Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Derbi maçı

Washıngton / ANDREW FINKEL

Bir hayal edin: Yıldız bir oyuncu alıyorsunuz. Onu aylarca çok sıkı çalıştırıyorsunuz, başarılı olursa borçlarını ödemesine yardım edeceğinize söz veriyorsunuz, ama büyük maçtan önceki gece, birden futbolu fazla sevmediğini ve kulübün muhasebecisi olarak çalışırsa çok daha mutlu olacağını söylüyor.
Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye'nin orta sahadaki katkıları olmasa da, ABD, Irak'taki maçı kazanmayı başardı. Bu sonucun ortaya çıkmasında elbette hakemi de kendilerinin sağlamış olmasının bir katkısı vardı. Öte yandan Washington, galibiyetin olabildiğince kati olmadığının farkında. "İki yılın geçmiş olduğu bugün, meydana gelmiş olan ayaklanmanın seviyesini düşüncek olursak, diyebiliriz ki, eğer Dördüncü Piyade Birliği'ni kuzeyden, Türkiye'den alabilmiş olsaydık, Irak'taki Saddam Hüseyin Baas Rejimi'nin daha çok üyesi yakalanır veya öldürülebilirdi" diye konuştu, ABD Savunma Bakanı, geçen haftasonunda kendisiyle yapılan bir röportajda.

Berlusconi'ye iğneleyici laf edilmemişti
Rumsfeld'in demeci kendi ülkesine, hatta belki tarihin geneline yönelikti; Tayyip Erdoğan'ın hükümetini utandırmak için bilerek yapılan bir teşebbüs değildi. Ama bu demeç aynı zamanda hesaplanmış bir dikkatsizliği de yansıtıyor. Hiçbir üst düzey Washington yetkilisi, İngiliz kamuoyunu bu kadar açık bir şekilde yabancılaştırmayı göze alamazdı; ayrıca hiç kimse de Berlusconi'ye, "İtalyan sokaklarını" dinledi ve ülkesinin birliklerini Irak'tan çekti diye iğneleyici laflar etmedi. Yorumcular, TürkAmerikan ilişkilerinde büyüyen bir krize işaret ediyorlar, ancak Washington'da mülakattan, genel toplantıya doğru yürürken, bir krizin değil, sadece ezici bir kayıtsızlığın işaretleriyle karşılaştım.
Bu hafta bir başka derbi maçına gittim; bu, Wall Street Journal'ın editoryal yazarı Robert Pollock ve, dışişlerindeki ilişkileri düzeltme görevi verilmiş olan AKP milletvekili Murat Mercan arasındaki karşılaşmaydı. Amerikan Girişim Kuruluşu'nun (AEI) toplantısının samimi başlığı "ABDTürkiye İlişkileri Tamir Edilebilir mi?"ydi. Bay Pollock artık Türkiye'de herkesçe tanınmış bir isim haline gelmiş durumda. Sonuç olarak, Türkiye'deki antiAmerikan düşüncelerin tamamen kontrolden çıktığını düşündüğü için, Ankara'daki Amerikan büyükelçisinin, hükümetinin Güney Asya Tsunamisi'ni başlatmadığını kanıtlamak için bir konferans düzenlemesine yol açtı!

Murat Bey'in açıklamasını kabul etmedi
Ne yazık ki bu golsüz bir maçtı. Murat Bey, Türk basınının onların hükümetine saldırdığı kadar kendi hükümetine de saldırdığını söyleyerek seyircileri teselli etmeye çalıştı. Bay Pollock ise bunu kabul etmedi ve Deniz Baykal veya Bülent Ecevit'in, CIA komplolarının kurbanı oluşlarını söyleyişlerinin normal olmadığı konusunda diretti. Kimsenin Pollack'a, bu iki adamın da zaten ciddiye alınmayı pek beklemediklerini söylemeye gönlü elvermedi.

'Türkiye anti - Amerikanizmi durdurabilir'
Savunma sanayilerine danışmanlık yapmakta olan, eski Savunma Müsteşarı Richard Perle, konferans boyunca sıcak bir tebessümü yüzünden eksik etmedi ve Türkiye'deki antiAmerikanizm'in, arttığı hızda durulabileceğini de söyledi. Washington'ın, Ankara'nın Irak saldırısı sonrasındaki Türk birlikleri gönderme teklifini reddederek, Türkiye'nin iyi niyetini kanıtlamasına izin vermemesini, "Yazık oldu," diye nitelendirdi. Ciddiye alınmayı, o bekliyor muydu, bilmiyorum aslında.
Eğer tartışma, beklenen tutkuyu yaratmadıysa, sanırım bunun sebebi, günümüz Washington'ının, sevilmemek konusunda pek endişeli olmaması. Yoksa, Bush yönetimi Birleşmiş Milletler Büyükelçiliği'ne nasıl olur da barışın bir havarisi olmaktan çok uzak olan John Bolton'ı aday gösterebilirdi? Bolton, daha önce silah kontrolünden sorumlu, Dışişleri Bakanı Yardımcısı olarak çalışmıştı ve uluslararası anlaşma ve örgütleri küçük görmesiyle tanınıyor. Başkan Bush'un, sadece Irak'taki savaşı değil, savaşın aynı zamanda kendi masraflarını çıkaracağı inancını da teşvik etmesiyle ünlü Paul Wolfowitz'i aday göstermesi ise, küresel popülerliği hiçe saydığının bir başka göstergesi. İktidardaki Sosyal Demokratlar'ın lider vekillerinden Michael Mueller, bu harekete karşı çıkmaları için Avrupa'ya çağrıda bulundu: "Bu tavsiyeler yıkıcı. Soğuk savaşçı şimdiden kundakçı olduğunu kanıtladı." Reuter ise, Amerikan ilişkileri yorumcusu Fransız Nicole Bacharan'dan alıntı yaptı: "Bolton, arkasından da Wolfowitz. Sanki bir savaş ilanı gibi - değilse de, ancak (Avrupa'yı) hor görüşün bir ilanı olabilir."

'Gitme' denirse, nasıl gitmesin?
Gazeteci Robert Pollock, Türkiye'yi geçmişte övmüş olduğundan bahsetti ve 1998 yılında Ankara, Suriye'ye Abdullah Öcal'ı sınırdışı etmesi için ültimaton verdiğinde bunu onayladığı yazısından alıntılar yaptı. Şimdiki hükümetin Suriye ile savaşmak yerine onunla konuşmaya hazırlanıyor olmasından duyduğu endişeleri ifade etti. Murat Mercan ise, Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi ile yaptığı konuşmalarda, kimsenin Cumhurbaşkanı Sezer'in gezisinden rahatsızlık duyuyor gibi görünmediğini söyledi. "Hem," diye ekledi, "herkes ona GİTMEMESİNİ söylerken, Cumhurbaşkanı geziyi nasıl iptal edebilir ve itibarını korurdu?"
Ulusal gururun doğal inadı, kendilerinin haklı olduğu hissiyle parlayan bir kuşak Amerikan lider ve fikir liderlerinin doğuştan inadıyla karşı karşıya kalıyor. Bu, insanın zevk alarak izleyebildiği bir maç değil yani. Bunlar, diplomatların, doğal afetler konusunda ders vermesi gereken zamanlar değil de, insanların yol açtığı afetleri önlemek için uğraşması gereken zamanlar.

afinkel@milliyet.com.tr

BUSINESS
 Macar yolu temiz, Hırvat kapı çakılı
 Editörden
 Binası ABD'den ödüllü hastane
 TNT'nin 'uçan profesyonel'i her hafta iki ülkeyi geziyor
 Yine 'vatanı satmaya' hazırlanıyor
 Domatesin memelisini, patatesin içi karalısını, biberin etlisini yeme
 Miting alanları SMS'le, e - mail'le dolduruluyor
 Mevkiyi, makamı, parayı bıraktı 'Artsümer'i açtı, New York'a gidiyor
 IMF'nin parlayan yıldızı Özelleştirme'nin Ford Focus sevgisi
 Emlak vergisi dava konusu edilebilir mi?
 Hizmetler tartışmasında ilk raundu Fransa aldı
 İngilizler, Fransa'nın bahis tekeline meydan okuyor
 Derbi maçı
 Telekom operatörlerinin korkulu rüyası: Skype
 Odda'dan 'zevke göre' tasarım
 Puerta America'yı 18, Hotel Fox'u 21 mimar tasarladı





© 2005 Milliyet