirme olasılığı da kalmamıştır. Kapitalizmi, sadece ekonomik düzen olarak algılamak yeterli değildir. Kapitalizm bir dünya görüşüdür. Bu açıdan bakıldığında, kapitalizmin siyasi boyutu demokrasi, ekonomik boyutu piyasa ekonomisi ve sosyal boyutu da insan hakları olarak ifade edilir.
Kapitalist sistem ve onun prensipleri, bu sistemden en çok yararlanan ülke ve gruplar tarafından hararetle savunulur ve savunulmak durumundadır. Kapitalist sistemden en büyük faydayı, gelişmiş ülkeler, çokuluslu şirketler ve Avrupa Birliği gibi geniş ölçülü işbirliği anlaşmaları sağlarlar.
Kapitalist sistem içinde bu güçlerin her istediklerini yapabilmeleri, her devletin oyunun kurallarına sıkı sıkıya uymaları sayesinde gerçekleşebilir. Oyunun kuralları arasında, demokratik rejimleri en geniş ölçüde yerleştirmek, insan haklarını yaygın biçimde uygulanır hale getirmek, piyasa ekonomisi uygulamalarını mümkün olduğu kadar yaygınlaştırmak, sermaye hareketlerinin ve para transferlerinin önündeki engelleri kaldırmak, kara parayla mücadele etmek, vergi ve diğer ekonomik sistemler arasında bir örneklik sağlamak vardır. IMF, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, GATT gibi kuruluşlar da aslında oyunun kurallarını istenilen normlarda yerleştirmek amacıyla kurulmuşlardır.
Merkez bankacılığı, ateş ve tekerlekle birlikte dünyada yapılan en büyük üç icattan biridir. Merkez bankaları sayesinde, devletler para basar ve bastıkları para kadar "senyöraj" geliri elde ederler. Yani, bastıkları para kadar halktan vergi toplamış olurlar. Bu açıdan bakıldığında, merkez bankaları devletlerin bir parçasıdır ve prensip olarak devletten bağımsız olamazlar. Diğer bir deyişle, merkez bankalarının bağımsız olmaları, kendi devletlerini değil, kapitalist sistem yöneticilerini dinlemeleri anlamına gelir. Bir devlet, zaten kapitalist sistem yöneticilerinin isteklerini yerine getirmeye hazırsa, o devletin de onayıyla merkez bankası bağımsız yapılır.
Asıl "senyöraj" gelirini, gelişmiş ülkeler merkez bankaları elde eder. Bu gelirin kontrollü biçimde elde edilmesi için gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının bağımsız olması, bağımsızlığın prensip edinilmesi, yani kendi devletlerinin çıkarlarını fazla korumamaları şarttır. Gelişmiş ülke merkez bankaları gerçek değişim aracı sayılan "hard currency" basarlar. Gelişmekte olan ülkelerin halkları, karşılıksız basılan "hard currency"leri ödeme, tasarruf ve borç alma aracı olarak kullanırlar. Gelişmekte olan ülkelerin bağımsız merkez bankaları da "hard currency" üzerinden döviz rezervi bulundururlar. "Hard currency" basabilen merkez bankaları, kendi ülkelerinde talep edilenin katlarca fazlası kadar dışarıdan para talebiyle karşılaşırlar. Dışarıdan olan para talebi kadar da karşılıksız para basıp, başka ülke halklarından "senyöraj" geliri elde ederler. Yani, bir bakıma gelişmiş ülkeler, merkez bankaları aracılığıyla gelişmekte olan ülke halklarından vergi alırlar.
Cumartesi günkü yazımda konuya devam edeceğim.

ytoruner@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Şark'ın itibar açlığı...
Yaş farkına karşın, aynı liseden geçmiş olman...
Melih AŞIK
İstemezük diyerek...
Yeni Ceza Yasası ile ilgili Başbakan Erdoğan:...
Fikret BİLA
Sağduyu
Türkiye'de, çok ağır tahrik edici koşullara k...
Hasan CEMAL
Bayrak!
Neden iki günlük gecikme? Bayrağımıza saldırı...
Yılmaz ÇETİNER
Ankara muhabirleri bakan atamak ister mi?
Geçenlerde Haber Türk'te Ahmet Tan konuşurken...
Güneri CIVAOĞLU
Tekin değil
ABD'den esen AKP, Türkiye rüzgârları neden de...
Can DÜNDAR
Hayatın çırakları
Merakla beklenen "Çırak" programı başladı.
Hurşit GÜNEŞ
Borç dinamiklerinde durum yavaş düzeliyor
Konsolide borç stoku dün yine açıklandı. Raka...
Doğan HEPER
Ermeni mezalimine devam
Geçen gün sözünü ettiğimiz 432 sayfalık "Erme...
Mehmet Y. YILMAZ
Kırgız isyanı "domino etkisi" yaratır mı?
Kırgızistan Devlet Başkanı Askar Akayev, ülke...
Hasan PULUR
Bazılarının ağızlarının suyu aksa da...
MEHMET Akif "Tarihi tekerrür diye tarif ediyo...
Derya SAZAK
Solda Keyman adı
CHP'de Baykal'ın kazandığı son kurultayın ard...
Meral TAMER
"Yere bakarak konuşan adamdan korkarım"
Çocukken bugün içinde bulunduğum noktayı net ...
Yaman TÖRÜNER
Kapitalizm ve merkez bankacılığı
Dünyada hakim düzen kapitalist sistemdir. Sov...
Güngör URAS
Şimdiki çocuklar hem harika hem sabırsız
Vehbi Koç, "Şimdiki çocuklar hem harika, hem ...
Serpil YILMAZ
Müziğin masumiyet çağı: Adrian
Birden çok sesin sahibi Cem Adrian'dan haberi...
M. Ali BİRAND
ABD'de köktendincilik büyük kavga veriyor
Amerika'da ilginç bir hava esiyor.

© 2005 Milliyet