Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kadınlar ve ışıksız odalar

Gülü-yorum / Çağlayan Bilgen


TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği'ne (TOBB) bağlı oda ve borsalarda seçimler yapıldı.
Odaların yeni yöneticileri belirlendi.
Özellikle İzmir'deki odaların yönetimlerine modern ve çağdaş görüşlü, batı yanlısı "centilmen" isimler seçildi.
Buradan hepsine başarılar diliyorum.
Hayırlı, uğurlu olsun.
Ancak, dikkatimi çeken bir konu oldu.
İzmir Ticaret Borsası'nın 45 kişilik meclisinde ve yönetiminde tek bir kadın üye var. O da Işınsu Kestelli.
45 böcek arasında bir çiçek.
Başka yok.
99 meclis üyesi bulunan EBSO'da "ilaç niyetine de olsa" tek bir kadın yok. Mecliste olmayınca, doğal olarak yönetimde de tek bir kadın üye yer almadı.
Oysa geçmişte EBSO meclisinde bir Feyhan Kalpaklıoğlu, bir Yıldız Ünsal veya Seda Varçın vardı. Erkek ağırlıklı meclise renk katıyorlardı.
179 meclis üyesinin bulunduğu İTO'da da aynı yolun izlendiğini görüyoruz.
40 bini aşkın tüccarın örgütü olan İTO'nun meclisinde sadece iki kadın üye var.
Biri kimya sektöründen Safinur Altıner, diğeri ise bankacı Tülin Aykın.
12 kişilik yönetimde ise bir tek kadın yok.
Bu kadar çağdaş, uygar ve seçkin insanların oluşturduğu bir toplulukta kadınların "yok" sayılmasını doğrusu çok yadırgadım.
Üstelik her fırsatta, İzmir için "Batıya açılan pencere", "İzmir Türkiye'nin aydınlık yüzü" diyeceksiniz. Sonra da nüfusun yarısını oluşturan kadınlara gereken değeri vermeyeceksiniz.
Yok sayacaksınız, göz ardı edeceksiniz.
Bu arada kadın örgütlerinin temsilcilerine de bir çift sözüm var. Oda seçimlerinde yaşanan bu ayrımcılığa karşı nedense kadın örgütlerinden hiç ses çıkmadı.
Kadınların siyasette ve toplumsal yaşamda daha aktif olmasını isteyen kadın örgütlerinin temsilcileri, nedense sadece "Kadınlar Günü"nde veya milletvekili seçimleri öncesinde ortaya çıkıyorlar.
Adaylık için yarışıyorlar.
Ama yine de istediklerini yapamıyorlar.
Son söz olarak; kadınlar için "onlar bizim baştacımız, anamız, bacımız" diye beylik laf edenlere sesleniyorum:
Eğer daha inandırıcı ve daha katılımcı olmak istiyorsanız kadınlara hak ettiği değeri vermelisiniz. Bunu yaşamın her alanında göstermelisiniz.
Aksi takdirde söylediklerinizin hepsi havadır, civadır.


ÖZLÜ SÖZ

Yeteneklerin en fazla geliştiği zaman, insanın bütün bir dünyayı karşısına aldığı zamandır. Mary Wollstonecraft

Bayrak

EY mavi göklerin beyaz
ve kızıl süsü
Kız kardeşimin gelinliği,
Şehidimin son örtüsü,
Işık ışık dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum
Senin destanını yazacağım,
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım,
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.
....... Arif Nihat Asya


OKUDUK

Bırak bu Kasımpaşalı ağızlarını!
AKP İzmir İl Başkanı Ali Aşlık, basın çalışanlarının yeni TCK'ya karşı gösterdiği tepkiyi "yaygaracılık" olarak nitelendirmiş.
Gazetecilere "yaygaracı" demiş.
Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğünde "yaygaracı" şöyle tanımlanıyor:
"Gerekli, gereksiz yüksek sesle bağırıp, çağıran, şamatacı, şirret."
Kasımpaşalı ağzıyla konuşmayı alışkanlık haline getiren ve üstelik hukukçu olan bu il başkanına çağrıda bulunuyorum.
Sayın Aşlık, cesaretiniz varsa aynı sözleri 1 Nisan'dan sonra da kullanın da görelim sizi.
Eğer 1 Nisan'dan sonra da böyle Kasımpaşalı ağzıyla konuşmaya devam ederseniz, aynı ağzı kullanan gazetecilerle birlikte cezaevine girmekten kurtulamazsınız.

cbilgen@milliyet.com.tr





EGE
Kadınlar ve ışıksız odalar
"Rencide olduk"





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Çağlayan Bilgen
Reşat Yörük

© 2005 Milliyet