|
Çağdaşlık maskeli iskeletler dansı...
YERYÜZÜNDEKİ, çoğu görüntüden ibaret 200 devlet arasında, sayıları 50'yi geçen İslam ülkeleri...
Bunlar arasında çağdaşlığa el uzatmış tek Müslüman ülke olarak sadece Türkiye görünüyordu...
Gerçi Türkiye de, İlter Türkmen'in "kamu hukuku doktrinleri"ne armağan ettiği bir deyimle, "garnizon devletler" grubunun dışına pek çıkamamıştı.
Köylülüğü aşamamış olan Türkiye'de; endüstri devriminin yarattığı "burjuva sınıfı"nın boşluğunu, Hazine'den geçinmeli "sivil-asker" oligarşik bürokrasi; yapay bir "imaj"a yaslanarak "ilerici" olma iddiasıyla dolduruyordu.
***
Şimdi artık yapay ilericilik imajı yıkılmakta; "Türk'e Türk propagandası" havada kalmakta; hamaset edebiyatının ekonomiye artı getirme yerine, yolsuzlukları duvarladığı ortaya çıkmakta; 20. yüzyılın da köküne kadar ıskalanmış olduğu somutlaşmakta...
***
Ne karamsarlığa gerek var, ne de şaşıp şaşıp apışıp kalmaya... Aldanma ve aldatma dönemleri aşılıyor çünkü...
Aşılıyor da ne oluyor?
Bu sorunun yanıtı, 20-25 yıl sonra netleşebilir ancak; şimdiden bir öngörü yapmak zor...
Örneğin bir İstanbul depremi, beklenmedik çalkantılar ve tablolar yaratabilir...
***
Gerçekçi olmak gerekirse, kaygılanmak da anlamsız. Toplumsal açıdan bakıldığında; bireylerdeki mesleksizlik tümörüyle, kapasite düşüklüğüne karşın, kurnazlıkla paçayı kurtarma umudu henüz sürüyor. Bu umudunun da tıkanmakta olduğunun pek farkında değil kimse...
Ziyan olan olacak, olmayan olmayacak...
Her ne kadar politikacılar:
- Sizleri kurtaracağız, diye nutuklar atsalar da...
***
Gerçi evrensel dinamikler 21. yüzyılı da ıskalatmayacaklar Türkiye'ye... Ama bu, "ulus-devlet" modeliyle "oligarşik egemenlik"in, yine de sürüp gideceği anlamında değil...
Ya ne anlamda?
"Onlar-biz" ayrımının biteceği ve sevdikleri iş ve uğraşlarda çağdaş bir kalite yaratanların, evrenselleşeceği anlamında...
Bugün böyle bir rotada yol alanlar da var Türkiye'de...
***
Günümüze gelince...
Bakırköy'de simit ve pasta fırınlarının mutfağına yapılan baskınlarda ortaya çıkan kepazelik bir yana; Sağlık Bakanlığı'nın lokanta ve mutfağı da aynı durumda olduğuna göre...
Sütlüce Kaymakamı'nın Orhan Pamuk'un kitaplarını toplatma emri vermesi de bir yana; Ankara'da "yasaklanmış kitaplar sergisi" açılırken, yeni TCK ile yeni yazı yasakları da getirildiğine göre...
Sahte rakı, sahte şarap, sahte bal, sahte diş doktoru, sahte imam, sahte polis de bir yana; milletvekilinin sahtesiyle, zeytinyağının da sahtesi ortaya çıktığına göre...
***
Bu arada TV kanallarında bakanlarla konuşan dostlardan da bir ricada bulunsak; öncelikle görüştükleri bakandan, bakanlığının bütçeden aldığı payı sorsalar...
Sonra da AB üyesi devletlerden herhangi birindeki aynı bakanlığın, kendi bütçesinden aldığı payla karşılaştırsalar bizimkinin aldığı payı...
***
"En iyi çözüm, çözümsüzlüktür" anlayışıyla, "benden atlasın da, nerede patlarsa patlasın" bencilliğinin ve kökü ekonomik bir kezzap bataklığında saklı toplumsal kızamıkları, bir "asayiş sorunu" olarak görme sakatlığının; nelere mal olduğu ortaya çıktıkça...
Çağdaşlık maskeli iskeletler dansında, maskeler teker teker yere düştükçe...
Sakın enseyi karartmayın...
Aldanarak avuntularla yaşamaktan, çok daha sağlıklıdır gerçeklerle burun buruna gelmek...
***
Kadir Çöpdemir, NTV'deki kendine özgü programında, caddelerde dolaşıyor; şıkıdım genç kızlarla, havalı delikanlılara ve kasketli keten helva satıcılarıyla, yaşlı hanım teyzelere, "Nobel ödülü"nün ne olduğunu soruyordu.
Kimi "Nobel ödülü"nün adını duymuştu ama, ne olduğunu bilmiyordu; kimi adını bile duymamıştı...
Dağa taşa "Önce vatan" diye yazıldığında; demek ki, Nobel ödülleri ilgi dışı kalıyor...
Yaşasın çağdaşlık, yaşasın ilericilik...
Alkışlayalım arkadaşlar...
***
İncirlik Üssü konusunda Ankara, Washington'la anlaşmış görünüyor...
Global sermaye yatırımları artacakmış, diyorlar...
Cep telefonlarının sayısı 30 milyonu geçmiş...
Sokaklardaki gasp olaylarının üstesinden gelineceği söyleniyor.
Arnavutluk'u da yendik.
Grip de değilsiniz...
Sevdiğiniz de, sizi seviyor; daha ne istiyorsunuz?
Nasıl olsa 20-25 yıla kadar, AB üyesi de olacağız...
Üstelik Sumatra depremi, tsunamiye de yol açmadı...
Yetmez mi?
c.altan@prizma.net.tr
|
|