|
Milletvekilliği en sağlam sağlık sigortası...
Haber Türk TV'nin programcısı Özlem Gürses geçenlerde beni bir hayli konuşturup, geçmişin hareketli, aynı zamanda nostaljik olaylarını izleyicilerine dinlettikten sonra bir soru sordu:
- Geçmiş yıllardaki siyaset ve devlet adamlarıyla bugünküler arasında kalite farkı var mıydı?
Hiç tereddüt etmedim "Ona ne şüphe, dedim, eskiler çook kaliteliydi çünküüü!
Ve doğal olarak nedenlerini izah etmem gerekiyordu izleyicilere.
CHP'nin 27 yıllık Milli Şef İsmet Paşa yönetiminden sonra Demokrat Parti 14 Mayıs'ta iktidarı büyük bir ekseriyetle almıştı. Siyaset hayatında büyük deneyimler kazanmış, Atatürk'ün çevresinde ve onun yönetiminde yetişmiş bilgili, deneyimli, devlet adamları, bürokratlar vardı.
CHP'nin bu yönden zengin kadroları yan yana zaten Demokrat Parti'ye kaymıştı. Yani, Demokratlar iktidarı aldıkları zaman apışıp kalmamışlardı. Zaten kimdi yeni iktidarın yöneticileri? CHP'li eski Başbakan Celal Bayar, eski bakanlar, eski parti müfettişleri değil mi?..
O yıllar CHP'ye de DP'ye de dönemin genç yetenekleri bürokratlar, bölgelerinin politikacıları da katılmışlardı. Yani, iktidar da muhalefet de güçlü kadrolara sahipti.
Şu son yıllar öyle mi ya! Kimler milletvekili adayı olmuyor? Hatta seçilmiyor ki! Meclis'e kadar girebilenlerin arasında uyuşturucu kaçakçılığına adı karışmış olanlar bile yok muydu?
Bu neden böyle oluyor? Siyasi partilerimiz adaylarını elekten geçirmiyorlar da ondan! Çevresinde biraz nüfuzlu olduğunu gördükleri aday hele bir de kesenin ağzını açmışsa mesele tamam!
Sağlık sigortası
Size bir şey söyleyeyim mi... Milletvekilliğini yalnız ticari amaçları için kullanmak isteyenleri bir yana bırakın. Sağlık sigortası olarak görenler pek çok! Emekli olduktan sonra bile ister yurtiçi, ister yurtdışı limitsiz tüm ailenin sağlık bakımını (hatta bazen kaplıcaları) Meclis'in güvencesi altına almak az iş midir? Ömür boyu bundan büyük garanti olabilir mi?
Aziz dostum arkadaşım İsmet Sezgin İçişleri Bakanlığı sırasında beni Emirgân'da lokallerine davet etti. İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir de beraber sohbet ediyorduk. Sezgin bir ara eski günlere döndü, o yıllar Adalet Partisi'nin kurucularından ve yöneticilerindendi.
Ben de gazeteci olarak Ragıp Gümüşpala Paşa'yı (AP Genel Başkanı) gezi boyunca izliyordum. Hani neredeyse özel kalem müdürü bile bendim. Yolda siyasetin geçmiş günlerini anlatıyordum Paşa'ya... Çoğunu bilmiyordu, ilgilenmemişti!
- Yahu Yılmaz, dedi, hâlâ merak ederim sen niçin milletvekili olmadın? Bizimle beraber girebilirdin Meclis'e...
Güldüm. Siz, dedim, 3500 lira aylığa talim ediyordunuz o yıllar. Ben 6 bin lira alıyordum, nasıl geçinirdim? Hem de içimdeki gazetecilik mikrobu!
Vekillik teklifi
Tabii bu bir espriydi. Birden Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Ecvet Güresin olayını anımsadım. İsmet Paşa, Ecvet Bey'e milletvekilliği teklif etmişti sağlam bir listeden. Güresin uçuyordu sevincinden...
- Ağabey ne yapacaksın milletvekili olup, şurada çok önemli bir mevkidesin. O zaman hiçbir gücün kalmayacak. Boş ver gitme...
İki gün ısrar ettik, baktık gitmeye hazırlanıyordu. Doğan Nadi Bey'e çıktık. Efendim şu Ecvet Bey'i vazgeçirseniz.
Ben de yanında, Ecvet Bey ile Doğan Bey'in odasına gittik...
- Yahu Ecvet, Cumhuriyet'te her gün istediğin konuda yazıyorsun. (O günler Nadir Nadi Bey aileye küskündü) Eğer milletvekili olursan yılda kaç kez sıran gelecek de kürsüden sesini duyurabileceksin? Bu güzel meslek bırakılır mı hiç!
Ecvet Güresin milletvekilliğinden vazgeçmişti...
|
|