|
TCK'siz sansür
Varsa yeni TCK, yoksa yeni TCK! Konuşulan hep yeni Türk Ceza Kanunu.
Elbet bu yasa halkın haber alma hakkına, basın özgürlüğüne indirilmeye hazır ağır bir darbe. Ama yeni TCK'ye gerek kalmadan da yürürlükteki öteki yasalarla halkın haber alma hakkının aracı olan basın özgürlüğünün kısıtlanması yolu açık.
Düpedüz "sansür" anlamına gelen bu yolun zaman zaman uygulandığı, kimi yayınların mahkeme kararıyla durdurulduğu görülüyor. Araştırmacı gazetecilik ürünü olan kimi TV haber programlarının anons edilir edilmez, yayından önce durdurulduğu; gazetelerdeki kimi dizilerin daha başlangıçta engellendiği yeni TCK paniği içinde unutulmamalı.
Düşünebiliyor musunuz; bir TV haber programı ya da gazetenize bir yazı dizisi hazırlamışsınız. TV ya da gazete yayınına konu olan kişi, mahkemeye başvurarak, söz konusu yayında kişilik haklarına saldırılacağını öne sürerek, yayının durdurulmasını isteyebiliyor.
Yeni TCK'ye hiç gerek yok. Yürürlükteki yasalar gereği, yayın gerçekleşmeden, yani "suç" oluşmadan, Medeni Kanun hükümlerine dayanılarak yayın durdurulabiliyor. Durdurma kararına itiraz ediyorsunuz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na göre yapılan duruşmalarla günler geçiyor ve mahkeme itirazınızı reddediyor, Yargıtay'a başvuruyorsunuz. Yargıtay'da sıranın ne zaman geleceği malum, ya da malum değil. Böylece güncelliğini yitiren yayın doğmadan boğulmuş oluyor.
"Abdülhamit sansürü" denilen uygulamada bile, sansür memuru yayından önce gelir, gazeteyi görür, "Şu yazıyı koymayın" diye açık sansür uygulardı. Bugün ise, daha yayın görülmeden, neler söylenip neler yazılacağı bilinmeden "Abdülhamit sansürü"nü aratan bir örtülü sansür uygulanabiliyor.
TCK'nin yanı sıra, bu uygulamalara olanak veren yasalar da gözden geçirilmeli.
Bir çağrı
Yeni TCK'ye karşı girişimlerini sürdüren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, yayımladığı son "çağrı"da yeni TCK'nin "içerdiği ağır hapis cezaları ve demokratik değil otoriter devlet anlayışını sürdüren yapısıyla mesleği olanaksız hale getirdiğini" belirterek, "Biz gazeteciler basın ve ifade özgürlüklerini tehdit eden hükümlerin değiştirilmesini talep ediyoruz" diyor.
Bir şiir
Dizelerimiz Emrah Altınok'un ilk kitabına adını veren "aradaki" şiirinden, (Çınar Yayınları, 2005):
"aradayım ben aradaki / iki taş arasına büyüyen / renksiz bir ot gibi / deliren ve delirdikçe susan / çoban köpeği gibi."
ngureli@milliyet.com.tr
|
|