|
 |
|
|
"Rencide olduk"
Gökdelen projesi Konak Belediye Meclisi'nce reddedilen İzmirli sanayici Ahmet Küçükbay, yatırım şevklerinin kırıldığını söyleyip ekledi: "Suçluymuşuz gibi bir hava esti, çok rencide olduk. Bu yatırımı İstanbul'a kaydırabiliriz."
EKONOMİ KULİSİ / Reşat Yörük
İzmir merkezli Orkide yağlarının patronu Ahmet Küçükbay, bugünlerde stresli mi stresli! Deyim yerindeyse, bir dokunup bin "ah" işitiyorsunuz. Ahmet Bey'in gerginlik vesilesi, işlerinin kötülüğü falan değil!
"Evvelallah sektördeki yerimiz çok sağlam. İhracat ayağını da sağlam tuttuk" diyor. Öyleyse? Stresin nedeni bürokratik.
Küçükbay Grubu'nun Akdeniz Mahallesi'nde (eski Kale Arkası) yapmak istediği gökdelen projesi, iki yıllık bekleyişin ardından Konak Belediye Meclisi tarafından reddedildi. İşte Ahmet Bey buna üzülüyor. Yok yok, kahroluyor!
Bize alerji mi var?
Küçükbay'ın konuya giriş cümlesi, aslında İzmirli pek çok yatırımcıdan duymaya alıştığımız (ve maalesef kanıksadığımız) iki kelimeden oluşuyor: Şevkimiz kırıldı!
Peki nedir bu şevk? Nasıl oluşur, nasıl kırılır?
Dilerseniz Ahmet Bey anlatsın:
"Turizm sektöründe çok önemli yatırımları olan Japon bir grupla yıllar öncesinden anlaştık. Satın aldığımız tütün depolarından bir tanesine birlikte çok katlı bir otel yapacaktık.
5 yıldızlı. 2 yıldır da projenin onayını bekliyoruz. Son olarak Konak Belediye Meclisi'nden 'ret' kararı çıktı. Yönetmeliğe göre arsamızın 3 bin metrekare olması gerekiyormuş. Bizim arsa bin 800 metrekare olarak telaffuz ediliyor.
Temel sorun bu! Oysa bizim iki parselimizin toplamı 2 bin 700 metrekare. 900 küsur metrekareyi de kamu yararına terk ediyoruz. Yaklaşık 3 milyon dolar değerinde bir rakamdır bu, yol için terkettiğimiz yerin bedeli, öyle az buz bir şey değil!
Üstelik sağımızda solumuzda çok daha küçük parselli olmasına rağmen yüksek kat izni almış yerler var.
Çok da güzel olmuşlar. Sanırım bizim projeye yüzeysel bakılıyor. Yoksa bize mi bir alerji var, bilemiyorum ki?
Kimseyi suçlamıyorum. Zaten kanuna aykırı bir talebimiz hiç olmadı. Ama ortada anlaşılmayan bir şeyler var."
Ağzından kelimeler döküldükçe, Ahmet Bey biraz daha duygusallaşıyor:
"Biz kanuna aykırı bir şey, kötü bir şey yapmak istemiyoruz ki! İnanın şevkimiz çok kırıldı. Daha da önemlisi, rencide olduk. Basında 'Küçükbay'ın projesi reddedildi' diye çıkınca, insanlar sanki yasa dışı bir şey yapıyormuşuz diye algıladı. Suçluymuşuz gibi bir hava esti.
Biz bu kente yatırım yapmak istiyoruz; o mezbelelik kalksın istiyoruz. Ama herkes bu işe öcü gibi bakıyor. Açık konuşuyorum: Bu projede asla ısrarcı olmayız. Buraya yapacağımız yatırımı gider İstanbul'a, orada değerlendiririz. Belki de yurt dışına gideriz."
Japonlar da soğudu
Bu duygusal sözlerden sonra Küçükbay, "Acaba biz nerede hata yaptık?" sorusuna cevap aramaya başlıyor. "Demek ki, biz bu projeyi İzmirli idarecilerimize yeterince anlatamamışız" deyip devam ediyor:
"Projemiz belki yanlış anlaşıldı, yanlış yorumlandı. İnanıyorum ki, ret kararını verenler kötü niyetli değil! Zaten ben o insanları tanımam bile. Ellerindeki yönetmeliğe göre karar veriyorlar. Ama yönetmelik bu, kanun değil ki!
Konak Belediye Meclisi her an yeni bir karar alabilir. Yapılacak iş İzmir'e ne katıyor, olaya o gözle bakılmalı! Madem bu meclis İzmir'in meseleleri ile ilgileniyor, biz brifing verelim. Karşı çıkanlar da olacak mutlaka ama o yeri asgari müşterekte değerlendirmek en iyisi değil mi? Ama tekrar ediyorum:
Bu proje olmazsa olmazımız değil! Bırakırız ucunu, 10 - 15 senedir durmuş, yine bekler. Bizden sonraki nesil düşünür, orayı nasıl değerlendireceğini." Bürokrasinin ağırlığından şikayet eden Ahmet Küçükbay, Salhane bölgesindeki eğlence merkezi projelerinin de hala ruhsatlandırılmamasından yakınarak şunları söylüyor:
"Japon ortaklarımıza bunu anlatmakta zorlanıyoruz. Ama onlar üzerinde kötü bir intiba bırakmaya başlıyoruz. İzmir'e 50 milyon dolarla geleceklerdi. Sonrasında İstanbul ve Antalya'ya yatırımı düşünüyorlardı. Onlar da soğudu."
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|