Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 28 Mart 2005 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Kariyerim      Business      Arabam      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Turkcell ile iş bitmiyor

Turkcell'in satışı olan bitenin ne başıdır, ne de sonudur. Ereğli ve TÜPRAŞ da yabancılara gidecek. Biz yabancılar gelerek bizim yapamadığımızı yapsınlar diye beklerken onlar bizim yılların birikimiyle yaptığımızı satın alıyor


Turkcell'in yabancılara satılacağı duyulunca, "Oh... Oh... Dolarlar geliyor... Oh... Oh.... Borsa yükselişe geçiyor... Oh... Oh... Ardından Yapı Kredi de satılacak... Oh... Oh... Karamehmet nasıl da teslim bayrağını çekti (!)" diye sevinenler, olan bitenin (veya resmin bütününün) sadece bir noktasını görenlerdir.
Turkcell'in satışı, olan bitenin ne başıdır, ne sonudur. Haberleşme (telekomünikasyon) sektöründe özelleştirme uygulamasında önce PTT'nin "P"si (posta hizmetleri) özelleşti. Dağıtım işi (lojistik adı altında) önce yerli şirketlerce yapılmaya başlandı. Sonra yabancı şirketlerin hakimiyetine girdi. Cep telefonu işi önce Turkcell, Telsim gibi yerli şirketlerce başlatıldı.
Sonra İtalyanların Aria'sı geldi. Ardından devreye Aycell girdi. Derken önce Aycell, Aria ile birleşti. Şimdi Turkcell yabancılara satılıyor. Ardından Telsim'i yabancılar alacak. PTT'nin "T"si (Türk Telekom) yabancılara satılmak üzere...
Ereğli'yi yabancılara satacağız... Tüpraş'ı yabancılara satacağız... Demek ki, haberleşme (telekomünikasyon) sisteminden sonra demir çelik ve rafineri tesislerini de yabancılara satmak üzereyiz.
Bir ara açıklamaya gerek var. Burada tartışılan, yabancı sermayenin ülkeye gelerek sabit sermaye yatırımı yapması, yeni teknoloji ve ek üretim ve istihdam imkanı sağlaması değildir. Bunu yıllardır dört gözle bekliyoruz... Biz yabancılar gelerek bizim yapamadığımızı yapsınlar diye beklerken onlar geliyor, bizim yılların birikimiyle yapabildiklerimizi satın alıyor.

Her şeyi satıyoruz
Sayın okuyucularım, yabancılar bizim sütçülerin, yoğurtçuların, şekerlemecilerin, gazozcuların, sucuların işlerini satın aldı. Umursamadık... Şimdi kamunun ve özel sektörün yılların birikimiyle ortaya çıkardığı büyük şirketler ve bankalar da teker teker satılıyor...
İyi de... Biz ne yapacağız? Bizim ekonomi politikamızın hedefi nedir? Bizim sanayileşme, kalkınma, istihdam stratejimiz nedir? Biz yabancıların teker teker satın aldığı kendi kurduğumuz fabrikalarda "ucuz düz işçi" olarak çalışarak mı yaşayacağız? Her şeyin ötesinde bizim milli bir sanayi politikamız olmayacak mı?
Yabancı sermayeye evet.. Yabancı sermaye ülkeye gelsin, sabit sermaye yatırımı yapsın. Ama yerli sermaye ile devletin ve özel sektörün ortaya çıkardığı belli başlı ekonomik birimler yabancı hakimiyetine girerse, bu ülkede devlet nasıl bir yatırım, üretim, istihdam ve büyüme politikası sürdürebilir? Devletin ekonomiyi yönetmede ne gücü olabilir? Yabancı sermaye, küresel pazarlara dönük hesaplar içindedir. Bundan doğal da bir şey olamaz. Yabancı sermaye Türkiye'de sabit sermaye yatırımı yapacak yerde bir Türk şirketini satın alıyor ise, (doğal olarak) bir "pazar hesabı" içindedir. Bilançosunu süslemek için şirket alır. İhracat rekabetini önlemek için şirket alır. Bu durumlarda satın aldığı şirketi büyütmez, hatta kapatır. Kar - zarar, büyüme gibi kaygılar ön planda değildir. Önemli olan, küresel hesaplardır.

Üretenler kime çalışacak?
Okuyucularımdan Serdar Aytamaner'den bir mesaj aldım. Diyor ki: "37 yaşındayım. Yazılım yapan küçük ölçekli bir bilişim firmasının ortağıyım. Turkcell de müşterilerimiz arasında. Altı yıldır Turkcell için teknoloji geliştiriyor, üretiyoruz. Turkcell'in satış haberi duyulduğunda Turkcell'de yeni bir teknoloji gelişimini hedef alan bir proje üzerinde çalışıyorduk. Şaşırdık kaldık. Yüksek teknoloji kuruluşu yerli sermaye hakimiyetinde değilse, hızla gelişen iletişim sektöründe yerli teknolojinin gelişmesinin önüne set çekilir. Turkcell'in dünya çapında şirket haline gelmesinin ardında çalışanlarının sürekli geliştirdikleri teknoloji var.
Emekli olduktan sonra on yıl Aselsan'da çalışan Tümgeneral Aytekin Ziylan'ın 20 Mart 2004 tarihinde Cumhuriyet'in Bilim ve Teknik ekinde bir yazısı yayımlandı. Aytekin Ziylan diyor ki: "... ulusal teknolojinin gelişebilmesi için ulusal şirketlerin varlığı gerekir. Ulusal şirket yok ise, ulusal teknolojinin gelişmesine de özel sektör katkıda bulunur ve ne de devlet teşvik edebilir. Telekom veya Tüpraş yabancı sermayeye satılınca, bu şirketlerin bulunduğu sektörlerde teknoloji geliştirerek ulusal katma değeri artıracak, rekabet üstünlüğü olan yeni ürünleri geliştirmeye dönük teknolojiyi kim araştıracak, kim geliştirecek?"

Türk şirketi kalmıyor
Turkcelll'in yabancılara satışı haberleri üzerine Aytekin Ziylan bir mesaj gönderdi. Diyor ki: "Türkiye'de telekomünikasyon sektöründe üretim yapan üç büyük şirket (Alcatel Teletaş, Netaş, Siemens) yabancı ortaklı şirketler. Türk Telekom'un satışı gündemde. Avea yabancı ortaklı. Turkcell'den sonra Telsim de yabancılara satılınca telekomünikasyon alanında ulusal teknoloji geliştirilmesini destekleyecek ve bu teknolojilerin ürüne dönüştürülmesini sağlayacak ulusal bir kuruluşumuz olmayacak.
Aytekin Ziylan, bir de örnek veriyor... "Fransız telekom şirketini ziyaret eden bir Türk uzman, teknoloji departmanındaki düğün bayram havasını görünce şaşırmış. Anlatmışlar... Bizim şirket bir başka ülkede ihale kazandı... Demek ki, bundan sonra bize iş yağacak... Biz burada onlar için teknoloji geliştirerek satacağız..." İşte bu örnek gösteriyor ki, bizim kurduğumuz yabacıların satın aldığı şirketler bize ek imkan sağlamayacak. Ana şirket için çalışacak.
Sayın okuyucularım, bu yazıyı Turkcell'in satışını önlemek, "Turkcell satılmasın da ne olursa olsun" demek için yazmıyorum.
Turkcell örneğinden yola çıkarak, özelleştirme ve borç tasfiyesi yoluyla "zorunlu" ve de özel sektördeki yatırımı nakte çevirme çılgınlığı sonucu "gönüllü" satışlar sonucu, Türkiye'nin belli başlı büyük kuruluşlarının yabancılar tarafından satın alınmasının sonuçlarının ne olacağını anlatmaya çalışıyorum.
Bir sanayi stratejisi, bir gelişme stratejisi olmadan sektörlerin mevcutların satışı sonucu yabancı sermayenin eline geçmesinin ortaya çıkaracağı sorunlara dikkat çekmek istiyorum.

Dünyadaki örneklerine bakmak lazım
Bu tür yazılardan sonra mesajlar yağar, "Eleştirmek kolay, önerin nedir?" diyerek sual edenler olur. Benim önerim önemli değil. Dünyada bu işler nasıl olup bitiyor, onlara bakmak yeter. Kapitalist sistemin en gelişmiş ülkelerinde bile büyük kuruluşların hisse senedinin yabancı şirketler tarafından satın alınması ülke politikaları açısından değerlendiriliyor. Almanya'da Volkswagen hisse senetlerinin bir bölümünün yabancılara satışı gündeme geldiğinde kıyamet koptu. Her ülke bankacılık, otomotiv gibi önemli sektörlerde yabancı sermayenin en çok ne ölçüde pay sahibi olabileceğini belirliyor. Bu tür davranışların yabancı sermaye düşmanlığıyla, sermayenin serbest dolaşımını engellemekle bir ilgisi yok. Bizde ise yabancı alıcılar hükümete şartlar dikte ediyor...

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kırgızistan, Azerbaycan, Özbekistan
UKRAYNA gibi Azerbaycan'da da halk hareketler...
Çetin ALTAN
Neden geçmişimizi geleceğimizden daha çok seviyoruz?
GEÇMİŞİMİZE sövülmesine, geleceğimize sövülme...
Yasemin CONGAR
ABD, AB, AKP
"Avrupa ile ABD arasındaki ortaklığın semalar...
Faik ÖZTRAK
Dünya ekonomisinde yumuşak iniş ve AB
AB devlet başkanları ve başbakanları geçtiğim...
Hasan PULUR
Böyle okura böyle yazar...
OKURLAR hem velinimetimiz, hem de gözümüz kul...
Ece TEMELKURAN
Adaya atılan kadınlar
Kadınlar, rüyalarla iyileştirirler kendilerin...
Yaman TÖRÜNER
Bu yıl enflasyon muhasebesi başlıyor mu?
Yaklaşık 10 gün önce, Sermaye Piyasası Kurulu...
Osman ULAGAY
Putin'e kim 'Şah' diyecek?
Gürcistan, Ukrayna derken şimdi de Kırgızista...
Güngör URAS
Turkcell ile iş bitmiyor
Turkcell'in yabancılara satılacağı duyulunca,...

© 2005 Milliyet